Results 1 to 1 of 1
Kemalizm, Türk siyasetinin sihirbaz topudur, el çabukluğuyla kutuya bir kavram koyup yerine bir başka kavram çıkarma hüneridir.
Kemalizm, dediklerinde aslında söylemek istedikleri, halkın yönetime karışmadığı, halk tarafından seçilenlerin devletin direksiyonuna asla geçemediği demokrasisiz bir toplum projesidir.
Ne olduğu tam tarif edilemeyen Kemalizmin ana fikri ülkeyi askerlerin, bürokrasi ve yargıyla elele vererek yönetmesidir.
12 Eylül yüce Kemalizme bir de cumhurbaşkanını eklemiştir ki
Süleyman Demirelle Ahmet Necdet Sezer, 28 Şubat ve 27 Nisan muhtıralarında Kemalist cumhurbaşkanının güzide örneklerinin nasıl davranması gerektiğini göstermişlerdir.
Aslında Kemalistleri kutlamak gerekir.
İlkeleri arasında demokrasi bulunmayan bir ideolojiyi bu halka kutsal bir değer olarak kabul ettirmeleri gerçekten de büyük bir başarıdır.
Halkı dışlayan bir ideolojiyi halka kabul ettirmek için elbette seksen yıllık çarpık bir eğitimin bu ülkenin çocuklarını düşünmeyen, sormayan, sorgulamayan, itaatkar kullar haline getirmek için büyük çaba sarfetmesi gerekmiştir.
Biz Kemalizmin el çabukluğunu nerede görürüz peki?
Laiklik ve demokrasi kavramlarının yer değiştirmesinde.
Eğer siz bu Kemalizm ne mene bir ideolojidir, ben buna karşıyım derseniz
Kemalistler, size bu adam laikliğe karşı diye cevap verirler.
Siz, Kemalizme demokrasiyi içermediği için karşı çıkarken, onlar bu karşı çıkışı laiklik düşmanlığı olarak sunarlar.
En büyük sahtekarlıkları da buradadır zaten.
Türkiye, yüz milyar dolarlık ihracatı, 20 milyar dolarlık yabancı yatırımı, yetmiş milyonluk nüfusu ve Avrupa hayaliyle demokrasisiz yönetilemeyecek bir hale gelince Kemalizm de kaçınılmaz olarak tartışma gündeminin tepesine oturdu.
CHP, ordu ve cumhurbaşkanı, laiklik diye bağırıyor.
Söylemek istedikleri ise, biz demokrasi istemiyoruz, yönetimi halkın belirlemesine izin vermeceğiz.
Toplum ve aydınlar da demokrasi diye bağırıyorlar.
Son seçimler CHP, ordu, Çankaya üçgenini siyaset arenasında yerle yeksan etti.
Ama onlar hala dövüşmek istiyorlar.
Bu isteklerinin hem kendilerinin hem de ülkenin başına nasıl bir bela sarabileceğini hala fark etmemeleri gerçekten şaşırtıcı.
Ama yeni bir döneme geçerken kavgayı uzatmaya da gerek yok.
Onların dediğini yapalım.
Biz de Kemalist olalım.
Mehmet Altan geçenlerde yazdı.
Basit bir şartımız var.
Kemalizmin altı okundan devletçiliği çıkartalım yerine demokrasiyi koyalım.
Madem ki laikliğe bu kadar tutkunlar ve asıl sorunları sadece ve sadece laiklik, laikliğe karşı çıkmayan böyle bir değişiklikten gocunmamaları gerekir.
Kemalistler, altı oka demokrasiyi eklemeye varlar mı?
Sanırım bu soru onların sahtekar mı yoksa samimi mi olduğunu ortaya koyacak.
Kemalizme demokrasiyi ekleyeceğiz, ordu siyasetten çekilecek, halkın iradesi tek ölçü olacak ve hepimiz Kemalizmi benimseyeceğiz.
Başta CHP yönetimi ve ordu olmak üzere bütün Kemalistlere sorun.
Bu değişimi kabul ediyorlar mı.
Bu tek soruyla gerçeği göreceğiz.
Bakalım neymiş bu Kemalistlerin derdi.
Gerçekten laikliği mi savunuyorlar
Yoksa, halkı dışlayarak kendi hukuksuz iktidarlarını savunmak için mi Mustafa Kemalin adını ve Kemalizmi kullanıyorlar.
Ahmet Altan
Last edited by kurtulush; 13th December 2008 at 11:02.