adamin hayati kaydi bu yaziyi yazdigi icin. ama liberale ekmek cok, cabuk toparladi.![]()
Results 1 to 6 of 6
ATAKÜRT
Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını "Kürdiye Cumhuriyeti" koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla "Atakürt" adını alsaydı...
Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına "Kürt" deneceği için hepimiz "Kürt" sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a "Ne mutlu Kürdüm diyene" pankartları asılsaydı...
"Kürdiye’de" Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında "deniz Kürdü" oldukları iddia edilseydi...
Kürtlerin "yedi bin yıllık" bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.
Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...
Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...
Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...
Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...
"Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var" dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.
İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, "özel timler" bizim "Kürdiye Cumhuriyeti’ni" parçalamak isteyen "ayrılıkçılar olmamızdan" kuşkulanıp hepimize sürekli "suçlu" muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.
12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...
Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı "Türk teröristlere" yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...
Biz Türkler buna razı olur muyduk, "işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz" sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?
Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin "eşit" vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?
Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih "Türk" çizgisinden yürümüş, bugün bizim "Türk" olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.
Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan "demokrasiyle" ve Kürt vatandaşların "kimliklerinin" kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:
- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?
Biz Türkler, bir "Kürdiye Cumhuriyeti’nde" yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.
Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?
Değmez diyenler "demokrasi" istiyor işte.
Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?
Ahmet Altan
Online Dinle
Download
Download - Alternatif Link
Last edited by kurtulush; 8th January 2010 at 09:12.
adamin hayati kaydi bu yaziyi yazdigi icin. ama liberale ekmek cok, cabuk toparladi.![]()
Bu yazıda bir mantıksızlık var. Musul'dan ya da Erbil'den kalkıp gelen ve bütün Anadolu'yu kurtaran herhangi bir kişi, yine Türkiye adını kullanmak zorundaydı. Çünkü bu ad, Atatürk Türk olduğu için değil, çizdiği sınırlarda bir çok kişi bu bilinç ile toplandığı, aynı dili konuştuğu (buna şehirli Kürtler de dahildir), ortak bir tarihi geçmişten geldiği için konuldu. Bu açıdan bakma becerisi olamaz tabii bir liberalin, çünkü o kârın peşinde bir fahişedir...
yanlış biliyorsun. Türk milliyetçiliği -yani mustafa kemal ve arkadaşlarının uydurduğu şekliyle- icat edilmiştir. Daha 1870'ler de İstanbul'a gelen macar pan-türkist türkologlara jön-türkler "türk dediğin anadolu'da domuz gibi yaşayan insandır" diyebiliyordu. Türkçülük rus göçmeni yusuf akçura tarafından ta 1900'lerin başında icat edilmiştir. Anadolu'da cumhuriyet sonrasında türklük zorla empoze ettirilmiştir. Zaten rejimin yaptığı katliamlarla türkleştirme zorla yapılmıştır.
Bu arada Ahmet Altan'ı ya da onun tarzı liberalizmi ddesteklemiyorum.
Ben yanlış biliyorsam, Türkiye'ye Kırım'dan, Çeçenistan'dan, Dağıstan'dan, Balkanlardan ve Arap yarım adasından göçen ve günümüz Türkçesini konuşan milyonlarca insan da mı yalan söyleyecek. Bu ülkeye göçenler ve içinde yer alanların hepsi, tarihsel olarak Orta Asya kavimlerinden gelmiştir ya da Hitit, Persiya ve ya Doğu Roma kökenli devşirmelerdir. Sonuç olarak bakarsan en az 5 yüzyıl bu insanlar Türkçe konuşmuştur, buna şehirli Kürtler dahildir. Sen istersen Gürcistan'dan yap, ister Bulgaristan'dan yap, sonuç olarak Anadolu topraklarının büyük bir kısmı Türkçe konuşmakta. Sonuç olarak Türk bilincine sahip ve ülkenin adı elinde sonunda Türkiye olacaktır.
Ha şunu derseniz anlarım, bu ülkenin büyük çoğunluğu Türkmen asıllı değil, yerli karışımıdır. Bunun aksini iddia etmiyorum ki, ama bu kişiler Türkçe konuşuyorlar. Tarihin diyalektiğini geriye saramazsınız, ileri sarabilirsiniz. O yüzden isterse Çinli olsun, bu topraktaki ülkenin adı Türkiye olacaktı.
bu dediklerin baştan sona yanlış. Bir kere arabistan gelen ciddi bir nüfus yok. Diğer taraftan imparatorluğun son dönemlerinde gelen "muhacirler" /göçmenler esas olarak müslüman fakat etnik köken olarak arnavut'undan tutda çerkezine kadar bir dolu millet var. Bunlar anadolu halkının dörtde biri kadarını oluşturuyorlar. Geriye kalan nüfusun önemli bir kesimi ya katlediliyor (ermeniler) ya kovuluyor (rumlar). Kovulan rumların yerine yunanistan gelen bir çok "türk" türkçe bile bilmiyor! Tersine giden rumlar biliyor!
Kaldı ki şimdi türkçe üzerinden bir pantürkist ırkçılık savunuyorsun ama, türkiye de ilk okula gitmiş herkes bilir ki kemalizmin icat ettiği türk şovenizmi salt dil üzerine değil, uydurma bir kültür ve ırk birliği varsayımına dayanır. Bütün bunlar zorla yaratılmış, baskıyla dayatılmıştır.
Neyse zaten asıl mesele şu; türkiye'nin esas kuruluş nedeni; 1. dünya savaşında osmanlı askeri elitinin, yağmaladıkları ermeni malları ve tecavüz ettikleri ermeni kızlarından dolayı galip ittifak devletleri tarafından cezalandırılacakları korkusudur. Bundan dolayı kongre iktidarları döneminde (Bknz: Bülent tanör) yani kemalist iktidarın kendisini kurmasından önceki yerel ağa-bürokrat meclisleri döneminde bu "anti-emperyalist" askerlerin çoğu mandacılığı savunurken, bu yargılama korkusuyla "bağımsızlığı" savunmaya başlamışlardır. Kazım karabekir anılarında inönüyle bu işleri bırakıp bi çiftlikte ağa olmak üzerine yaptıkları muhabbetlerinden bahseder. Türklük ideolojisi de 1930'larda yükselen ırkçı söylem sonucunda yeni kurulan ve bütünüyle temelsiz olan rejime ideolojik destek sağlamak için sonradan daha da ırkçı bir zemine oturtulmuştur...
İşte Oz9u12; senin savunduğun şovenizmin tarihsel kökeni bu. Yol yakınken burjuvazinin bu milliyetçi ideolojisini bırak ve insanlığı gerçekten kurtarabilecek olan dünya işçi sınıfının enternsayonal saflarına katıl derim. Burjuvazinin bir geleceği yok ve türk egemen sınıfı da içsel tutarsızlıkları ve çelişkileri tarafından rezil rüsva oluyor ve parçalanıyor. Aklı çalışan bunu görür.