Results 1 to 1 of 1
Kemalizm, jakoben bir modernleşme hareketidir. Ne var ki Kemalizm ile ilgili tüm soruların cevaplarını bu ifadenin içinde bulamayız. Çünkü her tarihsel deneyimde olduğu gibi onlar da bu ana niyetlerinin dışında birçok sorunla karşılaşmışlardır.
- Birinci sorun imparatorluğun dağılmasından kaynaklanır. İmparatorluğun her yerinde ulusal kurtuluş hareketleri patlayınca Türkler de buna, sınırları, tutabilecekleri en geniş şekilde çizmeye çalışarak cevap vermişlerdir. Bu eşyanın tabiatı icabıdır. Bu sınırlar misak-ı milli sınırları olarak tecelli etmiştir. Bu sınırlar içindeki gayrimüslim unsurlardan Ermeniler zaten Osmanlılar zamanında tehdit teşkil etmeyecek bir sayıya indirilmiş olduklarından geriye Rumlar ve Kürtler kalmıştır. Rum meselesi de mübadele sonucu karın ağrıtacak bir sorun olmaktan çıkınca Türkler Kürtlerle baş başa kaldılar ve Kürt isyanını zorla bastırdılar. Bu o zamandan beri Kemalistlerin Kürt sorununu çözüm biçimi olarak kaldı. Sosyalistlerin bunu benimsemesi beklenemez, hangi kılıfa uydurmaya çalışsalar sığmaz.
- Kimileri Deniz Gezmişin idam sehpasındaki Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği sözünü hepimiz kardeşiz lafının içinde boğuntuya getiririz diye düşünüyor olmalılar. Bunu becerebilirler de. Ne var ki gerçek olan Deniz Gezmişin idam sehpasındaki sözleriyle devletin Kürt politikasını reddettiğidir, o sıralar devletin Kürt kelimesini bile yasakladığı hatırlanırsa bu daha rahat anlaşılır.
- Şimdi antiemperyalizm konusuna gelmek istiyorum. Büyük kapitalist devletlerden birine veya birkaçına karşı siyasal/biçimsel bağımsızlık savaşı veren herkes kendini antiemperyalist sanıyor. Oysa ne Kemalizm, ne anti-Amerikancı ve anti-Batıcı İslamcı hareketler ve ne de mesela Arap milliyetçiliği antiemperyalisttir. Onlar halisane niyetlerle böyle olduklarını sanabilirler ama antiemperyalist değildirler. Emperyalizm dünya kapitalist sisteminin bir ürünüdür ve buna karşı olmayı gerektirir. Değilsen senin bütün yaptığın o değil de ben emperyalist olayım mücadelesinden ibarettir. Tabii bu mesela Irakta ABD işgaline karşı direnişi desteklemeyelim anlamına gelmez ama o şimdiki emperyalist güce karşı bir direniştir, özünde antiemperyalist değildir.
Kaynak: http://www.solplatform.org/archive/i...hp?t-2293.html
- SSCB döneminde bu ülkenin dünya kapitalist sisteminin dışına çıktığı ve dolayısıyla SSCB sistemine dahil olmanın gerçek bir antiemperyalizmi içerdiği sanıldı. Öyle bir dönemde yaşamış olan Deniz Gezmişin ve arkadaşlarının bundan etkilendiğini söyleyebiliriz. Hatta o zamanlar hem ABD hem de SSCB nüfuzuna girmeyen bağımsız ülkeler topluluğu da vardı. Böyle bir ortamda antiemperyalist mücadeleden ve tam bağımsızlıktan bahsetmek anlamlı gibi duruyor, çoğumuz da öyle yapmıştık o genç yaşımızda, yarım yamalak bilgilerimizle. Günümüz dünyasında bunlar bitti. Şimdi tek bir dünya sistemi var, o da tüm dünyayı kapsamakta olan dünya kapitalist sistemi. Antiemperyalizm artık anti-kapitalizmle iyice çakıştı ve biz şu anda dünya kapitalist sisteminin hakkından nasıl geleceğimizi bilemiyoruz. Bunu arıyoruz ama şu anda bilemiyoruz. Bu şartlarda tam bağımsızlık ne anlama gelir?