Thread: Antimilitarizm ve Vicdani Red Nedir ?

Results 1 to 2 of 2

  1. #1
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Antimilitarizm ve Vicdani Red Nedir ?

    [FONT=Tahoma]Antimilitarizm nedir?-O.Sönmez
    [/FONT]
    [FONT=Tahoma](Bu yazı 18 Eylül Cumartesi günü Kadiköy Halk Eğitim Merkezinde İTEP(İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu) tarafından organize edilen Panelde yapılan 20 dakikalık konuşmanın metnidir.)
    Oğuz Sönmez[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Eğer savaş ve barış, yöneten ve yönetilen ya da birey ve toplum ilişkilerini sorgulayacaksak, antimilitarizm bize sağlam bir dayanak, vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olacaktır. [/FONT]

    [FONT=Tahoma]Şimdi antimilitarizmin ilkelerini konu başlıklarıyla ele almaya çalışacağım:
    1- Bütün savaşlara karşı çıkmak:
    “Ama”sız, “fakat”sız, “haklı”-“haksız”, “temiz-kirli” vb gibi gerekçelere dayanmadan bütün savaşların, doğru olmadığını açık ve net bir şekilde savunmaktır.
    2- Savaş araçlarının üretim ve transferine karşı çıkmak:
    3- Militarizmin tüm yapılanmalarına karşı çıkmak:
    4- Vicdani retçileri ve Total retçileri desteklemek:
    Vicdani ret; kişinin dini, politik ya da ahlaki nedenlerle, ölme-öldürmeye karşı oluşundan dolayı askerlik yapmak istememesidir. Kişi, resmi hizmet karşılığı olarak kendisinden istenen sivil hizmeti de reddediyorsa o artık bir total retçidir.
    *Vicdani retçi bir asker kaçağı değildir.
    *Vicdani retçi gücünü bireyin özgür iradesinden alır.
    *Vicdani ret, bir toplumsal dönüşüm çağrısıdır.
    *Vicdani ret, savaşın insan kaynağını kurutmayı hedefler ve bu anlamda barış için de somut bir seçenektir.
    *Vicadni ret bir itaatsizlik eylemidir.
    5- Toplumun militarizasyonuna karşı çıkmak:
    *Militarizm her ne kadar ünüformalı, silahlı bir kurumu ifade ediyor olsa da, toplumsal yaşamın hemen her noktasında, okulda, ailede, işyerinde hatta politik yapılarda bile militairist kültür ve anlayışın yerleşmiş, sürmekte olduğunu görüyoruz.
    Barışı yakalamak, her türlü otoritenin tahakkümüne dur demek, toplumun üzerimizde oluşturduğu gelenek-görenek baskısına karşı çıkmak istiyorsak, çok uzaklara bakmamıza gerek yok; hayır demeli ve direnmeliyiz.
    *Militarizmin ideolojisi milliyetçiliktir. Bildiğimiz gibi modern ordular, ulus devletlerle birlikte tarih sahnesinde yerlerini almışlar ve kendilerini sınırların korunması göreviyle ifade etmişlerdir. Bu anlamda kendi varlığını milliyetçiliğe dayandırıp, başka uluslara, hatta aynı sınırlar içindeki azınlık milliyetlere de karşı olmayı ve düşmanlığı körükler. Ulusun varlığının ve sınırların sürekli tehdit altında olduğunu, dışımızdaki hatta içimizdeki herkesin düşman olduğunu vurgular. Şövenizm ve faşizm bu anlayışlardan beslenir.
    *Militarizm erkekliği yüceltirken, kadın ve eşcinselleri dışlayıp, aşağılayan erkek egemen anlayışa dayanır.
    *Militarizm ölümü kutsallaştırıp, şehadet gibi kavramlarla toplumun dini duygularının da sömürüsünü yapar.
    *Militarizm doğa ve çevre ile de barışık değildir. Savaşların yolaçtığı yıkımların yanında, nükleer, biyolojik, kimyasal silahlanmanın ulaştığı boyut, varolan sistemi bir kaç kez yokedecek güce ulaşmış durumdadır.
    6- Antimilitarist yapılarda hiyerarşik bir örgütlenme tarzı olmadığı gibi kararlar konsensüs yöntemine göre alınır.
    Konsensüs bir uzlaşma olmayıp, ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar alabilmektir. Hedef; tahakkümsüz ve şiddetsiz bir yöntem uygulayarak, azınlığın yok sayılmamasını, ezilmemesini sağlamaktır. Her birey diğerinin farklılığını, çözüm önerilerini kabul etmelidir. Ancak böylece saygı, güven ve hoşgörü gelişebilir. Böylece, farklılıkların olumlu bir şekilde değişebilmesi imkanı ortaya çıkabilir. Burada tek ön koşul; grubun benzer bir siyasi anlayışa ve aynı hedefe yönelmiş olmasıdır. 7- Antimilitaristler eylemlerinde itaatsizliği benimser. Bilinen ifade sivil itaatsizlik olmasına rağmen, sivil kelimesinin toplumun diğer (resmi) bir kesimini adeta karşısına aldığı ya da dışladığı için kullanmakatan yanı değiliz.
    İtaatsizlik, toplumsal değişimin ya da bireyin kendi yaşamını özgürce sürdürme arzusunun önüne geçen/geçirilen gelenek, buyruk, hukuk gibi statükocu anlayışlara karşı galiştirilen bir direnmedir. Hayır demedir.
    Aslında bu direnme tarih boyunca hep vardı ama itaatsizlik eylemini diğerlerinden ayıran özellikler vardır:
    *Eylemin kendisi açık olup, öncesinde de, bilinen iletişim yollarıyla topluma açık ve anlaşılır duyurusu da yapılır. Gizlilik ya da yanlış anlamaya yolaçacak davranışlardan sakınılmalıdır.
    *Eylem şiddet içermez. Şiddetin olmaması, yönetenlere yönelik bir rüşvet olarak algılanmamalıdır. Esas olan tüm toplumun katılımıdır.
    *Toplumun genel adalet anlayışına dayanır. Bu ise, hem toplumun hem de bireyin çıkarlarının gözetilmesini ifade eder. Bir vicdani retçinin öldürmeme isteği toplumun çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, esasında savaşı topluma dayatmak suç olmalıdır. Bu mantık, birey gibi diğer azınlıklar için de geçerlidir.
    *Eylemde çifte standart olmaz. (Düşünce Özgürlüğü Girişimi gibi)
    *Eylem bir sistem projesi sunmaz. Gandi’nin itaatsizlik eylemi başarıya ulaşmışsa da barışçıl bir Hindistan yaratmamıştır.
    *Eylem meşruiyetini yasalardan değil toplumun adalet anlayışından alır. Bu anlamda yasadışıdır da. Ancak eylemde; gerek bu durum ve gerekse de bu niteliklerin herhangi birinin diğerinin önüne çıkarılmasına izin verilmez.
    *Eylemciler, eylemin bedellerine katlanacaklarını bilirler.
    *Eylem, varolan hukuk sisteminin ya da otoritenin kabulünü değil aksine varolan statükoya karşı bir direnmeyi ifade eder.. [/FONT]

    [FONT=Tahoma][/FONT]
    [FONT=Tahoma]Kaynak: http://www.savaskarsitlari.org/[/FONT]
  2. #2
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Exclamation Türkiye'de Vicdani Red

    Mehmet, Mehmetçik olmayınca işkence gördü... Vicdani retçi Mehmet Bal şimdi tutuklu.

    Mehmet Bal, 9.5 ay askerlik yaptıktan sonra 18 Ekim 2002 yılında üzerindeki askeri üniformayı bir daha giymemek üzere çıkardı. Vicdani reddini açıkladıktan sonra bir ay Adana Askeri Cezaevi'nde yatan, Ocak 2003'de tekrar gözaltına alınmasının ardından Gülhane Askeri Tıp Akademesi'nde üç aylık "hava değişimi" verilerek serbest bırakılan Mehmet Bal, 8 Haziran Pazar günü Arnavutköy'deki evinin yakınında tekrar gözaltına alındı.

    Mehmet Bal, işkenceli gözaltı sürecinin ardından çıkarıldığı askeri mahkeme tarafından tutuklanarak Hasdal Askeri Cezaevi'ne atıldı.

    İnsan Hakları Derneği ve Antimilitarist İnisiyatif tarafından bugün vicdani retçi Mehmet Bal'ın tutuklanmasına karşı bir basın açıklaması yapıldı. İHD İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilen açıklamaya çeşitli kurumlardan destek de verildi.

    Askeri soruşturmada mantık aranmaz

    Vicdani retçiler sürekli devam eden soruşturma ve cezalarla karşı karşıya bırakılıp, "askeri birlik-mahkeme-cezaevi" üçgeni içine hapsediliyor.

    Türkiye'de bu güne kadar vicdani ret sebebi ile çok sayıda kişi yargılandı ve ceza aldı. Ancak vicdani reddi düzenleyen bir yasa bulunmadığından dolayı davalar, Askeri Ceza Kanunun'nun 87 ve 88. maddelerine dayanılarak "emre itaatsizlikte ısrar" ve vicdani ret açıklamalarından dolayı TCK 318. maddesine dayanılarak "Halkı askerlikten soğutmak" suçlamalarıyla açılıyor. Vicdani retçiler her türlü askeri emri reddettiklerinden ve her ret eylemi ile suç yeniden işlenmiş sayıldığından pratikte ömür boyu hapsi anlamına gelen bir cezalandırma sistemiyle karşı karşıya kalmaktadırlar.

    "Halkı askerlikten soğutma" suçlamasıyla hakkında açılan davadan daha önce beraat eden Mehmet Bal da şu anda, aynı zaman ve mekan içinde üç kez art arda tekrarlanan "Askeri elbise giy" emrine uymadığı gerekçesi ile açılmış üç ayrı davadan yargılanıyor.

    Vicdani reddini açıkladıktan sonra Askeri nezarethaneye götürülen Mehmet Bal'a sorumlu komutan "Askeri elbiseyi giy" der. Mehmet giymeyince ise tutanak tutulur. Bu sahne arka arkaya üç defa yaşanır. Buna istinaden de Mehmet Bal hakkında 3 ayrı "emre itaatsizlikte ısrar" davası açıldı. Ayrıca "izin ihlali" suçlamasıyla da bir dava açıldı.

    Önce işkence sonra hapis

    Mehmet Bal yaşadığı mahalleden sivil polisler tarafınan gözaltına alındıktan sonra Beşiktaş Jandarma İnzibat Komutanlığı'na teslim edildi. Burada sabaha kadar nöbetçi askerlerin dayak, küfür, taciz ve kötü muamelesine maruz kaldı. Evrak imzalamak istemediği için zorla parmak pastırıldı. Tuvalet ve içecek su ihtiyaçları karşılanmadı.

    Sabaha karşı 03.00 sıralarında ise tutulduğu hücrede feci şekilde dövüldü. Bu dayağın ardından gözleri kararmasına ve kendini çok kötü hissetmesine rağmen doktora götürülmesi talebi karşılanmadı. Sabah saat 09.00'da ise üzerine sıcak su dökülerek "uyandırıldı".

    İnsan hakları savunucuları mahkemede karşılaşabildikleri Mehmet Bal'da işkencenin izlerinin açık bir şekilde görüldüğünü belirttiler. Bir gözü moraran Mehmet Bal'ın aldığı darbelerden dolayı kulak çınlaması ve ağrı şikayetleri bulunuyor.

    Fiziken değil vicdanen

    Hasdal Askeri Cezaevi'nde tutulan Bal ilerleyen günlerde Adana Askeri Mahkemesi'ne sevk edilecek. İHD yöneticisi Halil Savda'nın ardından şu anda hapishanelerde bulunan ikinci vicdani retçi.

    Vicdani ret ile ilgili herhangi bir yasal düzenleme içine girmeyen devlet bu konuda çeşitli "çözümler" arıyor. Baskı ve zor yetmediği zaman bu "çözümlerden" en çok kullanılanı, militarist yapının sorgulanmasını sağlayan bu eylemleri "çürük" raporu vererek gündemden düşürmek...

    Halil Savda'ya da, tekrarlanan "askeri birlik-mahkeme-cezaevi" kısır döngüsünün ardından "çürük" raporu verilmiş ve "sosyal uyumsuz" ilan edilmişti. Ama Savda tıpkı Mehmet Bal gibi viddani red hakkı konusundaki ısrarlı tutumunu sürdürdü.

    Düşünce ve vicdanı tutuklamaya son

    İnsan hakları savunucuları, savaş karşıtları ve antimilitaristler adına yapılan açıklamalarda vicdani reddin bir hak olarak tanınması ve yasal güvenceye alınması istendi. Vicdani red tutumlarını sürdürenlerin işkence, dayak ve kötü muameleyle susturulmaya çalışılmasından vazgeçilmesi talep edildi.

    "Temel bir insan hakkı olan vidani ret hakkı düşünce, kanaat ve vicdan özgürlüğü kapsamında vazgeçilmez bir haktır" denilerek vicdani ret haklarını kullandıkları için tutuklu bulunanların serbest bırakılması istendi.


    Galatasaray Lisesi önünde tutuklanan vicdani retçi Mehmet Bal'a destek veren 40 kişilik gruptan 4 kişi, Sönmez, Bayrak, Özdaman ve Atak gözaltına alındı. Polis gerekçe olarak “halkı askerlikten soğutmayı" gösterdi. Bawer Çakır’ın haberi.
    Gözaltına alınan, ardından çıkartıldığı askeri mahkemece tutuklanan vicdani retçi Mehmet Bal için bir araya gelen yaklaşık 40 kişilik grup Bal’a yapılan baskı ve işkencelerin sona erdirilmesini ve Bal’ın bir an önce serbest bırakılmasını talep etti.

    “Mehmet adam olmayacak!”
    Antimilitarist İnisiyatif adına açıklamayı okuyan Oğuz Sönmez askeri cezaevlerinde benzer işkencelere maruz kalan vicdani retçiler Mehmet Tarhan, Halil Savda ve İsmail Saygı örnekleri önümüzde dururken Bal’ın can güvenliğinden endişe ettiklerini ifade etti.
    "Her türlü denetimden muaf, demir parmaklıklar arkasında kurulan işkence tezgahlarını protesto ettiklerini belirten Sönmez, Mehmet Bal’ın tam da bu zihniyete karşı olduğunu, insanların yaşam hakkını savunduğu için vicdani reddini açıklamıştır."
    Eyleme katılan Gülkan Ahıska bianet'e "Hem Mehmet’e hem de tüm vicdani retçilere özgürlük istiyoruz. Militarist zihniyetin artık hayatımızdan uzak durmasını, ölmemek, öldürmemek için savaşmayı reddeden vicdani retçilerin rahat bırakılmaları için hem burada, hem de uluslararası çapta bir kampanya başlatıyoruz" dedi ve ekledi:
    “Ayrıca Bal’ı adam etmek isteyen cinsiyetçi algıya diyoruz ki: “Mehmet adam olmayacak!”

    Vicdani retçi Nilgün Yurdalan “Militarizm sadece askere gitmeyen ya da giden erkeklerin sorunu değil. Kadınların da, eşcinsellerin de, kısacası herkesin hayatını etkileyen bir sorun. Bu nedenle Bal’ın ve diğer vicdani retçilerin özgür bırakılmasını istiyoruz” dedi.
    "Haberi duyar duymaz ne yapabiliriz diye düşündük. Vicdani ret ile ilgili çalışıyor ve üretiyoruz çok uzun zamandır” diyen Çıplak Ayaklar Kumpanyası üyesi Mihran Tomasyan eylemde olma nedenlerinin Bal’ın hem de diğer tüm retçiler üzerindeki baskıların kaldırılması olduğunu belirtti.

    Bal serbest bırakılana kadar destek ve dayanışma kampanyası başlattıklarını söyleyen grup sloganlarla dağılmak istedi.
    Ancak Galatasaray Lisesinin önünde bekleyen polisler savaş karşıtları Oğuz Sönmez, Serkan Bayrak, Gürşat Özdaman ve Mehmet Atak’ı gözaltına aldı.
    “Halkı askerlikten soğutmak” gerekçesiyle gözaltına alınan Sönmez, Bayrak, Özdaman ve Atak ilk olarak Taksim ilkyardım Hastanesine götürüldü.
    Muayene edildikten sonra ifadeleri alınmak üzere Beyoğlu Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. İfadeleri alınan eylemcilerin Taksim İlkyardım Hastanesindeki son muayeneleri yapıldıktan sonra serbest bırakılmaları bekleniyor. bianet'in bu haberi yayına hazırladığı sürede gözaltı işlemi devam ediyordu.
    "Ama kimseye de işkence yapılmasın..."
    bianet çevrede basın açıklamasını takip eden kalabalığa da görüşlerini sordu:
    İsmini vermek istemeyen bir 37 yaşındaki erkek "Bence askerlik kutsal bir şey. Vatan borcu bir yerde. Arkadaşlar yanlış yapıyorlar. Askerlik evlilik gibi yapılması gerekli. Ama tabii kim olursa olsun, ister Türk olsun ister Alman olsun kimseye kötü davranmamak lazım. İşkence yapmamak lazım. Eğer yapılmışsa haksızlık edilmiş" dedi.
    İsmini vermek istemeyen 33 yaşındaki bir başka erkekse "Ben de arkadaş gibi düşünüyorum. Askerlik vatan borcu ama kimseye de işkence yapılmasın. Ama arkadaş da askere gitsin yani" dedi.
    Kaynak: BİA, 11 Haziran 2008
    Fotoğraflar: Radikal

    Vicdani retçi Halil Savda gözaltına alındı

    İSTANBUL (27.03.2008)- Vicdani retçi Halil Savda, dün gözaltına alınarak Taksim Polis Karakolu’na götürüldü.
    Halil Savda, İHD İstanbul Şubesi’nin kısa bir süre önce tutuklanan vicdani retçi İsmail Saygı ile dayanışmak amacıyla Galatasaray Postanesi’nin önünde yaptığı açıklamanın ardından gözaltına alındı. Savda, Taksim Polis Karakolu'na götürüldü.

    Vicdani Retçi Halil Savda 184 gündür tutsak !

    [FONT=Tahoma]Vicdani retçi Halil Savda, 07.12.2006 günü duruşmasını izlemek için gittiği Çorlu Askeri Mahkemesi tarafından kaçma şüphesiyle(!) tutuklandı. O her zaman; asker olmadığını ve hiç bir zamanda olmayacağını, vicdani retçi olduğunu söyledi. (Savda'nın kronolojisini görmek için [/FONT][FONT=Tahoma]tıklayın)[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Savda, "askeri cezaevi-askeri mahkeme-askeri birlik" kısır döngüsünden dolayı "ömür boyu hapis", askeri emirlere uymamaktan dolayı da "sürekli hücre hapsi" riskiyle karşı karşıya... Savda, bir kez "firar", iki kez de "hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak kastı ile emre itaatsizlikte ısrar" suçlamasından toplam 21.5 ay hapis cezasına çarptırıldı ve halen Çorlu Askeri Cezaevi'nde tutsak.[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Halil Savda'ya ulaşmak için; Adres: 5.Kolordu Komutanlığı, Askeri Cezaevi, Çorlu-Tekirdağ; Tel: 0282 654 2397 (Sabah: 09:00-12:00, Öğl:14.00-17.00, Akş:19.00-21.00)[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Halil Savda [/FONT][FONT=Tahoma]www.youtube.com[/FONT][FONT=Tahoma]'da[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Halil Savda ile Dayanışma Fonu'na katkıda bulunmak için [/FONT][FONT=Tahoma]bize ulaşın[/FONT]


    [FONT=Tahoma]**[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Savda, Dünya Vicdani Retçiler Günü'nde hücrede...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Çorlu Askeri Cezaevi'nde tutsak bulunan vicdani retçi Halil Savda, askeri cezaevi elbisesi giyme, içtimaya çıkma, saç-sakal traşı gibi askeri emirlere! uymadığı için bugün (15 Mayıs) bir kez daha 9 günlük hücre hapsi cezasına mahkum edildi...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]**[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Vicdani Ret Platformu Dayanışma Konseri düzenledi...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Vicdani Ret Platformu, vicdani retçi Halil Savda ile dayanışmak için dün(29 Nisan) Beyoğlu-Gölge Bar'da, Kara güneş ve Siya Siyabend müzik gruplarının da katılımıyla bir Dayanışma Konseri gerçekleştirdi. Platform üyelerinin evlerinde hazırladığı yiyeceklerin sunulduğu konser saat 14.00 de başlayıp saat 20.00'ye kadar sürdü.[/FONT]

    [FONT=Tahoma]**[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Savda'ya "halkı askerlikten soğutma" soruşturması[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Savda'nın, hakkında açılan bir dava nedeniyle, bugün(27.04.2007) Çorlu sivil savcılığınca talimatla ifadesi alındı.[/FONT]

    [FONT=Tahoma]2006 yılında, İsrail Konsolosluğu önünde yapılan bir basın açıklamasında, "Askere gitmeyin" çağrısı yapıldığı suçlamasıyla Savda hakkında dava açılmış. Savcı, Savda'ya eylam sırasında çekilmiş fotoğraflar da göstermiş.[/FONT]

    [FONT=Tahoma]**[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Dayanışma Konseri - Halil Savda'ya Özgürlük...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Vicdani Ret Platformu, vicdani retçi Halil Savda ile dayanışmak için 29 Nisan Pazar günü bir Dayanışma Konseri düzenliyor. Platform üyelerinin evlerinde hazırlayacağı yiyecekleri sunacağı, Kara güneş ve Siya Siyabend müzik gruplarının da destek amacıyla katılacakları etkinlik saat: 14.00 - 20.00 arası Gölge Bar'da yapılacak.</B>(Adres: İmam Adnan Sk. N:8/1 Beyoğlu - Yeşilçam Sineması üstü)[/FONT]

    [FONT=Tahoma]**[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Vicdani Retçi Halil Savda'ya bir kez daha hücre hapsi...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Vicdani retçi Halil Savda, halen tutsak bulunduğu Çorlu Askeri Cezaevi'nde, kendisine verilen askeri emirlere(askeri cezaevi elbisesi giyme, içtimaya çıkma, saç-sakal traşı vb) uymadığı için bugün (16 Nisan) bir kez daha 8 günlük hücre hapsi cezasına mahkum edildi...[/FONT]

    [FONT=Tahoma]Savda'nın önceki sürecini görmek için tıklayın[/FONT]

    Vicdani Retçi Savda: Barışta da Savaşta da Askerlik Yapmam

    Halen tutuklu bulunan ve hakkında kesinleşmiş 15,5 ay hapis cezası olan vicdani retçi Savda için "çürük" raporu verilerek, barışta askerlik yapmaktan muaf tutuldu. Savda raporun kendi idaresi dışında verildiğini açıkladı.

    BİA Haber Merkezi - İstanbul

    08 Mayıs 2008, Perşembe

    Vicdani retçi İsmail Saygı'nın serbest bırakılmasını talep eden basın açıklamasına katılan ve gözaltına alınarak tutuklanan, Çorlu Askeri Cezaevi’nde tutulan vicdani retçi Halil Savda için "çürük" raporu verilerek, barış döneminde askerlikten muaf tutulmasına karar verildi.
    Savda, savaşkarşıtları.org'da yayınlanan mektubunda raporun kendi idaresi dışında verildiğini açıkladı. Vicdani ret tutumunu sürdürdüğünü belirterek "Savaşta da, barışta da askerlik yapmam" dedi.

    Savda'nın kesinleşen 15.5 aylık hapis cezası var

    Daha önceki yargılamalardan dolayı kesinleşen 15.5 aylık hapis cezası bulunan Savda "Türk Ceza Kanunu'nun '20 yaşını dolduran her Türk erkeği askerlik yapmak zorundadır' ibaresine dayanılarak kelepçeli olarak zorla askeri kışlaya götürüldüm. 'Askerlikten sıyrılmak maksadıyla emre itaatsizlikte ısrar' ve 'firar' suçlamalarıyla defalarca yargılandım, aylarca hapis cezalarıyla cezalandırıldım, işkence gördüm, defalarca hücreye atıldım, aylarca askeri cezaevinde tutuldum, halen de cezaevindeyim" dedi.
    Çorlu Askeri Hastanesi Sağlık Kurulu 25 Nisan 2008 tarihinde toplanarak hakkında "barışta askerlik yapamaz, seferberlikte askerlik yapar" kararı almasıyla ilgili Savda'nın açıklaması şöyle oldu:
    "Apar topar toplanan sağlık kurulu vicdani ret ediminin tartışılmasının önüne geçmek için böyle bir karara vardı. Özgürlük ve hukuktan nasiplenmemiş askeri yargı ve onun kurumlarının aldığı kararı kabul etmiyorum. Asla elime silah almam."
    Savda'nın talebi Türkiye'nin imzaladığı uluslararası sözleşmelerin gereğini yapması, vicdani retçilere uygulanan işkence, hapis ve sivil ölüm uygulamasından bir an önce vazgeçmesi, vicdani ret hakkını tanıması. (EZÖ/GG)

    "Vicdani Ret Hakkı Tanınsaydı Çürük Raporu Diye Bir Şey Olmazdı"

    Ankara Üniversitesi'nden akademisyen Gürcan "sahte çürük davasını" yorumladı: Asıl sorun kimin 'çürük' kimin 'normal' olduğuna devletin karar veriyor olması. 'Çürük' kategorisi devletin AİHM kararından kaçması anlamına geliyor.

    BİA Haber Merkezi - İstanbul

    08 Mayıs 2008, Perşembe


    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi araştırma görevlisi Ertuğrul Cenk Gürcan "Eğer Türkiye'de vicdani ret hakkı tanınsaydı, sahte çürük davaları diye bir şey olmayacak, politik ya da değil kendini askerlik yapmaya elverişli hissetmeyen kimse bunu devletin tanımladığı şekilde devlet onayından geçirmek için çabalamayacaktı" diyor.
    Kamuoyunda "sahte çürük davası" olarak bilinen Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde görülen, "askerlikten kurtulmak için hile yapmak ve buna iştirak etmek" suçlarından aralarında Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Nurettin Demirtaş gibi siyasilerin ve çeşitli kademelerde askeri görevlilerin de yargılandığı davanın iddianamelerinde pek çok kişinin sahte çürük raporu alabilmek için para verdiği ve karşılığında kurulan askeri bağlantılar yer alıyor.

    "Devlet AİHM önünde 'çürük' nedeniyle de yargılanacaktır"

    Gürcan'a göre böyle bir davayı "modernist" devlet anlayışı sonucu militarizmin bireylere geçirilmesi olarak okumak gerekiyor.
    Gürcan "modernizmi" teknolojinin ve diğer olanakların sürekli değiştiği dünyada her şeyin tepeden inme şekilde uygulamaya çalışan, bireyin devletin onayından geçmek zorunda kaldığı, bireysel ifade olanaklarının, yerel inisiyatiflerin geliştiği Avrupa ya da ABD'nin gerisinde bir Türkiye devleti projesi olarak yorumluyor.

    "Neye göre çürük?"

    Gürcan örneğin beş yıl önce sağlık şartları elvermediği için askerlik yapmak istemeyen birinin bugün sağlıklı olabileceğini, "çürük" kavramının esnek ve siyasi manipülasyona açık olduğunu söylüyor.
    Kimin "çürük" kimin "normal" olduğuna devletin karar vermesinin asıl sorun olduğunun altını çizen Gürcan, "Kişi politik bir tutumun dışında 'sıhhi' açıdan askerliğe elverişli olmadığını devletin onayından geçirmek zorunda kaldığı için 'sahte çürük' kavramı var" diyor.
    Siyasiler açısından 'sahte çürük raporu' alınmasının "Devletin parasıyla bu yapılır mı?" şeklinde kınanmasının doğru olmadığını söyleyen Gürcan'a göre antimilitarist ya da değil değil bir siyasinin askere gitmeyi istememesinin militarizmi sorgulaması açısından değerlendirilmesi gerektiğine inanıyor.
    "'Çürük' kategorisi devletin, militarizmin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı önünde yargılanmaması için de bulunmuş bir strateji. 'Sahte çürük davası' AİHM'in kararından kaçmak anlamına geliyor. AİHM kararlarına göre Türkiye vicdani ret konusunda bir düzenleme yapmak zorunda. Verdiği sözü tutmadığı için de AİHM önünde yargılanacaktır."

    Türkiye'de vicdani ret:

    İlk kez 1989'da Vedat Zencir ve Tayfun Gönül'den sonra vicdani retçilerin sayısı 60'a ulaştı. Son olarak ABD’nin Irak’ı işgalinin yıldönümünde vicdani reddini açıklayan Hakan Filizlibay'dan önce 2006'da İsmail Saygı vicdani retçi olduğunu açıklamıştı. Saygı şuan askeri hapishanede tutuklu bulunuyor. Saygı'ya destek vermek için basın açıklaması yaptıktan sonra tutuklanan vicdani retçi Halil Savda ise Çorlu Kapalı Cezaevinde. Türkiye'deki kadın vicdani retçilerin sayısı ise 13. (EZÖ/GG)

    12 Nisan’da Halil Savda’ya destek amaçlı düzenlenen eylemde basın bildirisi okudukları ve “Askere Gitme” yazılı bir pankart taşıdıkları için “halkı askerlikten soğutma suçlaması”yla yargılanan Serpil Köksal, İbrahim Kızartıcı ve Şevket Murat Dünşen beraat etti. İnsan Hakları Derneği - Ankara Şube Vicdani Red Çalışma Grubu duruşmanın ardından bir basın açıklaması yaptı.

    Barış Sulu’nun haberi.

    18 Nisan 2007 tarihinde Ankara’da Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı önünde, "Vicdani Retçi Halil Savda ile Dayanışma Eylemi" sırasında; basın bildirisi okudukları ve "Asker Olma" yazılı pankart açtıkları için “halkı askerlikten soğutma suçlaması”yla yargılanan Serpil Köksal, Murat Dünşen ve İbrahim Kızartıcı beraat etti.
    Davanın Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nde bugün (4 Aralık) görülen ikinci duruşmasının ardından İnsan Hakları Derneği Ankara Şube Vicdani Red Çalışma Grubu, İnsan Hakları Anıtı önünde bir basın açıklaması yaptı.
    Açıklama şöyleydi:
    Vicdani retçiler ve destekçileri üzerinde demokles’in kılıcı gibi ağır bir tehdit aracı olan TCK 318/1-2 “halkı askerlikten soğutma” suçlaması, vicdani retçilere görüşleriyle, yazılarıyla destek veren yazarlar-aydınlar üzerinde de önemli bir baskı aracı olmakta, düşünce ve ifade özgürlüğünü tümüyle ortadan kaldırmaktadır.
    Bugün yüzlerce savaş karşıtı, anti-militarist, demokrat bu tehditle karşı karşıyadır ve pek çoğu bu maddelerden yargılanmakta, ya sivil ölüme mahkum edilmekte veya ağır cezalara çarptırılmaktadır.
    TCK madde 318’in ceza karşılığı 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Ama bu “suç”, basın yoluyla işlenirse, yarı oranında arttırılarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına dönüşmektedir. Bununla da yetinmeyen devlet, Madde 318’i, 2006 yılının Haziran ayında kabul edilen Terörle Mücadele Yasası’nın kapsamı içine almış ve vicdani reddi bir “örgütlü suç”, bir büyük “tehlike” olarak göstermiş, cezaları da 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar arttırmıştır.
    Yani bu ülkede herhangi bir yazar ya da aydın kişi, “ben vicdani retçileri destekliyorum” derse, 4.5 yıl hapis yatma riskiyle karşı karşıyadır.
    Bilindiği gibi anti militarist düşünce; militarizmin tüm yapı, kurum ve anlayışına karşı topyekün mücadele eder. Savaşa, silahlanmaya ve toplumun askerileştirilmesine karşı çıkarak “halkı askerlikten soğutma”ya çalışır. Bu anlamda madde 318, savaş karşıtlığını ve anti militarist düşünceyi de yasaklamaktadır.
    Değerli basın mensupları,
    —Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmasına rağmen, 47 üye ülkenin içinde vicdani ret hakkını anayasal bir hak olarak tanımayan tek ülkedir. Vicdani Retçi O. Murat Ülke davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkûm edilen ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne; 2007 Ekim ayına kadar yasalarını bu yönde değiştireceğine söz veren Türkiye Hükümeti bu taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.
    — Vicdani retçilere uygulanan baskı ve engeller derhal sona erdirilmeli, altına imza atılmış olan, Uluslararası Sivil ve Medeni Haklar Sözleşmesi (USMHS)’nin 18. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 9. maddesi derhal uygulanmalıdır.
    — Terörle Mücadele Yasası kapsamına sokularak daha da ağırlaştırılan, TCK Madde 318 derhal kaldırılmalı ve süren yargılamalar sonlandırılmalıdır.
    Değerli Basın Mensupları,
    Bu suçlamayla karşı karşıya bulunan tüm insanların, haksızlığa karşı itaatsizlik eylemlerini, demokratik hakların kullanımı olarak gördüğümüzü, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiğimizi ve “Halkı Askerlikten Soğutma” suçlamasına konu olan bildiriyi de, düşüncenin ifade edilmesi hakkının kullanımı olduğu sebebiyle desteklediğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz.
    Ve konuya ilişkin olarak; İHD GENEL MERKEZİ, HELSİNKİ YURTTAŞLAR DERNEĞİ, VİCDANİ RET PLATFORMU, DÜŞÜNCE SUÇUNA KARŞI GİRİŞİM, KAOS GL, PEMBE HAYAT, IRKÇILIĞA VE MİLLİYETÇİLİĞE DURDE’nin çağrısıyla başlatılan imza kampanyasına gönüllü olarak katılan ve her gün katılmaya devam eden ve böylece bu “suç”a gönüllü olarak ortak olan yüzlerce insan’ın taleplerini de sizlere ve kamuoyuna iletiyoruz.

    İnsan Hakları Derneği - Ankara Şube Vicdani Red Çalışma Grubu

    “Askere Gitme” davası görüldü

    12 Nisan’da Halil Savda’ya destek amaçlı düzenlenen eylemde “Askere Gitme” yazılı bir pankart taşıdıkları için yargılanan Serpil Köksal, İbrahim Kızartıcı ve Şevket Murat Dünşen’in bugün görülen davasında Kaos GL de vardı. Barış Sulu’nun haberi.

    Barış Sulu

    12 Nisan 2007 tarihinde vicdani retçi Halil Savda’ya destek olmak amaçlı yapılan basın açıklamasında “Askere Gitme” yazılı bir pankart taşıdıkları için Serpil Köksal, İbrahim Kızartıcı ve Şevket Murat Dünşen’in hakkında “halkı askerlikten soğutma” gerekçesiyle açılan dava bugün (20 Eylül) Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
    Kaos GL’nin de izlediği davaya Düşünce Suçu’na Karşı Girişim, Irkçılığa Ve Milliyetçiliğe Dur De, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, Vicdani Ret Platformu, Pembe Hayat LGBTT Derneği’nden temsilciler katıldı.
    Köksal, Kızartıcı ve Dünşen ifadelerinde vicdani ret hakkını savunmanın düşünce özgürlüğü üzerinden ele alınması gerektiğini belirttiler. TCK’nin 318. maddesinin, Türkiye’nin de altına imzasını koyduğu uluslararası anlaşmalar sonucunda geçerliliğinin olmadığı savunuldu.
    Davanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilip gönderilemeyeceği hususuna daha sonra karar vermek için dava 4 Aralık’a ertelendi.

    Meraklısına: Dava konusu olan madde TCK’nin 318. (Halkı askerlikten soğutma) maddesi ve cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis.

    Elimin hamuruyla reddediyorum!



    "Ben, ELİMİN HAMURUYLA, doğaya ve insanlığa karşı işlenen tüm suçlara ortak olmayı reddediyorum" diyen Özlem Mollamehmetoğlu, 20 Mayıs’ta İstanbul Harbiye Orduevi önünde düzenlenen Vicdani Retçiler Buluşması'nda vicdani reddini açıkladı. Mollamehmetoğlu'nun açıklamasıyla Türkiye'de vicdani retçi olan kadınların sayısı 13'e yükseldi. Eskişehir muhabirimiz Ozan Gezmiş, aynı zamanda MorEl Eskişehir gönüllüsü olan Özlem’le konuştu.

    Ozan Gezmiş - Eskişehir

    Vicdani ret tam olarak ne demek, senin tavrınla birleştirerek anlatır mısın?

    Vicdani ret en kaba tanımıyla kişinin felsefi, ahlaki ve dini nedenlerden ötürü askerlik yapmayı reddetmesi durumudur. Aynı zamanda kişi bütün savaşlara katılmayı reddetmese bile, biçimine ve nedenine katılmadığı için de asker olmayı reddedebilir. Bu tanımlar gerek kadınların gerek eşcinsel erkeklerin gerekse engelli kişilerin reddini bire bir karşılamıyor. Peki, biz neyi reddediyoruz? Askere gitme zorunluluğumuz yokken nedir derdimiz? Buna kişisel bir cevap vereceğim. Benim derdim günlük hayatın askeri temeller üzerinde şekilleniyor olması. Bu durum sadece erkekler için bir sorun olarak gözükse de bir kadın üzerindeki yansımaları da onun kadar vurucu. Gözümüzü açar açmaz tepemize dikilen baba otoritesinden; okullarda her sabah geleceğin potansiyel askerleriyle birlikte hizaya sokulup; canımızı nasıl gözümüzü kırpmadan feda edebileceğimizin şarkılı türkülü ezberine kadar militarizme batmış durumdayız. Varlığımızın değersizleştirilmesinden gözaltında tacize ve tecavüze varana kadar her şey bu militarizasyonun bir sonucu. Bu nedenle kadınların reddi askerlikten öte bir şeylerin tartışılmasını zorunlu kılıyor bize. Benim reddim de görünen-görünmeyen bütün militarist yapıların feminist ve anti-militarist bir sorgulamasının sonucu olarak geldi.

    Türkiyeli 13. kadın vicdani retçisin. Deklarasyonun şöyle başlıyor: "Adamların kalabalığında kadınım, heteroseksüellerin kalabalığında biseksüel, lezbiyen, gey, travesti, transeksüelim, Türklerin içinde Laz, Kürt, Ermeni’yim, çözümü savaşmakta görenlerin içinde barışta ısrar edenim." Biseksüel bir kadın olarak bu toplumda ötekinin ötekisi olarak barışta ısrar eden olmak cesaret işi olsa gerek.

    Yoo, aslında bu yöntemi korkak olduğum için seçtiğimi düşünenler de var ama ben buna cesaret işi mi yoksa korkaklık mı diye bakmıyorum; inandığım ve önemli bulduğum bir şey yaptım. Devamını da getireceğim. Feminist hareket içinde de, anti-militarist hareket içinde de, LGBTT hareketi içinde de olmaya devam edeceğim. Bu hareket içinde olmak egemen olanlarla mücadele etmek anlamına da geliyor benim için. Ve gerek patriarkayla gerek militarizmle gerekse heteroseksizm ile mücadelede şiddetten arınmış bir yol izlemek mücadele alanlarının yapısıyla da kesişen bir tercih.



    Vicdani reddini açıklama sürecinde homofobik davranışlarla veya yargılamalarla karşılaştın mı?

    Hayır, herhangi bir homofobik tavırla karşılaşmadım.

    Arkadaşların ve ailen vicdani retçi olman konusunda ne düşünüyor?

    Ailem ve arkadaşlarımdan bazıları biraz endişelendiler; ancak bunda endişelenecek bir şey olmadığını uzun uzun anlattım. İyi de neden sen, dedi annem. Ben de ona herkesin verebileceği, hazırda olan cevaplardan verdim. Hala bazıları bu eylemin hiç bir şeyi değiştirmeyeceğini ve anlamsız olduğu noktasında ısrarcı; ama her zaman destek vereceklerinden eminim.

    Vicdani reddini açıklamanla birlikte bundan sonra hayatında ne gibi değişikler olacak?

    Bundan sonra şimdiye kadar ne olduysa aynı şeyler olacak ama belki konuşmayı sevmeyen bir insan olarak daha fazla cümle kurmak zorunda kalacağım. Çünkü “Bu kadınlar da neyi reddediyor canım, askere gitme zorunluluğu olsaydı bakalım böyle yapabilecekler miydi?” sorusunun doğrudan muhatabı oldum. Sen bana daha fazla soru sormaya başladın mesela ama bunu sadece reddimi açıkladıktan sonra değil, bir süredir düşünüyorum. Biz bilgi üretmeli ve bilgiyi yaymalı, paylaşmalıyız. Vicdani ret hakkında, anti-militarizm hakkında, itaatsizlik hakkında yeterli olmasa da kaynağa ulaşmak mümkün. Ancak az önce sorduğum sorunun (“bu kadınlar da neyi reddediyor canım, askere gitme zorunluluğu olsaydı bakalım böyle yapabilecekler miydi”) ve daha bunla ilişkili birçok konunun üzerine okumalı, yazmalı ve yazdıklarımızı yaymalıyız diye düşünüyorum.

    Meraklısına: Özlem Mollamehmetoğlu’nun 20 Mayıs’ta açıkladığı vicdani ret deklarasyonu şöyleydi:
    ''Adamların kalabalığında kadınım, heteroseksüellerin kalabalığında biseksüel, lezbiyen, gey, travesti, transseksüelim, Türklerin içinde Laz, Kürt, Ermeni'yim, çözümü savaşmakta görenlerin içinde barışta ısrar edenim. Cinsiyetçiliğin, ataerkinin, heteroseksizmin yıkıldığı, sınıfın ve sınırların ortadan kalktığı, dillerin ve kültürlerin özgür olduğu bir yaşam istiyorum ve biliyorum ki; bunların hiçbiri beni hayalini kurduğum yaşamdan uzak tutanların suçlarına ortak olmaya devam ettikçe gerçekleşmeyecek. Bir kadın olarak, bedenimin vatan ve namusla özdeşleştirilmesinin, varlığımın erkek üzerinden tanımlanmasının, en yakınımızdaki iktidar sahibi olan erkeğe itaatin sıradanlaşmasının nedeni olan militarizmi sorgulamamak; İnsanların zorla askere alınmasına, gitmeyi reddettiği durumda hapse atılmalarına veya sivil ölüm olarak nitelenen yaşam biçimine itilmelerine sessiz kalmak; Bölgede yaşanan iç savaşa ve gelen ateşkes çağrılarına devletin silahla ve bombayla karşılık verişine sessiz kalmak; Devletlerin ve bütün iktidarların suçlarına ortak olmaktır. Ben, ELİMİN HAMURUYLA, doğaya ve insanlığa karşı işlenen tüm suçlara ortak olmayı reddediyorum.''

    Özlem Mollamehmetoğlu


    "Halkı Askerlikten Soğutmak suç değildir" diyen; Düşünce Suçu?!na Karşı Girişim, Helsinki Yuttaşlar Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, KaosGL, MorEl Eskişehir, Pembe Hayat ve Vicdani Ret Platformu'nun çağrıcı olduğu "318'e hayır" kampanyasına katılmak ve bir imza vermek istiyorsanız ad-soyadınızı yazarak [email protected]'a bir email atın.
    (İmza metni ve imza verenlerin listesi aşağıda)

    İMZA KAMPANYASI METNİ

    -Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi olmasına rağmen, 47 üye ülkenin içinde vicdani ret hakkını anayasal bir hak olarak tanımayan tek ülkedir. Vicdani Retçi O. Murat Ülke davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkûm edilen ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne; 2007 Ekim ayına kadar yasalarını bu yönde değiştireceğine söz veren Türkiye Hükümeti’nin taahüdünü yerine getirmesi,
    - Vicdani retçilere uygulanan baskıların, engellerin ortadan kaldırılmasını, altına imza atılmış olan, Uluslararası Sivil ve Medeni Haklar Sözleşmesi (USMHS)’nin 18. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 9. maddesinin uygulanmasını,
    - Terörle Mücadele Yasası kapsamına sokularak daha da ağırlaştırılan, TCK Madde 318 (Halkı Askerlikten Soğutma)’in derhal kaldırılmasını, süren yargılamaların sonlandırılmasını,
    - Bu suçlamayla karşı karşıya bulunan tüm insanların, haksızlığa karşı itaatsizlik eylemlerini, demokratik ve ifade özgürlüğü kapsamında gördüğümü ve 20 Eylül 2007’de görülen davada, söz konusu suçlamaya konu olan aşağıdaki bildirinin bir düşüncenin ifade edilmesi ve bir hakkın kullanımı olduğunu, bu anlamda destek verdiğimi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum.

    Çağrıcı Kurumlar:

    Düşünce Suçu?!na Karşı Girişim
    Helsinki Yuttaşlar Derneği
    Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe
    İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi
    KaosGL
    MorEl Eskişehir
    Pembe Hayat
    Vicdani Ret Platformu

    İmza vermek için ad-soyadınızı yazarak [email protected]'a bir email atın

    İmza Verenler

    Abbas Şahin, Abdullah Bejar, Abdullah Karabaş, Abdullah Mona, Abdulhalim Kocabey, Abdullah Çınar, Abuzer Atlan, Adem Murat Yılmam, Adile Erkan, Adnan Körpınar, Adnan Özyalçıner, Adnan Saatçi, Adnan Sel, Ahmet Alvar, Ahmet Cinici, Ahmet Dikmen, Ahmet Geçgel, Ahmet Hamdi Seringen, Ahmet Karakoç, Ahmet Koçak, Ahmet Tanrıkolu, Ahmet Yalçınkaya, Ahmet Yazıcıoğlu, Ajda Demir, Akın Birdal, Akın Yılmaz, Alaettin Çakar, Ali Acan, Ali Barış Kurt, Ali Cabadak, Ali Can, Ali Can(II), Alican Aslan, Ali Çelik, Ali Dilgeş Seyidoğlu, Ali Durawan, Ali Ercan Kiraz, Ali Erkan Çalpur, Ali Genç, Ali Güdüç, Ali Gündoğdu, Ali Güzel, Ali İhsan Bayrak, Ali Kardak, Ali Karaduman, Ali Kerem Saysel, Ali Koç, Ali Küncülü, Ali Matur, Ali Muhammed, Ali Muzace, Ali Orun, Ali Sarıcan, Ali Taş, Ali Tosun, Ali Tunç, Ali Yağcıbulut, Ali Yıldız, Aliye Kurt, Alparslan Zengin, Alper Şen, Altuğ Tekin, Anıl Aslan, Arif Can Bakır, Arjen Ceylan, Arslan Limanoğlu, Arzu Aydın, Arzu Demir, Arzu Taş, Aslı Dinç, Aslı Gökdemir, Aslı Tiyek, Asuman Alkan, Asuman Özbey, Atakan Altın, Atilla Keklik, Avdo Karataş, Ayça Günay, Ayça Tatlı, Aydın Bayar, Aydın Bodur, Aydın Karçanta, Aydın Madsar, Aydın Öztek, Aydın Sevinç, Aydın Yalpa, Aydoğan Rezoh, Ayhan Demir, Ayla Aktaş, Ayla Gümüş, Aynur Aktaş, Aynur Seyrek, Aysel Kobulan, Aysel Kordu, Ayşe Bengisu, Ayşegül Şero, Ayşe Küpeli, Ayşe Tezcan, Ayşe Özdemir, Ayşe Ülkü Özakın, Ayşe Sokur, Ayşe Yılmaz, Aytek Beşikçi, Ayten Doğan Köksal, Ayten Kordu, Aytül Uçar, Azat Türk, Aziz Kaya, Aziz Tunç, Azer Kılıç, Aziz Ufuk Çıplak,
    Baki Boğa, Banu Ünal, Baran Deniz Aktan, Baran Yünlü, Barış Ataser, Barkın Karslı, Baskın Oran, Başak Akansu, Başak Kara, Başak Ülgen, Başkan Kalazade, Batuhan Batı, Bayram Doğan, Bayram Kaya, Bayram Özkaytan, Bea Mulowa, Bedirhan Badili, Bedrettin Mahir, Bedriye Cebe, Behlül Metin, Bekir Yörükoğlu, Bektaş Cinkılınç, Belgin Tatlı, Belma Ateş, Bendiwelat Özgen, Bengül Yağıbasan, Benhur Bolhava, Beran Doğan, Berat Alagöz, Berfin İzci, Beril Sözmen, Beritan Doğan, Berivan Doğan, Beriwan Tiryaki, Berkan Kayacan, Berkant Coşkun, Bertuğ Kodamanoğlu, Besime Burunlu, Beşir Carav, Bilal Aydın, Bilgesu Balcı, Birgül Özbarış, Birol Duru, Birsen Aydoğdu, Birsen Gülünay, Birsen Özsoy, Bora Bengisu, Burcugül Çubuk, Burcu Yaman, Burhan Aydın, Burhan Ozgen, Bülent Bilen, Bülent Kazan, Bülend Süren, Bülent Ünal, Bülent Zeytin,
    Cafer Yılmaz, Cahit Eryeli, Canan Erdoğan, Canan Keklik, Canan Okatan, Can Başkent, Cansu Şimşek, Caroline Begin, Casanndra Foranna, Celal Erhalaç, Celalettin Can, Celal Meral, Cem Barutçu, Cemil Cahit Selimoğlu, Cengiz Algan, Cengiz Hoşer, Cesim Erten, Ceyhun Çamlı, Ceysu İşcan, Cihat Akgül, Coşkun Şenel, Coşkun Üsterci, Cuma Cihan, Cumali Oruç,
    Çağda Türkmen, Çağdaş Küçükbattal, Çiğdem Cidan, Çiğdem Gençay, Çiğdem Şahin, Çilem Dinçer,
    Davut Erkan, Demet Demir, Demet Dinek, Deniz Agpunar, Deniz Arslan, Deniz Çelikel, Deniz Güman, Deniz Gürsoy, Denizhan Coşkuner, Deniz Karakaş, Deniz Koloğlu, Deniz Köse, Deniz Özgür, Deniz Polathan, Deniz Sevimli, Derman Arıbaş, Derya Akbaba, Derya Eğilmez, Derya Özgürel, Devran Menge, Dicle Ateşoğulları, Dietrich Natacha, Dilan Kahraman, Dilaver Demirağ, Dilek Aykan, Dilek Özbek, Diren Özkan, Diyar Hasaain, Doğan Genç, Doğan Kızıler, Doğan Özkan, Duran Sonsamancı, Dursun Göçmen, Dursun Yıldız, Duygu Özsoy,
    Ece Dalaman, Ecem Dalgakıran, Eda Acara, Edin Albajrak, Ege Berk Gönül, Egemen Özcan, Ejder Yapar, Ekin Bozkurt, Ekin Karaca, Elçin Türktüredi, Elif Gökpınar, Elif Güler, Elif Keskinkılıç, Elif Korkmaz, Elif Nisan Köksal, Elif Sincar, Elifsu Şen, Elhas Küncülü, Ekber Işık, Emel Yılmaz, Emine Doğan, Emine Emel Özgüden, Emine Güngör, Emine Özgül, Emine Tarhan, Emir Birant, Emrah Akarsu, Emrah Aydoğan, Emrah Tezer, Emre Erbiber, Emre Khostas Saleas, Emre Özkapı, Emre Unutmaz, Emre Yalgın, Engin Akyüz, Engin Doğru, Engin Sarı, Eray Öztürk, Eray Sonkur, Ercan Aktaş, Ercan Artar, Ercan Vural, Erdal Demirdağ, Erdal Karasansar, Erdal Karayazgan, Erdi Uçar, Eregül Dürü, Eren Doğanay, Erengül Öztürk, Ergin Doğru, Eren Keskin, Eren Paydaş, Ergin Kandemir, Erhan Aksoy, Erhan Yaşarsu, Erkan Kalkan, Erkan Mert, Erkan Okay, Erkan Özdemir, Erol Önderoğlu, Erol Suvakcı, Erol Suvarker, Ersxan Akgül, Ersan Çağatay, Ersan Uğur Gör, Ersin Sedefoğlu, Ertuğ Solcum, Ertuğrul Cenk Gürcan, Ertuğrul Musluoğlu, Eruh Cabadak, Esat Ergün, Esin Çelik, Esin Saçlı, Esma Taylan, Esra Kahraman, Eşref Cinko, Evin Öztürk, Evren Aslan, Evren Atalay, Evrim Sanal, Eylem Lodos, Eylem Polat, Eylem Tuna, Eyüphan Başar, Eyüp Tekin, Ezgi Demir, Ezgi Kesici, Ezgi Köksal, Ezgin Koman,
    Fahri Aslan, Fahri K. Arslan, Fahri Günal, Faruk Arhan, Fatih Mehmet Özçelik, Fatih Seçkiner, Fatma Ece Demir, Fatma Demirtaş, Fatma Sarı, Femel Namet, Ferat Mede, Ferda Ülker, Ferhan Ekin, Ferhat Arslanargun, Ferhat Yakan, Feride Aslan, Fetiye Kınağu, Feyha Karslı, Fırat Ekmiş, Fırat Kaçar, Fikret Bay, Funda Ekin, Funda Genç,
    Gamze Göker, Gizem Bayram, Goman Sarıyıldız, Göğercin Turan, Gökçe Otlu, Gökçe Tatlı, Gökhan Altay, Gökhan Aydın, Gökhan Kafa, Gökhan Kılıçer, Gökhan Yenisoy, Gönül Kazak, Görkem Özen, Göze Özdemir, Gülden Sayılan, Gülden Sinem Akyürek, Gül Diren Tekin, Gülizar Korkmaz, Gülizar Tuncer, Gülhan Önal, Gülm Açan, Gülnur Elçik, Gül Polat, Gülseren Eren, Gülseren Yoleri, Gülşah Toğaç, Gündey Alınca, Güneş Vezir, Güney Kırlangıç, Günseli Dum, Gürkan Coşkun, Gürkan Çelebi,
    Haakan Borde, Hadi Nessari, Hakan Akdağ, Hakan Genç, Hakan Özdemir, Hakkı Gerçek, Halil Çoban, Halil Fırat Yazar, Halil Savda, Halise Kendirci, Hamir Umut Akşahin, Hamit Baldemir, Hamit Sucu, Hamza Meye, Handan Ketenci, Hande Asi, Hande Özkan, Hanım Akkaya, Hanım Tosun, Harun Lice, Harun Tunç, Hasan Atak, Hasan Balcı, Hasan Bayar, Hasan Campınarı, Hasan Can Pala, Hasan Cem Yılmaz, Hasan Çopan, Hasan Deniz, Hasan Dışkaya, Hasan Emre Bilgili, Hasan İsmiloğlu, Hasan Kahraman, Hasan Karasu, Hasan Kıvırcık, Hasan Konca, Hasan Sincar, Haşim Uslu, Haşim Yücesan, Hatice Kızıler, Havva Balcı, Havva İzci, Haydar İlkay Çelik, Hayri Çelik, Hazal İzci, Hediye Tatlı, Helin Karagöz, Hevidar Kumruaslan, Hıdır Demirtaş, Hicri İzgören, Hossain Diyar, Hulusi Zeybel, Hülya Kanra, Hülya İmak, Hülya Üçpınar, Hümeyda Ok, Hürriyet Şener, Hüseyin Acer, Hüseyin Ayyıldız, Hüseyin Bal, Hüseyin Çakır, Hüseyin Döndü, Hüseyin Kaya, Hüseyin Mirza, Hüseyin Öntaş, Hüseyin Şar, Hüseyin Şen, Hüseyin Şiar, Hüseyin Yıldırım, Hüseyin Yücel, Hüsniye Ocak Acer, Hüsnü Öndül,
    Işık Hıdır, Işıl Kavak, İbrahim Balsak, İbrahim Gültutan, İbrahim Halil Tunaboylu, İbrahim Kızartıcı, İbrahim Meşegülü, İbrahim Sönmez, İbrahim Suler, İbrahim Ülker, İdil Aydınoğlu, İdil Isırkan, İdris Cengiz, İffet Diler, İhsan Kaçar, İlhan Bal, İlhancan Sarı, İlhan Karakuş, İlhan Şimşek, İlyas Gümüş, İmran Aydın, İnan Olgar, İnci Ağlagül, İpek Göklü, İrem Gülersönmez, İsa Şahin, İsa Yaşar, İsmail Çelik, İsmail Davran, İsmail Dursun, İsmail Erhaluç, İsmail Görenek, İsmail Karga, İsmail Mulooğlu, İsmail Özdemir, İsmail Saygı, İraz Yaşar, İrfan Açıkgöz,
    Jini Güneş, Jiyan Tosun, Julien Boussamo, Juma Alabl, Jumhur Jonihur, Junior Mbangu, Joan Pedro Bengvi,
    Kadir Demir, Kadir Tunç, Kadri Ceylan, Kahraman Samet Eryol, Kalin Özkan, Kamil Kalkan, Kazım Engel, Kemal Aslan, Kemal Esmer, Kemal Ördek, Kemal Tanyıldızı, Kemal Timuroğlu, Kemal Topalak, Kenan Kert, Kenan Selçuk, Kenan Tekçe, Kerem Balkır, Kerem Biçmen, Kerem Çiftçioğlu, Kerem Koç, Kerim Doğan, Kevser Güler, Köksal Kaysı, Kudret Gülün, Kudret Köksal, Kumru Gök, Kutbettin Tekin, Kübra Hanbay,
    Lale Mansur, Leman Yurtsever, Lennart Asp, Levent Duru, Levent Ocak, Leyla Deniz, Leyla Korkmaz, Liliana Yarlı, Lütfi Dağ, Lütfiye Gürbüz, Lütfü Ürper,
    Macit Orhan, Mahir Konca, Mahir Taha, Mahir Ölmez, Mahmut Arik, Mahmut Yupuz, Mansur Ketenci, Mazlum Gezer, M.Bengü Şahin, Mecnun Çinkaya, Mehit Yılmaz, Mehmet Aktürk, Mehmet Ali Yarar, Mehmet Atak, Mehmet Bal, Mahmet Baş, Mehmet Çakır, Mehmet Çetin, Mehmet Doğru, Mehmet Ekici, Mehmet Er, Mehmet Erdim, Mehmet Gök, Mehmet Gökhan Özbay, Mehmet Hanifi Demir, Mehmet Kara, Mehmet Karabulut, Mehmet Maksut, Mehmet Özdemir, Mehmet Pakır, Mehmet Seyithan, Mehmet Sezer, Mehmet Şükrü Şirin, Mehmet Tarhan, Mehmet Tatlı, Mehmet Yağcıbulut, Mehmet Yavuz, Melek Özgü Sönmez, Melike Azaklı, Memik Horuz, Meriç Kutyar Gül, Merve Erkal, Mesut Alağaç, Mesut Çatak, Mesut Evden, Mete Yücel, Metin Aydın, Metin Geldi, Metin Kılıç, Metin Nidya, Metin Tuncel, Mısıraç Yıldırım, Mihraç Ural, Miryanı Derer, Moerlen Marianne, Moustafa Mohammed, M.Şerif Kaya, Muhammed Ahmed, Muhammed Bektaş Güneş, Muhammed Jiyan, Muhammed Şehit, Muharrem Avcı, Muharrem Yücetepe, Muhittin Çoban, Mukaddes Alataş, Murat Alçınkaya, Murat Ataç, Murat Çelik, Murat Erol, Murat Gülsoy, Murat Kalın, Murat Kaya, Murat Köse, Murat Kuru, Murat Melkoniar, Murat Oğuz, Murat Tuğrul, Murat Yavaş, Murtaza Kutluk, Musa Kılıç, Mustafa Bağcı, Mustafa Bakır, Mustafa Baldız, Mustafa Bulgu, Mustafa Burunlu, Mustafa Depar, Mustafa Dere, Mustafa Elmalı, Mustafa Engin Polat, Mustafa Doğan, Mustafa Kaya, Mustafa Kemal Ersöz, Mustafa Keskin, Mustafa Kiraz, Mustafa Mayala, Mustafa Mayda, Mustafa Motor, Mustafa Sengel, Mustafa Şeyhoğlu, Mustafa Tosun, Mustafa Yılmaz, Mutlu Özpınar, Muzaffer Öz, Muzaffer Ünlü, Müjgan Arpat, Mürevvet Cin, Mürteza Kutluk, Münevver İltümür, Müyesser Güneş,
    Naciye Şahin, Nadya Kızıler, Nahide Ilgın, Nahmet Temel, Naif Yılmaz, Nazan Üstündağ, Nazmiye Ülker, Nebile Irmak Çetin, Necati Balbay, Necmettin Er, Nedim Kaçıran, Nejdet En, Nergiz Dukan, Nermin Alpay, Nermin Kaplan, Nermin Solcum, Nevzat Çiçek, Nevzat Özbay, Nevzat Topalan, Nevzat Yıldız, Nezir Orhan, Nihayet Taşdemir, Nilgün Atıcı, Nilgün Yurdalan, Nilüfer Sayılan, Nimet Tanrıkulu, Niyazi Sazdili, Nizamettin Öztürk, Nuran Kızılkaya, Nuray Dalgın, Nuray Ünal, Nurcan Aktaş, Nurgül Çelik, Nurgül Elçik, Nurhan Tekdağ, Nuri Kıran, Nursen Yörükoğlu, Nurten İzci, Nurten Kaya, Nüshet Yılmaz,
    Oğuz Sönmez, Okan Develi, Oktay Ay, Olcay Korkmaz, Olida Doymaz, Omar Kaya, Onur Birgül, Onur İnan, Onur Yüzüak, Orçun Sarıyıldız, Orçun Yalçıntaş, Orhan Eren Topalan, Osman Bayram, Osman Cevizci, Osman Elbek, Osman İşçi, Osman Murat Ülke, Osman Özgül, Osman Şengül, Oya Oyan, Oya Yaz, Ozan Devrim Yay, Ozan Yüksel,
    Ömer Aydın, Ömer Çakırgöz, Ömer Genç, Ömer Kral, Ömür Şölen Soykan, Önder Gücüyelek, Önder Gülükay, Önder İzci, Önder Özdemir, Önder Öztürk, Önder Uygun, Öykü Naz Köksal, Özay Şahin, Özcan Kan, Özcan Öner, Özcan Telatar, Özer Aksu, Özer Yılmaztekin, Özge Örs, Özgür Karabulut, Özgür Soysal, Özgür Tercan, Özgür Tilgarimoğlu, Özgür Yavuz, Özgür Yıldırım, Özgür Yücel, Özhan Önder, Özlem Akça, Özlem Aslan, Özlem Kaysı, Özlem Makara, Özlem Mollamehmetoğlu, Özlem Örer, Özlem Şekercioğlu, Öznur Çalık,
    Pakize Özbay, Pelin Kalkan, Perker Aydemir, Perihan Tunçbilek, Pınar Cura, Pınar Çelik, Pınar Kahraman, Pınar Ömeroğlu, Pınar Selek,
    Rahime İnce, Rahime Özatik, Rahsan Yorozlu, Ramazan Sadık, Ramazan Yıldırım, Rasul Hassan, Rauf Şimşir, Recep Kaya, Redife Zerener, Refik Ünal, Regay Maioomona, Repan Ceylan, Rewşan Kobulan, Reyhan Alkıvılcım, Rıza Dalkılıç, Rodil Kardaş,
    Saadet Karabulut, Saadet Süleymanoğlu, Saadettin Şensoy, Saadet Yılmaz, S.Ali Durmaz, Sabahattin Hallı, Sabiha Temizkan, Sabri Gözübüyük, Sabri Selik, Sabri Yıldırım, Sadık Demir, Sadık Şahin, Sadık Şenol, Sait Kobulan, Salman Argüz, Salih Güneş, Samet Baban, Sami İmer, Sanem Erdil, Sanem Öztürk, Sarp Balcı, Sawareh Said Chenur, Sebla Arcan, Seçil Uluışık, Seda Ataser, Seda İzgi, Sefa Ata, Seheriye Ülkü, Sekuk Dürü, Selami Kamacı, Selçuk Altunmakas, Selçuk Armağan, Selçuk Aşkın, Selçuk Yaldır, Selda Ustabaş, Selim Aydoğan, Selma Çelebi, Selma Koçiva, Selahattin Ateş, Selahattin Güllü, Selena Düzce, Selime Büyükgöz, Selman Kartal, Sema Akay, Sema Gül, Senem Doğanoğlu, Senem Kaptan, Senem Ülkü, Sennur Sezer, Serap Mutlu, Serap Özerden, Sercan Karaman, Sercan Özkan, Seren Üstündağ, Serhat Alp, Serhat Hocaoğlu, Serin Dinçer, Serkan Bayrak, Serkan Durukan, Serkan Günel, Serkan Şen, Serpil İlgün, Serpil İnanç, Serpil Köksal, Serpil Odabaşı, Serpil Özhan, Servet Çelik, Servet Erik, Seval Bicerikli, Sevda Ermaz, Sevgi İnce, Sevgi Koyuncu, Sevim Ate, Sevim Kalman, Sevinç Tuncelli, Seza Mis Hory, Sezen Zozan, Sinan Tunç, Sinem Karausta, Soner Çalış, Soner Torlak, Soner Ulu, Songül Işıklı, Songül Karataş, Songül Tekin, Sonsuz Diren, Suat Bozkuş, Suat Güçtekin, Sultan Yıldız, Suna Coşkun, Suzan Atak, Süleyman Bilgi, Süleyman Sarı, Süreyya Kızılay,
    Şaban Dayanan, Şafak Eyidoğan, Şahin Boz, Şahin Elçi, Şahin Han, Şanar Yurdatapan, Şemsettin Bekar, Şener Akyol, Şengül Tunç, Şerif Bayram, Şerif Doğru, Şermin Ceylan, Şevket Murat Dünşen, Şevki Akcekace, Şeyda Baysal, Şirin Erdilek, Şule Albayrakoğlu, Şule Erdoğan, Şükran Sincar, Şükrü Beşili,
    Tacim Özdemir, Tahsin Tuğrul, Tamer Uğurluabacı, Taner Bayrak, Taner Koçak, Tayhan Yıldırım, Taylan Efe Çeki, Taylan Tosun, Tevik Taş, Teymur Tiryaki, Timur Şahin, Tolga Özçelik, Tolga Yenişen, Toprak İzci, Tuğba Sivrikaya, Tuğba Türkmen, Tuğçe Tuncalı, Tuğçe Ulusoy, Tuğrul Önder, Tuncay Atmaca, Tuncay Çiçek, Turan Fırat, Turan Getlaç, Turan Polat, Turgut Tarkan, Tülay Aktemir, Tülay Gülükay, Tülay Gücüyelek, Tülay Turgut, Tünay Güler, Türkan Yılmaz,
    Ufuk Çıplak, Ufuk Ülger, Uğur Bektaş, Uğur Özalp, Uğur Yorulmaz, Umut Akşahin, Umut Halit Nuray, Umut Varlı, Usteki Mert, Uygar Gültekin,
    Ümit Doğru, Ümit Efe, Ümit Kaya, Ümit Kaya (II), Ümit Özbek, Ümit Şahin, Ümit Şahin (II), Ümit Yaşar,
    Vakkas Dağdeviren, Vedat Zar, Veyis Yabanlı, Veysel Eşsiz, Veysel Duyar, Veysi Altay, Volkan Ercan, Volkan Karakuş,
    Yağmur Karan, Yahya Vural, Yakup Aras, Yakup İzci, Yakup Yılmaz, Yalçın Kablan, Yaser Edessa, Yasin Aktemir, Yassef Temiz, Yaşar Diler, Yaşar Küpeli, Yavuz Atan, Yavuz Boğatarhan, Yeliz Bulgurcu, Yeliz Dede, Yeşim Öztürk, Yeşim Süleymanoğlu, Yıldırım Aydın, Yıldırım Kızılyel, Yıldız Aktaş, Yılmaz Doğan, Yılmaz Kutum, Yılmaz Sezgin, Yılmaz Suvakçı, Yiğit Ali Altunç, Yunus Başgürboya, Yunus Tuzer, Yusuf Atlan, Yusuf Çoban, Yusuf Değirmenci, Yusuf Güven, Yusuf Peken, Yusuf Sadun, Yusuf Utkun, Yusuf Yıldırım, Yusuf Yılmaz, Yüksel Taylan, Yücel Kurşun,
    Zafer Ferhat, Zafer Gökdemir, Zafer Kızılkan, Zafer Ödemiş, Zeki Alakut, Zeki Münüklü, Zekar İşcan, Zeki Alas, Zelal Bircan, Zeliha Kobulan, Zenif Koç, Zerrin Aslan, Zerrin Kurtoğlu, Zeycan Aktaş Münüklü, Zeynel Koç, Zeynep Kutluata, Zeynep Sarıaslan, Zeynettin Yaralı, Zişan Tokaç, Ziver Akdoğan, Zubeyir, Yıldız, Zuhar Adaçoğlu,

    Toplam : 994 kişi

    Not:
    * 12 Kasım 2007'de İsviçre'de toplanan 51 imzadan, okunabilen 47 si listeye eklenmiştir.
    * 12 Nisan 2008'de, İsviçre Lurzen'de, İsviçre Halk Meclisi'nin düzenlemiş olduğu Newroz etkinliğinde toplanan 230 imzadan okunabilen 212 imza eklenmiştir.

    Aşağıdaki yazı, 18 Nisan’da, Ankara Yüksel Caddesi’nde, “Vicdani Retçi Halil Savda ile Dayanışma Eylemi”nde okunan basın açıklamasıdır.

    Basına ve Kamuoyuna;
    Temel bir insan hakkı olan "Vicdani Ret Hakkı"nı kullanan bir kişi Vicdani Retçi Halil Savda, 3 ayı aşkındır askeri cezaevinde. Bu süre içerisinde birçok kez hücre cezasına çarptırıldı, kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı, kalmakta.
    Halil Savda, "Hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak istemiyle emre itaatsizlikte ısrar" (2kez) ve "firar" suçlamalarıyla açılan davalar dolayısıyla, bugün, 12 Nisan 2007 günü Çorlu Askeri Mahkemesinde bir kez daha duruşmaya çıkacak.
    Vicdani ret hakkı, düşünce, kanaat ve vicdan özgürlüğü kapsamında vazgeçilmez bir haktır. Altında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin de imzası bulunan birçok sözleşme "vicdani ret hakkı"nı temel bir insan hakkı olarak güvenceye almıştır. Buna rağmen; yaşadığımız coğrafyadaki retçiler halen hapsedilmekte, pratikte ömür boyu hapis anlamına gelen bir cezalandırma sistemiyle karşı karşıya kalmaktadır.
    Açıkça bilinmelidir ki; bir vicdani retçiyi herhangi bir asker kaçağından ayıran en önemli özellik, kaçmamasıdır. Vicdani retçi kendisine sunulan kaçmak ve askerlik yapmak seçenekleri dışında bir yaşamı kurmaya çalışır. Bunu yaparken tek dayanağı dürüstçe duruşuna sahip çıkmasının verdiği güven duygusudur. Halil Savda aslında bu nedenden ötürü tekrar tekrar açılan davalar ve hücre cezalarıyla yüz yüzedir. Bununla da kalınmamakta, Halil Savda aynı suçtan ikinci kez yargılanmaktadır ve çok büyük bir ihtimalle tekrar ceza alacaktır.
    Vicdani Ret Hakkı'nın vazgeçilmez temel bir insan hakkı olduğuna inanan bizler, Halil Savda'nın uğradığı hak gaspını protesto etmek, mücadelesini sahiplendiğimizi ve kendisiyle dayanışma içinde olacağımızı ilan etmek üzere buradayız.
    — Halil Savda derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.
    — AİHM kararı uyarınca, Vicdani Ret Hakkı derhal tanınmalıdır.
    —Tüm Vicdani Retçiler üzerindeki baskılar sonlandırılmalı, mağduriyetleri giderilmelidir.
    Vicdani Retçi Halil Savda serbest kalıncaya ve vicdani Retçiler üzerindeki baskılar sona erinceye kadar eylemliliklerimizin süreceğini vurgulayarak, vicdani reddin temel bir insan hakkı olduğu gerçeği kabul edilip, TC devleti tarafından, uluslar arası sözleşmeler altına atılan imzanın gereği yerine getirilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi duyururuz.

    - Halil Savda Yalnız değildir!

    - Vicdani Retçi Halil Savda'ya Özgürlük!!!

    - Reddet, Diren, Hayır De; Askere Gitme!!!

    ANKARA VİCDANİ RED ÇALIŞMA GURUBU

    **

    'Asker Olma'ya beraat...

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nin Vicdani Ret Çalışma Grubu üyesi 3 kişi hakkında, halkı askerlikten soğutma (318.madde) suçlamasıyla açılan davanın, bugün (04.12.2007) Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki 2. duruşması beraatle sonuçlandı.

    Vicdani retçi H.Savda’ya destek amaçlı bir basın açıklaması sırasında metni okuyan S.Köksal ve “ASKER OLMA” pankartını taşıyan İ.Kızartıcı ile Ş.M.Dünşen gözaltına alınmış ve haklarında 318. maddeden dava açılmıştı.

    Duruşmaya katılanlardan aldığımız bilgiye göre:
    - 318. maddeden yargılanan 3 arkadaş beraat etmişler
    - Mahkeme masrafları devlete yüklenmiş
    - "Sanık"lara 250 şer ytl ödenecekmiş (tazminat gibi bir şey...)
    - Geçen duruşmada; avukatların, 318'in anayasaya aykırılık talebinin anayasa mahkemesine götürülmesini olumlu bulan mahkeme, nedense bu duruşmada bu isteği reddetmiş. Böylece AİHM'e kadar uzayabilecek yol da kapatılmış gibi...

    **

    Kampanya sürüyor... İmzalar 4 Aralık'ta mahkemeye verilecek !..

    İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi'nin Vicdani Ret Çalışma Grubu üyesi 3 kişi hakkında Halkı Askerlikten Soğutma (318.madde) suçlamasıyla açılan davanın 2. duruşması, 4 Aralık Salı günü, Saat 10.45'de, Ankara Sulh Ceza Mahkemesi'nde devam edecek.

    Kampanyanın çağrıcı kurumları olan Düşünce Suçu?!na Karşı Girişim, Helsinki Yuttaşlar Derneği, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi, KaosGL, MorEl Eskişehir, Pembe Hayat, Vicdani Ret Platformu mahkemeye katılımın önemine dair bir açıklama yaptı.

    KAMUNOYUNA;

    Vicdani retçi Halil Savda’ya destek amacıyla gerçekleştirilen bir dizi eylem sırasında, Ankara’da yapılan basın açıklaması nedeniyle, Vicdani Ret Ankara Çalışma Grubu mensubu 3 arkadaşımız hakkında, Ankara 4. Sulh Ceza mahkemesinde, 318. maddeden (Halkı Askerlikten Soğutmak) açılan dava sürmektedir.

    Düşünce özgürlüğünü de kapsayan 318. maddenin Anayasaya aykırılık gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesi amacıyla bu dava, 318’e Hayır, “Öldürmeyi Reddetmek Suç Değildir” sloganı çerçevesinde başlatılan kampanyanın bir parçası haline getirilmiştir.

    Kampanya imza kampanyası olarak yürütülmekte ve bu imzalar 4 Aralık 2008 tarihinde yapılacak olan 2. duruşmada hâkime verilecektir.

    4. Sulh Ceza Hâkimliği ilk duruşmada süreci inceleyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle gerek imza kampanyasına katılım gerekse mahkemede bulunmak ayrı bir önem taşımaktadır.

    İlginizi rica eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

    İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
    ANKARA ŞUBESİ
    VİCDANİ RET ÇALIŞMA GRUBU

    NOT ;

    KAMPANYA ÇAĞRICILARI

    İHD GENEL MERKEZİ
    HELSİNKİ YURTTAŞLAR DERNEĞİ
    VİCDANİ RET PLATFORMU
    DÜŞÜNCE SUÇUNA KARŞI GİRİŞİM
    KAOS GL
    PEMBE HAYAT
    IRKÇILIĞA VE MİLLİYETÇİLİĞE DURDE
    Last edited by kurtulush; 19th June 2008 at 15:53.

Similar Threads

  1. Kafatsçılık yada Irkçılık Nedir ?
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 0
    Last Post: 24th May 2008, 18:10
  2. Atatürkçülük nedir?
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 16
    Last Post: 29th April 2008, 14:11
  3. Küreselleşme Nedir ?
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 0
    Last Post: 24th February 2008, 13:44
  4. Enternasyonalizm Nedir ?
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 0
    Last Post: 24th February 2008, 13:41

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Tags for this Thread