Results 1 to 1 of 1
'İÇİNDEKİ KADINI BULMAK' ÜZERE 15 YAŞINDA KÖYÜNDEN AYRILAN ESMERAY: KÜRTSENİZ, FEMİNİSTSENİZ VE TRAVESTİYSENİZ HAYAT ÇOK ZOR
Evime gitmek için 10 yıl boyunca kullandığım yoldan geçerken şiddete uğradım. Yol üzerindeki karakolun polisleri 'travestilerin, transseksüellerin buradan geçmesi yasak' diye başlayan cümlelerini yumruk ve tekmeleriyle sonlandırdılar...
Herhangi bir sorunun çözümü için bir yere bomba yağdırmak işlevsel olabilir mi? Kürt sorunu asla silahla çözülemez. (...) Türkiye'de maalesef muhalefet yok. Sol hareketler ise Kürtleri yalnızlaştırdılar. Durum böyle olunca da, AKP dilediği gibi davranabiliyor...
15 yaşındayken Kars'ın Eşmeyazı Köyü'nden 'içindeki kadını bulmak' üzere ayrıldığını söyleyen Travesti Esmeray'la, stand up gösterisi 'Cadının Bohçası'ndan, Türkiye'de kadının durumundan ve yaşadığı zorluklardan konuştuk.
Esmeray yıllarca zorunlu seks işçiliği yaptığını ancak/eminist teoriyle tanışmasının ardından kadın bedenine yönelik istismarı kabul edemediğini ifade ederek, "Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Kadın bedeni pazarlanıyor. Ben seks işçiliğini bana dayatıldığı için bıraktım" dedi. Esmeray Kadın Akademisi Amargi'nin kurucuları arasında yer almasını, daha önce iletişime geçtiği jeminist gruplara kendisini ait hissedetnemekle açıklayarak, "Hem Kürt hem kadın hem Jeminist hem trauesti iseniz emin olun hayat sizin için çok daha zordur!" diye konuştu.
Kars'tan istanbul'a neden gittiniz?
Babam benim okumama izin vermedi. Sadece ilkokulu bitirebildim. Köydeki çiftçilik, hayvan bakımı gibi işleri de yapamıyor-dum. Böylece ailem İstanbul'daki akrabalarımın yanına gitmeme ve orada çalışmama karar verdi. Boya badana işleri, bulaşıkçılık, seyyar satıcılık yaptım. Ancak gittikçe içimdeki kadının açığa çıkması ve bu durumun görünümüme de yansımasıyla söz konusu işleri yapamaz oldum. Benim durumumdaki insanlara dayatılan seks işçiliğini yapmak zorunda kaldım.
Seks işçiliğini ne zaman ve nasıl bıraktınız?
Seks işçiliğini yapmak zorunda kaldığım ilk günü hiç unutamıyorum. O gün 'artık Mehmet öldü, fahişe Esmeray var' diye düşünerek çok ağlamıştım. Hayatta kalabilmek için başka bir zemin bulamadığım yıllardı o yıllar. Feminist teoriyle tanıştığımda ise kendimi ve yaşadıklarımı sorgulamaya başladım. Erkekliğin her yerde olduğunu ve sürekli yeniden üretildiğini gördüm. Yaptığım iş bana bir dayatmaydı ve kadın bedeninin pazarlanması, parçalanmasıydı, bunu kabullenemezdim. Bir süre aşçılık yaparak hayatımı kazandım şimdi ise oyunculuğun yanı sıra İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde midye satıyorum.
Oyunculukla nasıl tanıştınız?
Çocukluğumda 'tiyatro' sözcüğünü dahi duymamıştım. Ancak gözlem ve taklit yeteneğim çok yüksekti. Aile büyüklerim beni çağırır taklit yaptırarak, eğlenirdi. Köye televizyon geldiğinde tüm reklamları ezberlemiştim ve örneğin Ajda Pekkan'ın Alo reklamındaki halini taklit ederdim. Mezopotamya Kültür Der-neği'nde bir yıla yakın oyunculuk kursları aldım. Bir yılın sonunda dernek, onlara katılmamı istedi ancak o dönemde Amargi'yi kurmuştuk ve çok zamanımı alıyordu. Tercihimi Amargi'den yana kullandım.
Amargi nedir?
Amargi, Sümerce'de 'özgürlük' anlamına geliyor ve bir kadın akademisi olarak çalışıyor. Kürt, Ermeni, travesti, transseksüel, lezbiyen yani "farklı" kadınlar olarak farklılıklarımızla nasıl bir arada olabileceğimize kafa yoran bir akademiyiz. Feminizmi Türkiye'de geliştirmek istiyoruz. Hiyerarşik bir yapı kurmadan örgütlemeye çalışıyoruz. İsteyen her kadın kendi belirlediği biçimlerde bu çalışmanın geliştirilmesine katkıda bulunabiliyor. Ben bireysel olarak daha önce iletişim kurduğum feminist gruplara ya da siyasi partilere ait hissedemedim kendimi. Hem Kürt hem kadın hem feminist hem travesti iseniz emin olun hayat sizin için çok daha zordur!
Tiyatro yaşamınız nasıl gelişti?
Erkekler ve erkeklik her yerde. Tiyatro da erkeklerin elinde. Örneğin Dario Fo'nun birçok oyununu aslında karısının yazmış olduğunu biliyor muydunuz? Biz de Amargi olarak 'neden kadın tiyatrosu oluşturmayalım?' diyerek yola çıktık. Teori, pratik, sahne, oyunculuk gibi alanlarda çalışmalar yaptık. 12 kadının hayat hikayesini anlatan 'Yazmadan Dökülenler' adlı bir oyun çıkarttık. Boyalı Kuş Tiyatrosu'yla da çalıştım.
'Cadının Bohçası' nasıl ortaya çıktı?
'Eşcinseller her yerde' diye bir slogan vardır. Ben travestilerin de her yerde olduğunu göstermek istedim. Topluma söylemem gereken sözler vardı. Ben bu nedenle de tiyatro yapmak istedim. Erkeklerin öteki yüzünü anlatmak istedim. Ve bu neden mizahi bir dille olmasın dedim. Bir akşam 'insanlara anlatmak istediğim çok şey var' dediğim bir arkadaşım bana 'ne bekliyorsun hadi kalk anlat' dedi. Birden içimdekileri dökmeye başladım. Ve 'Cadının Bohçası' o gece ortaya çıktı. Mahir Günşıray Tiyatrosu'nda bir ay çalıştık oyun üzerine. İlk gösterimi feminist kadınlara yaptım, çok beğendiler. Eksiklerimi de tamamladıktan sonra İstanbul Beyoğ-lu'nda küçük bir mekanda sahne almaya başladım. Oyunu bugüne kadar 40'ın üzerinde sergiledim.
Kısa bir süre önce polis karakolunun önünden geçtiğiniz için şiddete uğradınız?
Evet. On yıl boyunca evime gitmek üzere kullandığım yoldan geçerken şiddete uğradım. Yol üzerinde bulunan karakolun polisleri 'travestilerin, transseksüellerin buradan geçmesi yasak' diye başlayan cümlelerini yumruk ve tekmeleriyle sonlandırdılar. Ertesi gün tüm sivil toplum örgütlerine, gazetelerin köşe yazarlarına, Uluslararası Af Örgütü'ne, Birleşmiş Milletler'e durumu anlatan mektup yazdım. Çok sayıda kişi karakolu arayarak tepkisini dile getirmiş. Ben de şikayette bulundum. Birkaç gün sonra bana şiddet uygulayan polislerden birisi gelerek özür diledi. 'Ben inançlı biriyim hakkını helal etmezsen buradan kalkmam' dedi. Yarım saate yakın konuştu, pişmanlığını dile getirdi. Samimiyetine inandım. Ona da söylediğim gibi, ona hakkımı helal ediyorum ve affediyorum ama şikayetimi geri almam. Çünkü benim sorunum kişi değil, kurum ve zihniyetin kendisi. Benim o polis memuruyla bir sorunum yok benim sorunum sistemin kendisiyle.
Kuzey Irak'a düzenlenen operasyon hakkında ne düşünüyorsunuz?
Herhangi bir sorunun çözümü için bir yere bomba yağdırmak işlevsel olabilir mi? Kürt sorunu asla silahla çözülemez. Üstelik, Barzani köylerin hedef alındığını ve sivil insanların yaşamını kaybettiğini söylüyor. Başbakan Erdoğan ise sivillerin zarar görmediğini açıklıyor. Barzani gözleriyle gördüğü bir durumu anlatırken, Erdoğan nereden biliyor sivillere zarar gelmediğini? Bu durum tıpkı bir kadının tecavüze uğradığını hakime anlatması ve hakimin de 'hayır uğramadığına dair kanıdarımız var' demesi gibi bir şey. Türkiye'de maalesef muhalefet yok. Sol harekeder ise Kürtleri yalnızlaştırdılar. Durum böyle olunca da, AKP dilediği gibi davranabiliyor.
"Cadının Bohçası'nda kadınlık ve erkeklik hallerini sahneliyoruz"
Esmeray, İstanbul Beyoğlu'nda küçük bir mekânda sahnelenen Cadının Bohçası adlı oyunla ilgili izleyicilerin tepkisini şöyle değerlendiriyor: İnsanların, travestilerin ya da transseksüellerin sokaklarda kolunu jiletleyen insanlar olmadıklarını gördüklerini düşünüyorum. Oyunda erkek dili olan küfüre yer vermemeye çok dikkat ettim. Kadınlık ve erkeklik hallerini sahneliyorum, politik, apolitik ve antipolitik insanlardan örnekler veriyorum, cinselliğin arka sokaklarını anlatıyorum. Erkeklerin kadınlara göstermedikleri yüzlerini ortaya döküyorum. Kadınlara ise aynada göremedikleri ölçülerini hatırlatıyorum. Yakın zamanda Mersin, Adana, Hatay, İzmir, Diyarbakır, Van, Niğde ve Yozgat illerine turneye çıkmayı planlıyorum. Bir de Sabancı ve Koç üniversitelerinde oyunu sergileme görüşmelerim var.
ÖZLEM ZORCAN ANKARA
Kaynak: Halkın Gazetesi BirGün ...
Esmeray 2 kez polis saldırısına uğradı, 2 kez şikayet etti, sonuç bekliyor
Esmeray ikinci kez yaşadığı polis saldırısını anlattı: "Kimliği verdim. Çantama bakmak istediğini söyledi. 'Asla' dedim, zorla çantamı alıp boşalttılar. Beni arabaların arasında tartakladılar, küfür ettiler. 'İstediğin yere şikayet et, yetki bizde' dediler." Emine Özcan’ın haberi.
Emine Özcan
"Cadının Bohçası" isimli gösterisini sürdüren ve midye satıcılığı yapan Esmeray, bugün (28 Mayıs) Amargi Kitabevi'nde yaklaşık 30 kişinin katılımıyla yaptığı basın açıklamasında polisin saldırısına maruz kaldığını söyledi.
Geçen sene Haziran ayında da aynı şekilde polisin kendisine hukuk dışı muamele ettiğini ifade eden Esmeray geçen Pazar (25 Mayıs) yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Saat 21:00'de Tarlabaşı'ndaki evime gidiyordum. Evimin olduğu yerde polis ekibi oluyor. Bu kez onların arasından geçerken birisi arkamdan 'dur' diye bağırdı. Durdum, kimlik istedi."
![]()
Esmeray polisin onu tanıdığını, "malum, bilinen şahıslardan kimlik istenmeyeceğini" bildiğini söyleyerek şaşırdığını aktardı:
"'Beni tanıyorsunuz' dedim, oralı olmadılar. Kimliği verdim. Çantama bakmak istediğini söyledi. 'Asla' dedim, beni arabaların arasında tartaklamaya başladılar, yakamdan tutup silkelediler, darbe aldım, küfür ettiler. Zorla çantamı alıp içindekileri yere boşalttılar. Eşyalarım etrafa saçıldı. Yaptıklarının suç olduğunu söyledim. 'İstediğin yere şikayet et, yetki bizde, sen bizi nasıl tehdit edersin' dediler."
Esmeray olayın evinin önünde gerçekleşmesi nedeniyle can güvenliğinden de endişe ettiğini polise ifade etmiş.
"Geçen sene aynı şekilde bana saldıran polis sonradan gelip özür diledi. 'Midye sattığını bilmiyordum, namaz kılan inançlı bir insanım, vicdan azabı çekiyorum' dedi. Ona midye satıcısı olmasam bile saldırı hakkının olmadığını söyledim. Davayı geri çekmemi istedi. Şikayetimi geri almadım."
Esmeray Pazar uğradığı saldırı için Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca geçen yıl yaptığı suç duyurusuyla birlikte artık dava açılmasını umduğunu söyledi.
![]()
“Üskül’ün sözü var”
Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nden Belgin Çelik LGBTT bireyler İnsan Hakları İzleme Hukuk Komisyonu adına Ankara’da düzenlenen 3. Uluslararası Homofobi Karşıtı Buluşma’da Zafer Üskül'le konuştuklarını, milletvekili Üskül'ün Esmeray'a yapılan saldırıyı da Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nda gündeme getireceği sözü verdiğini anlattı.
![]()
"Davalar açılıyor, saldırılar bitmiyor"
bianet'in sorularını cevaplayan Pınar Selek "Pervasızlıkla karşı karşıyayız, Davalar açılıyor, basın açıklamaları yapılıyor. Ancak saldırılar açık ya da gizli devam ediyor. Yaptırımın artırılması gerekir, sadece Esmeray değil ötekileştirilen herkes adına" dedi.
Özlem "Bu ilk saldırı değil, travesti ve transseksüel kimliğe olan ikinci saldırı da değil. Yıllardan beri süren saldırılar" dedi.
Sibel "Kınıyoruz ve Esmeray'ın yanındayız. Hem cinsiyetinden, Kürt, sanatçı, politik olmasına kadar Esmeray'ın bütün kimliklerine bir saldırıdır" dedi.
Gürşat "Devlet kabul ettiği hukuk devleti olmak istemiyor. LGBTT örgütlenmesini engelliyor. Bu insanlar toplumdan tecrit ediliyor. Devlet ayrımcılık ve homofobik tavrının ortaya koyarken diğer yandan AB'ye girmeye çalışıyor" dedi ve Tuzla tersanelerinden, Kürtlere, LGBTT bireylere tüm dışlananların ortak mücadele göstermesi gerektiğini ifade etti.
Kaynak: BİA, 28 Mayıs 2008
Last edited by kurtulush; 30th June 2008 at 22:34.