Thread: Otuz Yılın Aydınlık’ı: Seçmeler

Results 1 to 8 of 8

  1. #1
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Otuz Yılın Aydınlık’ı: Seçmeler

    [FONT=Arial]Otuz Yılın Aydınlık’ı: Seçmeler
    ABD’ci Aydınlık - Ordu ve devlet - Perinçek'in 12 Eylül 'Sorgu'su - Kürt sorunu - İhbarcı Aydınlık - Özeleştiri - Devrimci eğilim[/FONT]

    [FONT=Arial]Emperyalizm, Batı ve NATO [/FONT]
    [FONT=Arial]Aydınlık'ın Avrupacı ve ABD'ci dönemi[/FONT]
    [FONT=Arial]"Perinçek şahsında, Amerika, Türkiye'de çok güvenilir bir 'solcu' müttefik bulmuş oluyor." [/FONT]

    [FONT=Arial](Yankı dergisinden aktaran: Doğu Perinçek, "Anarşinin Kaynağı ve Devrimci Siyaset -2", Aydınlık, 4 Nisan 1978)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Devlet Başkanı Sayın Orgeneral Kenan Evren'in demokrasiye dönüş konusunda geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama üzerine bazı yazarlarımız Batı ve Batıya karşı tutum hakkında görüşlerini açıkladılar. Hatırlanacağı gibi, Ankara Gazeteciler Cemiyetini ziyareti sırasında Devlet Başkanı, 'ne zaman demokrasiye döneceğiz kampanyası başlatıldığına' ve bunun 'dış çevrelerin baskısına' dayanılarak yapıldığına değinmiş, 'dış baskılarla bunun söyletilmek istenmesinin ters tepki yaratacağını' belirtmişti. Devlet Başkanı, 'yardımlar kesilir' dendiğini, 'para ile memleketin mukadderatını satamayacaklarını' söylemişti. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Sayın İlhan Selçuk, 22 Aralık tarihli Cumhuriyet'te Devlet Başkanının konuşmasından geniş aktarmalar yaparak, bu görüşlere tümüyle katıldığını yazdı. İlhan Selçuk, Batıdan gelen her isteğin Türkiye'nin yararına olduğunu söylemenin 'tarihsel bilince' ters düşeceğini belirtti. 1919'da Batının bizden ne istediğini anlamak için Sevr haritasına gözatmanın yeterli olacağını yazdı. İlhan Selçuk'a göre, 'Mustafa Kemal Paşa, Batının dayatmasına karşı direnerek Atatürkleşmişti.' Yazar, 'Avrupa'nın, Amerika'nın, IMF'nin, AET'nin Türkiye'yi bizden daha fazla sevmesi ve düşünmesi olası mı?' diye soruyor. 'Parlamenter görünüm altında fikir özgürlüğünden yoksun bir rejimi Türkiye'de' Batı kendi çıkarlarına daha uygun bulurmuş. Yazar, 'Her yönden gelen her çeşit dış baskıya karşı direnmek... elbette bağımsızlığın vazgeçilmez kuralıdır'; 'Demokratik düzen halkın isteği ve gücüyle kurulur, Batılı kuruluşların baskısıyla değil' diye yazıyor.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Sayın Mümtaz Soysal ise Milliyet'te aşağı yukarı aynı görüşleri dile getiren bir yazı yayınladı. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Sayın Ahmet Kabaklı ise 21 Aralık tarihli Tercüman'da, 'Söyle Paşam' başlıklı bir yazıyla aynı konuya değindi. Ahmet Kabaklı, 'Türk milliyetçilerinin Kenan Paşa'nın en çok bu sözlerini sevdiklerini' belirtiyor. Yazar, Türkiye'yi, 'Batının veya Sovyetlerin kölesi yapmak isteyenlerin suratlarının ortasına en ağır yumruğun indirilmiş' olduğunu söylüyor. Kabaklı, 'Batılıların elinde çomak kesilerek' orduyu korkutmak adiliğine düşenlerden söz ediyor, bunları Damat Feritler ve mandacılarla karşılaştırıyor.[/FONT]
    [FONT=Arial]"(...) Batı bir tane değildir. Emperyalizmin Batısı vardır; halkların Batısı vardır. Sömürünün, zulmün, zorbalığın, faşizmin Batısı vardır; bilimin, teknolojinin, kültürün, özgürlüğün ve demokrasinin Batısı vardır.[/FONT]
    [FONT=Arial]"(...) Batının ve Amerika'nın Türkiye'yi Ortadoğu ülkelerine karşı bir saldırı üssü haline getirmek istediğinden söz ederek gerçek düşmanı örtbas etmek ve Batı düşmanlığı körüklemek gerçekçi ve bağımsızlıkçı bir tutum olamaz.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Türkiye'nin kaderi tarihte hiç olmadığı kadar Batının kaderi ile birleşmiş bulunmaktadır. Dün bağımsızlık için Batıyla dövüşmek zorunda olan Türkiye bugün gene bağımsızlık için Batı ile birleşmek zorundadır. Dün Türkiye'yi bir yarı-sömürge olarak kendine bağlamaya çalışan Batı, Türkiye ile eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde ilişkiler geliştirmeye ve Türkiye'yi desteklemeye gittikçe daha çok zorlanmaktadır.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Her üç yazarımız da kantarın topuzunu fazlaca kaçırarak neredeyse 'Batı istiyorsa demokrasi bile kötüdür' diyecekler.(...)" [/FONT]

    [FONT=Arial]("Başyazı/Batı", Ufuklar, Sayı: 2, 29 Aralık 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]Türkiye'yi Savunmak" başlığını taşıyan Ufuklar başyazısı:[/FONT]
    [FONT=Arial]"Avrupa Konseyi Parlamenterler Kurulunun ülkemiz hakkında aldığı kararın Türkiye'de soğukkanlı ve ders çıkarıcı bir tutumla karşılandığı söylenemez. Konseyin Türkiye'deki bazı uygulamaları eleştiren ve durumu mayısta yeniden ele almayı öngören kararı neredeyse bir 'milli şahlanış'a konu yapıldı.(...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"İlerici bilinen bazıları Konsey'in kararı üzerine yeni bir Batı düşmanlığı kampanyası başlatmanın koşullarını yakaladıklarını düşündüler. Bunlar, 'demokrasinin ithal edilemeyeceğini' yazdılar. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Sergilenen tablo şudur: Bir yanda Türkiye'nin bir an önce demokrasiye dönmesini dileyen Avrupa, diğer yanda da bu dileğe sövüp sayarak karşı çıkan bizimkiler. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Kimin dediği değil, ne dediğidir önemli olan. Avrupa, 'Türkiye demokrasiye layık değildir, istediği kadar demokrasiden uzaklaşabilir ve uzak kalabilir' mi demeliydi? (...) Herhalde gerçek bir demokratın, ilericinin, yurtseverin karşı çıkması gereken davranış da bundan başkası olmamalıdır. Kaldı ki, Türkiye, 30 yıl önce Avrupa Konseyine üye olurken onun koşullarını benimseyeceğini bildirmiştir. Kendi irademizle girdiğimiz bu örgüt durumumuzu kendi ilkeleri açısından gözden geçirince niçin bize 'demokrasi zorlamış' olsun?" [/FONT]

    [FONT=Arial]("Türkiye'yi Savunmak", Ufuklar, Sayı: 8, 9 Şubat 1981)[/FONT]
    [FONT=Arial]Ufuklar Dergisinden ABD dostluğu:[/FONT]
    [FONT=Arial]"Yeri gelmişken 'ABD jandarmalığı' konusuna da kısaca değinelim. Sovyetlere teslimiyetçi bazı köşe yazarları, Türkiye'nin son dönemde Ortadoğu ülkeleriyle siyasi yakınlaşmasını ABD'nin Türkiye'den beklentileriyle birleştirerek, 'Türkiye ABD'nin Ortadoğu jandarması yapılıyor' demektedirler. Her şeyden önce Türkiye'nin ya da başka bir ülkenin ABD adına saldırgan bir jandarmalığı, artık nesnel olarak mümkün değildir. ABD, Ortadoğu'da tecrit olmuş ve gerilemiş bir güçtür. Ortadoğu'da emperyalist hegemonyasını yeniden gerçekleştirmesi mümkün değildir.(...)" [/FONT]

    [FONT=Arial]("Türkiye'den beklentiler", Ufuklar, Sayı: 10, 23 Şubat 1981, s. 9)[/FONT]
  2. #2
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Ordu ve devlet

    [FONT=Arial]Ordu ve devlet
    1969-70[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bizim partimiz Milli Kurtuluş Cephesidir. Bizim partimizin komutanı Mustafa Kemal'dir. Bizim partimizin üyeleri, Amerikan sömürücüleriyle ortaklık etmeyen bütün bir Millettir." [/FONT]

    [FONT=Arial](D. Perinçek, "Milli Kurtuluş Bayrağını Yükseltelim", İşçi-Köylü, Sayı: 7'ten aktaran: "PDA Çizgisinin Eleştirisi", İlke, Sayı: 15, Mart 1975) [/FONT]
    [FONT=Arial]"İktidar elinden gelse askeri de işçinin üzerine sürecek. Bir yandan Çorumlu, Samsunlu, Diyarbakırlı işçiler, karşıda Sivaslı, Manisalı, Elazığlı askerler ve subaylar. İşçiler, 'Ordu-işçi el ele' diye bağırıyorlar. Subayları omuzlarına alıyorlar. Hainlerin planları boşunadır. İşçi ve asker birbirine silah atmaz." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Demir Döküm İşçileri Demir Gibi", İşçi-Köylü, Sayı: 3'ten aktaran: "PDA Çizgisinin Eleştirisi", İlke, Sayı: 15, Mart 1975, s. 108)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Proleter devrimciler uzun süreden beri Türkiye'de asker-sivil aydın zümrenin devrimci eğilimlerine dikkati çekmişlerdir. Bu konu, oportünizme karşı yürütülen ideolojik mücadelenin önemli alanlarından biri olmuştur. Gerek sosyalist akım içindeki oportünizm, gerek küçük-burjuvazinin devrimci akımı içindeki sağ kanat, asker-sivil aydın zümrenin devrimci niteliğini daima inkar etmiş, ideolojik alanda bütün güçleriyle bu inkarlarını belgelemeye çalışmıştır. Buna karşı yürütülen ideolojik mücadele sosyalist akım içinde oportünizmin bozgunuyla sonuçlanmıştır. Oportünizmin sosyalist saflardan temizlenen bu gerici fikirleri şimdi küçük burjuvazinin siyasi akımı içinde kökleşmeye çalışmaktadır. Asker-sivil aydın zümrenin çeşitli fırsatlarda tahlil edilmiş bulunan devrimciliğinin inkarına karşı küçük burjuvazinin siyasi akımı içinde şiddetli bir mücadelenin başladığı görülmektedir.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Asker-sivil aydın zümrenin devrimciliği, mücadeleler içinde sağlanacak işçi sınıfının öncülüğünde işçi-köylü ittifakı zemininde bu ittifaka destek olan bir unsur olarak toplumumuzda devrimin kalıcı zaferlere ulaşmasına yardımcı olabilir. Ancak, şimdiden asker-sivil aydın zümrenin emperyalizm ve işbirlikçilerine karşı çıkması, bu gayri milli ittifakın iktidar temelini sarsmakta, halkımızın milli demokratik devrim mücadelesinin koşullarını geliştirmektedir. Bu bakımdan, asker-sivil aydın zümre saflarında cereyan eden mücadele ve gelişmeler dikkatle izlenmelidir." [/FONT]

    [FONT=Arial](PD Aydınlık, Sayı: 1/15, s. 172'den aktaran: "PDA Çizgisini Eleştirisi, " İlke, Mart 1975, Sayı: 15, s.111)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Ordunun devrimciliği tezleri, kişiyi burjuvazi ile işbirliğine, sınıflararası barışa götürür. Ordunun ne olduğunun doğru olarak tespiti ise, bizi işçi, köylü yığınlarıyla daha sağlam bağlar kurma yolunda ilerletir. Sınıf mücadelesinde önümüzde iki yol var. Hakim sınıflarla uzlaşmak, ya da tek güvenceğimiz güç olan devrimci halk yığınlarını örgütlemek. Birincisi burjuva yoludur. İkincisi proletarya." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Hikmet Kıvılcımlı Eleştirisi - 2", PD Aydınlık, Sayı: 32'den aktaran: "PDA Çizgisinin Eleştirisi", İlke, S. 15, Mart 1975, s. 109)[/FONT]
    [FONT=Arial]1973-74[/FONT]
    [FONT=Arial]TİİKP Savunmasındaki bir bölüm başlığı aynen şöyle: "Bugünkü devlet, ordusu, parlamentosu, bürokrasisi, adaleti ve ideolojisiyle halkımızı ezen bir baskı mekanizmasıdır."[/FONT]
    [FONT=Arial]Savunma'daki bölüm, şu cümlelerle başlar ve devam eder: "İşbirlikçi burjuvazi ve toprak ağalarının devleti, toplumumuzun yarı-sömürge yarı-feodal yapısına dayanmaktadır. Bu devlet, çöken ve çürüyen hakim sınıfların baskı mekanizması olarak ordusu, bürokrasisi, parlamentosu, adaleti ve ideolojisiyle, emekçiler ve bütün halk üzerinde ağır bir yüktür. Emekçilere her an acı çektiren bu devletin temel unsuru olan ordu emperyalist hakimiyetin bekçisi ve hakim sınıfların diktatörlüğünün silahlı baskı gücüdür." [/FONT]

    [FONT=Arial](TİİKP Davası / Savunma, Aydınlık Yay., s. 381)[/FONT]
    [FONT=Arial]Orduya karşı bozgunculuğa devam ediyor TİİKP Savunması: "Ordu, 'iç güvenliği sağlamak', milli birlik ve beraberliği korumak', 'huzur ve istikrarı getirmek', 'anarşinin kökünü kazımak', ' yıkıcı ve bozguncu faaliyetlere karşı mücadele', 'Cumhuriyetin ve devletin varlığına kasdeden iç düşmanları yoketmek' gibi yaftalar altında işçilerin, köylülerin, Kürt halkının, yurtsever gençliğin ve aydınların mücadelesini bastırmak için kullanılmaktadır.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Savunmamızın her satırında bu gerçek vardır. Tarihin her safyası bu gerçeği ispatlıyor. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"İşçilere sorulsun! (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Toprak ve hürriyet için mücadele eden köylülere sorulsun! (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Ezilen Kürt halkına sorulsun! (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]Hakim sınıfların propagandasını hayat her gün yalanlıyor. Ordu ne sınıflarüstüdür, ne de tarafsız kalabilir. Ordu işbirlikçi burjuvazi ve toprak ağalarının halk üzerindeki şiddet aracı ve silahlı baskı gücüdür.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Türkiye'nin yaşadığı bu gerçeğe, bütün sınıflı toplumların tarihi şahittir." [/FONT]

    [FONT=Arial](TİİKP Davası/Savunma, Aydınlık Yay., s. 390)[/FONT]
    [FONT=Arial]Savcı Nurettin Soyer, Halkın Sesi'nin 10 Haziran 1975 tarihli 9. sayısında Aydınlıkçıların ordu ile görüşlerini şöyle aktarıyor: "Kitle gazetesi devletin emir kumanda zincirini savunuyor' başlığı altında Kitle gazetesinin Milli Savunma Bakanından başlayan ve bir ere kadar uzanan emir kumanda zincirinin savunuculuğunu yaptığını, Kitle gazetesinin ve onun temsil ettiği revizyonistlerin ülkemizde mevcut düzenin sarsılmasından korktuklarını ve bu nedenle erden Genelkurmay Başkanına kadar uzanan emir kumanda zincirini savunduklarını oysa bu korkuyu düzenin sahipleri emperyalizmin işbirlikçileri ve toprak ağalarının taşıması gerektiğini, revizyonistlerin de kaderlerini düzenle birleştirdiklerini, buhrandan ve kargaşalıkltan ödleri patladığını ifade ettikten sonra aynen, 'Ama halkın ve devrimcilerin bu düzenin devamında ve sağlamlaşmasında en küçük menfaatleri yoktur tam tersine bir Rus atasözünün belirttiği gibi kargaşalık sırasında tanrı fakirlerden yanadır' denilmiş ve orduda mevcut emir komuta zincirinin parçalanmasını istedikleri açıkça ifade edilmiştir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Aktaran: Nurettin Soyer, "İddianame", TİKP İddianame ve Sorgu, Avukat Hüseyin Gökçearslan'ın kendi yayını, Ankara 1981, s. 99)[/FONT]

    [FONT=Arial]1978-81[/FONT]
    [FONT=Arial]Perinçek, 1979'da yazdığı "Devlet ve Ordu" başlıklı bir başyazıda şöyle diyor: "Dünyadaki, bölgedeki ve ülkemizdeki değişiklikleri dikkate alarak 1974 yılından sonra Türkiye'nin meselelerinin dış meselede düğümlendiğini tespit ettik. Başka bir deyişle 1974 yılından sonra Türkiye'nin milli çelişmesi ön plana çıkmıştır. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Bugün Türk devletini ve ordusunu yıkmak isteyen, Sovyet sosyal-emperyalistleridir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, 3 Ağustos 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bugün 'iç savaş' veya 'silahlı mücadele' taktiğini benimseyen maceracı örgütlerin tümü pratikte Sovyet sosyal-emperyalistlerinin Türkiye'yi ele geçirme emellerine hizmet ediyorlar. Çünkü onlar, Türkiye'de milli çelişmenin belirleyici bir nitelik kazandığını göremiyorlar. (...) Bunu kavrayamayarak, esas darbeyi Türkiye devletine ve orduya yöneltenler, Brejnev'in gösterdiği hedefe saldırıyorlar." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Başyazı", Aydınlık, 24 Ocak 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]Sıkıyönetim ilanıyla ilgili tartışmalar üzerine Perinçek, "Uyanıklık" başlığıyla bir başyazı kaleme alır ve şöyle der: "Türkiye'deki gelişme 12 Mart'tan özgürlüğe doğrudur. Bu çarkı geriye çevirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, 18 Şubat 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Genelkurmay Başkanı (Kenan Evren) Sarıkamış'ta konuştu: Vatanı kimse bölemez."[/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, 4 Mart 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"İki ay önce sıkıyönetim ilan edildiği zaman 'solcu' olduğunu söyleyen kırkdokuz grup, hep bir ağızdan ufukta 12 Mart'ın göründüğünü söylediler. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bu görüşler iki ay içinde iflas etmiştir. Apaçık ortadadır ki, bugünkü sıkıyönetime yön veren siyaset, 12 Mart'ın siyaseti değildir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Başyazı", Aydınlık, 3 Mart 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bugün gerçek bir devrimci, gerçek bir halkçı, Türkiye devletinin yaşamasından yanadır. Hatta tarih, bugün devrimcilerin omuzlarına devleti yaşatmak için en önde savaşmak sorumluluğunu yüklemiştir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Başyazı", Aydınlık, 1 Ağustos 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]"TİKP'nin 30 Ağustos bildirisi: Ordu ile halk arasındaki bağlar güçlendirilmelidir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Manşet / Aydınlık, 30 Ağustos 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren: Yurdumuzu parçalamayı amaçlayan anarşinin karşısına dikiliyoruz." [/FONT]

    [FONT=Arial](Manşet / Aydınlık, 30 Ağustos 1980)[/FONT]

    [FONT=Arial]1993[/FONT]
    [FONT=Arial]Aydınlıkçılar, Özgürlük Dünyası dergisinde yürütülen bir tartışmada, 1970'te sol harekette ordu ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor. Teori dergisi, bunun üzerine, "1970'te Orduya Bakışta İki Tavır" başlığını taşıyan bir yazı yayınladı. O dönemde Aydınlıkçıların ve Mihri Belli ile Mahir Çayan'ların orduya bakışlarını hatırlatmak amacındaki yazı, iki kesime ait zamanın dergilerinde orduya tutuma ilişkin iki fotokopiyi de yayınladı. Konuyla ilgili Teori yazısı şöyle: "Özgürlük Dünyası'ndaki tartışmada, genel olarak Marksist solun 1970'lerin başlarında, ordu konusundaki tutumu üzerine şunlar söyleniyor: 'İnsanların kafasında, ordu nedir?, yıkacak mıyız - ittifak mı yapacağız?, dost mu - düşman mı?, bunların karışacağı es geçildi. Ordu, burjuvazinin şiddet aracı olan bir kurum, devletin en başta gelen aygıtı olarak gençlerin kafasında es geçirtildi. Kafalar burada bulandı. Ve 'ordu gençlik el ele' diye bağırılabildi.' Bu tespitler, o dönem Mihri Belliler ve maceracı sol açısından doğru. Ama aynı dönemde TİİKP, Proleter Devrimci Aydınlık ve İşçi-Köylü gazetesi gibi yayın organlarında ordu konusunda net bir tavır ortaya koydu. Ordu konusunda alınan iki farklı tavra örnek, 15-16 Haziran işçi eyleminden sonra ilan edilen Sıkıyönetime karşı izlenen politikalardır." Fotokopisi alınan Kurtuluş'un (Temmuz 1970 sayısı) birinci sayfasında yer alan bir yazının başlığı şöyle: "Ordu, işbirlikçinin, patronun ordusu değildir." İşçi-Köylü'nün 15 Temmuz 1970 tarihli 20. Sayısının birinci sayfasındaki başlık ise şöyle: "Sıkıyönetim Patronun Emrinde İşçileri Eziyor." [/FONT]

    [FONT=Arial]("1970'te Orduya Bakışta İki Tavır", Teori, Sayı: 41, Mayıs 1993,[/FONT][FONT=Arial] s. 74) [/FONT]
    [FONT=Arial]1994[/FONT]
    [FONT=Arial]"Orduyu siyasal iktidarda pay sahibi haline getiren Milli Güvenlik Kurulu gibi kurumlar (...) kaldırılmalıdır." [/FONT]

    [FONT=Arial]("İşçi Partisi Program Değişikliği Taslağı", Teori, Sayı: 54, Haziran 1994, s. 59)[/FONT]
    [FONT=Arial]1996-2001[/FONT]
    [FONT=Arial]"Soyut devlet düşmanlığı, devletin sınıfsal karakterini gizlemeye varıyor. ODP Genel Başkanı Ufuk Uras, sanki olabilirmiş gibi, 'burjuvazinin devletle bağının ortadan kaldırılmasından yanayız' diyor. Burada da görüldüğü gibi, devleti burjuvaziden bağımsız bir örgütlenme gibi gösteriyorlar; burjuvaziye ise devlete muhalefet eden bir 'sivil toplum' rolü veriyorlar. Böylece emekçileri sınıf düşmanlarıyla birleştirmeye çalışıyorlar. İşbirlikçi sermaye iktidarını devirmek programının yerini, soyut bir otorite düşmanlığını koyuyorlar." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, ÖDP'nin Kimliği, İstanbul 1998, Kaynak Yay., s. 16) [/FONT]
    [FONT=Arial]"1996 sonbaharından bu yana yaşadığımız sürecin öğrettiği ders şudur: İrticayı ezme pratiğine giren Ordu'yu hedef alanlar, devrim düşmanı saflara yuvarlanırlar. Dahası, bugün Cumhuriyet Devrimi'nin İkinci Taarruzu saflarına girmeden, emek ve özgürlük adına hiçbir başarı elde edilemez." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, ÖDP'nin Kimliği, s. 106) [/FONT]
    [FONT=Arial]İşbirlikçi bile olsa...[/FONT]
    [FONT=Arial]" 'TC devletine karşıtlık', emperyalizme karşı mücadele ekseninden koparılınca, TC'ye karşı, emperyalistlerle işbirliğini haklı ve yerinde görmeye kadar varıyor. Ultra-solun bilimsiz ve bilinçsiz 'devlet düşmanlığı', 222'nin emperyalizmi davet çizgisini onaylıyor. 'TC başdüşman' olunca, ona karşı mümkün olan en geniş güçlerle, bu arada emperyalizmle birleşmek de doğal oluyor.[/FONT]
    [FONT=Arial]"İşte emperyalizme karşı mücadeleyi esas almak, burada görüldüğü gibi, karşıdevrim safına düşmemek için gereklidir. Türkiye yönetimine karşı mücadele, her zaman emperyalizme karşı mücadele eksenine bire bir oturmaz. Türkiye devleti, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri, 1996 sonbaharından beri, ABD emperyalizmiyle veya Avrupa emperyalistleriyle zaman zaman ve göreli çelişmeler içine girmektedir. İşbirlikçi bile olsa Ezilen Dünya'da devlet, emperyalizmin sınırsız sömürüsünün önünde gene de bir engel oluşturur. İşgal etmek ve sömürgeleştirmek, yani Ezilen Dünya devletini ortadan kaldırmak, emperyalizmin vazgeçemeyeceği eğilimidir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, ÖDP'nin Kimliği, s. 148)[/FONT]
    [FONT=Arial]"1920 ve 30'larda Kemalist Devrim'in silahlı gücünü oluşturan Ordu'ya devrimciler olarak yürekten duygular besliyoruz." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Ordu ve Militarizm", Teori, Sayı: 135, Nisan 2001, s. 78)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Avrupa Birliği'nin tüm temel metinlerinde Milli Güvenlik Kurulu'nun tasfiyesi öngörülüyor. 27 Mayıs Anayasası'yla oluşturulan Türkiye'nin ulusal güvenliğini sağlamakla yükümlü en üst Anayasal organın tasfiyesi, parçalama operasyonunda kilit öneme sahiptir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Adnan Akfırat, "Batı Basınında Türk Ordusu", Teori, Sayı: 134, Mart 2001, s. 70)[/FONT]
  3. #3
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Perinçek'in 12 Eylül 'Sorgu'su:

    [FONT=Arial]Perinçek'in 12 Eylül 'Sorgu'su:
    Hizmetlerimizin karşılığı bu mu olacaktı! [/FONT]

    [FONT=Arial]"Partimiz, orduyu parçalamak bir yana, orduyu düşman ilan edenlerin adresini göstermiştir. (...) Orduyu savunan tutumumuzu her olayda ortaya koyduk. Subaylara ve askerlere kurşun sıkılmasını her seferinde kınadık." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, Derleyen: Selim Arıkdal, Avukat Hüseyin Gökçearslan'ın kendi yayını, Ankara 1981, s. 129)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimizin ayrılıkçılık ve bölücülüğe karşı tutumu, Doğu bölgesindeki çeşitli illerimizin vali, emniyet müdürü ve sıkıyönetim komutanlarınca da kabul ve ifade edilmiştir. Mahkemenizden, kendilerinin tanık olarak dinlenmesini talep edeceğiz." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 139-40)[/FONT]
    [FONT=Arial]"(Aydınlık'ın) 'Bilinmeyen Sol' dizisinde ise, sahte solcu terör çetelerinin halkı hedef alan cinayetleri aydınlatılmıştır. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Devlet, teröre karşı mücadelede Aydınlık'tan yararlanmıştır. Birçok yetkili bu gerçeği belirtmiş ve Aydınlık'a sık sık başvurmuştur." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 166)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Urfa, Hilvan, Siverek'te devletin yönetim ve emniyet görevlileri, (...) Apocular karşısında boyun eğerken, TİKP üyeleri tek başlarına kaldıkları zaman bile bu cinayet çetesine karşı mücadeleye devam etmişlerdir. Bu, her yerde böyledir. (...) Öte yandan, bizim bu kararlılığımız hayret ve övgüyle karşılayan valilerin, emniyet müdürlerinin ve sıkıyönetim görevlilerinin sayısı da az değildir. Kendilerinin tanık olarak dinlenmelerini isteyeceğiz." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 179)[/FONT]
    [FONT=Arial]"12 Eylül Harekatını 'terörün kökünü kazıma' amacından saptırarak, 'solun ve demokrasinin kökünü kazıma' mecrasına sokmak isteyen güçler, devleti yanıltarak bu soruşturmanın (TİKP hakkındaki soruşturma) açılmasını sağlamışlardır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 195-6)[/FONT]
    [FONT=Arial]"İki yıl içinde beş bin yurttaşımızın hayatını kaybettiği bir kargaşalık ve bunalım dönemi yaşadık. Ülkemiz iç savaşın eşiğine kadar geldi. Bugün millet olarak karanlık ve acılı günleri geride bırakma çabası içindeyiz.[/FONT]
    [FONT=Arial](...) Hayat, Türkiye İşçi Köylü Partisini doğrulamıştır.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Teröre karşı iç barışı, bölünmeye karşı birliği, zorbalığa karşı özgürlüğü, dış tehdide karşı bağımsızlığı savunan TİKP hakkında dava açılmamalıydı." [/FONT]

    [FONT=Arial](D. Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 107)[/FONT]
    [FONT=Arial]Perinçek isyan ediyor!: "Özellikle İddianamenin devlet, ordu ve Atatürk ile ilgili bölümleri, gerçeğe bağlılık duygusu olan her insanı isyan ettirecek niteliktedir. TİKP'nin bu konulardaki çok açık ve herkesçe bilinen tutumu, İddianamede başaşağı çevrilmiştir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 188)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Dış tehdide karşı devleti ve orduyu savunduk[/FONT]
    [FONT=Arial]"İddianame, bizim devleti yıkmak ve orduyu parçalamak için çalıştığımızı ileri sürüyor. (…) TİKP'nin devlete ve orduya karşı tutumu son derece açıktır. TİKP, dünyadaki gelişmeleri değerlendirerek, 1978 Ocağındaki kuruluşundan itibaren Türkiye devletini ve orduyu, dış tehdide karşı koruma ve güçlendirme çizgisi benimsemiş ve uygulamıştır. Bunun yüzlerce kanıtı vardır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 124)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Orduyu parçalamak amacını güden bir parti, hiç ordunun daha fazla silahlanmasını ve modernleşmesini ister mi, hiç orduya yönelen saldırılara göğüs gererler mi?[/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimiz, orduyu parçalamak bir yana, orduyu düşman ilan edenlerin adresini göstermiştir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 129)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Kontrgerillaya karşı kampanyamız, orduyu değil devlet içine yuvalanmış yasadışı güçleri hedef almıştır. İstisnasız bütün belgelerimizde kontrgerillayı nitelerken 'devlet içine yuvalanmış', 'devlet içine mevzilenmiş', 'devlet içine sızmış' yasadışı güçlerden, 'odaklardan' ve 'obalardan' söz edilmiş, bunların 'MHP'nin devlet içindeki suç ortakları' olduğu tekrar tekrar vurgulanmıştır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 134-5)[/FONT]
    [FONT=Arial]" 'Bilimsel sosyalistler daima devleti yıkmaya çalışırlar' türünden bir yargı saçmadır." Bu cümle, Perinçek'in 12 Eylül mahkemelerine verdiği "Sorgu"nun bölüm başlıklarından biri. [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sorgu", İddianame ve Sorgu, s. 175)[/FONT]
  4. #4
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Kürt sorunu

    [FONT=Arial]Kürt sorunu
    1971: Teori dergisinin, Kürt Sorunu ve Sosyalistler başlıklı sayısında, Aydınlıkçı hareketin, 1970, 1973 ve Ocak 1978 tarihli belgelerinde Kürt Sorununda Aydınlık'ın metinleri yayınlandı. TİKP'nin konuyla ilgili hiçbir görüşüne yer verilmeyen dergide, 1970-71'de Aydınlıkçıların Kürt sorununa ilişkin yaklaşımları şu sözlerle anlatılıyor: [/FONT]
    [FONT=Arial]"Türkiye sosyalist örgüt ve grupları içinde Kürt sorununda kapsamlı ve ilkeli devrimci tavrı ilk önce Aydınlıkçılar aldılar. Bu tavrın ilk belgeleri, 1970-71 yıllarındaki Proleter Devrimci Aydınlık dergileri ile İşçi-Köylü gazetelerinde görülür. Hatta Aydınlıkçılar bu enternasyonalist tutumları nedeniyle daha sonra THKP/C ve THKO örgütlerini kuran arkadaşlar tarafından 'Devrimciler ile Ordunun arasını açıyorsunuz' diye eleştirildiler." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Kürt Sorunu ve Aydınlıkçılar", Teori, Sayı: 15, Mart 1991, s. 3)[/FONT]
    [FONT=Arial]1977: "Proletarya, Kürt milli hareketinin silah zoruyla ezilmesine her şart altında karşı çıkar. Hangi sınıfın önderliğinde olursa olsun ve hangi gelişmelere yol açarsa açsın Kürt halk kitlelerini peşinden sürükleyen bir milli harekete karşı zor kullanılması, emperyalizmi güçlendirir, iki milliyetten halkımızın birliğini baltalar ve devrime büyük zarar verir." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Aydınlık'ın Tezleri/Milli Mesele (Mart 1977)/[TİİKP I. Kongre Belgeleri]", Teori, Sayı: 15, Mart 1991, s. 39) [/FONT]
    [FONT=Arial]1977: "Kemalist burjuvazi Milli Kurtuluş Savaşından sonra emperyalizmle adım adım uzlaştı ve toprak ağalarıyla ittifak kurdu. Buna bağlı olarak Kürtler üzerindeki milli baskı ve zorla eritme siyaseti de ağırlaştı. Bu dönemde ardı ardına patlak veren Kürt milli hareketleri ortaya çıktı. Şeyh Sait İsyanı, feodallerin önderliğindeydi, fakat bu isyan köylü kitlelerini peşinden sürüklediği için milli bir yöne sahipti. İngiliz emperyalistleri (...) bu isyanı destekledi. Daha sonraki Ağrı, Zilan ve Dersim İsyanlarında Kürt halk kitleleri milli zulme karşı ayaklandılar." [/FONT]

    [FONT=Arial]("Aydınlık'ın Tezleri/Milli Mesele (Mart 1977) [TİİKP I. Kongre Belgeleri]", Teori, Sayı: 15, Mart 1991, s. 38) [/FONT]
    [FONT=Arial]1979-81[/FONT]
    [FONT=Arial]Bu dönemde ortaya çıkan 222'yi "Doğu'nun MHP'si" olarak niteledi. [/FONT]
    [FONT=Arial]"(Manşet MGK, 6 ilde daha sıkıyönetim önerdi: Adıyaman, Hakkari, Tunceli, Diyarbakır, Mardin, Siirt" [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, 25 Nisan 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Apocuların MHP'yi kurtarma operasyonu." [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, 4 Temmuz 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Eğer biz karşı saldırıdan korkmuş olsaydık, (…) Apocular iddianamesi bugünkü olgunluğuyla ortaya çıkamazdı." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 136)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimiz ayrılıkçılığa ve bölücülüğe karşı en kararlı mücadeleyi yürütmüştür.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimiz, bütün belge ve çalışmalarında Sovyetler Birliği'nin bölücü çabalarına dikkat çekmiş, bu çabaları bir mesele halinde kamuoyunun önüne getirmiş, mücadelesini vermiş, bu yüzden en değerli yöneticilerinin katledilmesine ve çok sayıda arkadaşımızın yaralanmasına yol açan saldırılara göğüs germiştir.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığının hazırladığı 'Apocular İddianamesi' de buna tanıktır. Bu iddianame, bizim dikkat çektiğimiz ve bir bir ortaya çıkardığımız gerçekler üzerine kurulmuştur. İktidarların Apoculara göz yumduğu bir ortamda, Partimiz yöneticileri ve üyeleri bu gerçekleri, Apocuların kurşunlarına göğüs gererek ortaya çıkarmışlardır. Partimiz, Türkiye'mizin birliğini, lafla değil, en değerli yöneticilerinin hayatları pahasına savunmuştur. (…)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimizin ayrılıkçılık ve bölücülüğe karşı kararlı tutumu, Doğu bölgesindeki çeşitli illerimizin vali, emniyet müdürü ve sıkıyönetim komutanlarınca da kabul ve ifade edilmiştir. Mahkemenizden, kendilerinin tanık olarak dinlenmesini talep edeceğiz." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sorgu", TİKP İddianame ve Sorgu, s. 138-40)[/FONT]
    [FONT=Arial]1990-1991[/FONT]
    [FONT=Arial]Sosyalist Parti'nin "Kürt Sorununa Çözüm: Demokratik, Federal, Emekçi Cumhuriyeti" başlığını taşıyan ve 1991 yılında yapılan genel seçimler öncesi yayınlanan 15 maddelik programın birinci maddesi: [/FONT]
    [FONT=Arial]"Kürt milleti, kendi kaderini tayin hakkına kayıtsız şartsız sahiptir. Eğer, isterse ayrı bir devlet kurabilir. Emekçilerin çıkarı, demokratik bir halk devrimiyle tam hak eşitliği ve özgürlük temelinde, gönüllü birliği gerçekleştirmededir. Ayrılma hakkı, gönüllü birliğin her zaman vazgeçilmez koşuludur." [/FONT]

    [FONT=Arial](İkibin'e Doğru, Sayı: 29, 15 Eylül 1991, s. 16)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Türkiye'de sol farkında değildir ama, bugün Güneydoğu Anadolu'da anti-feodal devrim başlamıştır ve Türkiye devrim sürecine girmiştir. Toprak ağalığı, aşiret reisliği ve şeyhlik paramparça olmakta, dağılmaktadır. (...) Bir sosyal devrim ve köklü değişiklik başlamış oralarda. (...) Cumhuriyet Devrimi köylü devrimiyle tamamlanmadı, toprak reformu yapamadı ve Kemalist Devrim ağalığı ve şeyhliği kaldırmadı. Kaldıramadığı için de özgür köylü yaratılamamıştır ve buralarda Cumhuriyet oluşturulamamıştır. Şimdi ise köylülerin eliyle Cumhuriyete dönüşüyor oralar." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Türkiye Büyük Olaylara Gebe", Teori, Sayı: 7, Temmuz 1990, s. 9) [/FONT]
    [FONT=Arial]Perinçek'in 1991 yılında yapılan seçimden önce parti politikasıyla ilgili söylediklerinden: "Kürt meselesi: Bu noktada gümbür gümbür olmamız gerekir. Hiçbir şeyden korkmayacağız. (...) Kürtlere ne istiyorsunuz diye soracağız. Birleşmek isterlerse başımızın gözümüzün üstünde yerleri var. Yok ayrılmak isterlerse iradelerine saygı duyacağız. Biz referandum yapacağız. Kürt halkına soracağız. Sadece Kürt halkına değil, bir coğrafyaya soracağız (...). 'Bu topraklarda ayrı bir devlet kurmak istiyor musun? Evet mi, hayır mı?" [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Seçimlerde 'Ayağa Kalk' Harekatı", Teori, Sayı: 21, Eylül 1991, s. 9)[/FONT]
    [FONT=Arial]"222 sosyalist ve esas olarak enternasyonalist bir örgüttür." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Sosyalist Parti'nin Seçim Bilançosu", Teori, Sayı: 24, Aralık 1991, s. 12)[/FONT]
    [FONT=Arial]1994[/FONT]
    [FONT=Arial]"Seçimden önce Parti önderliği içinde Güneydoğu'da seçime girmeme fikri çıktı. Genel olarak önderliğin havası faaliyet göstermediğimiz yerde seçime girmeyelim şeklindeydi. Bunun çok temel bir ideolojik nedeni var: O alanı Kürt milliyetçiliğine ait kabul etmek!" [/FONT]

    [FONT=Arial](D. Perinçek, "Sınıf Mücadelesinin Başına!", Teori, Sayı: 53, Mayıs 1994, s. 41) [/FONT]
    [FONT=Arial]"222 esas olarak Batıya yönelmiştir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Sınıf Mücadelesinin Başına!", Teori, Sayı: 53, Mayıs 1994, s. 42)[/FONT]
    [FONT=Arial]İşçi Partisinin 1994 tarihli Program Değişikliği Taslağında Kürt sorununun adı bile yok. "Eşitlik, Irkçı Baskılara Son" başlığını taşıyan 'ilgili' bölüm:[/FONT]
    [FONT=Arial]"Herkes; dil, ırk, milliyet, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi kanaat, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin yasa önünde eşittir. [/FONT]
    [FONT=Arial]"İşçi Partisi, herhangi bir ırkın veya bölgenin diğerlerine hakim veya diğerlerinden ayrıcalıklı olmasına karşı mücadele eder.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Demokratik halk iktidarı, Türkiye halkının barış, kardeşlik ve gönüllü birlik içinde kendine özgür verefahlı bir gelecek yaratmasının karşısındaki engeller olan ırkçı baskı poluitikasının, bölgeler arası eşitsizliğin ve şovenizmin temellerini ve bütün belirtilerini ortadar kaldırır.[/FONT]
    [FONT=Arial]İşçi Partisi, Türkiye'nin kültürel zenginliğinin vei tarihden gelen gerçeklerin ortaya konmasını ve tartışılmasını bile yasaklayan 'Siyasi Partiler Yasası'ndeki ve diğer yasalardaki hükümlerin değiştirlemse iiçin mücadele eder." [/FONT]

    [FONT=Arial]("İşçi Partisi Program Değişikliği Taslağı, Teori, Sayı: 54, Haziran 1994, s. 61)[/FONT]
    [FONT=Arial]1998[/FONT]
    [FONT=Arial]"Çözüm sınanmış politikalarda. Çözüm vardır. Bütün mesele, Türkiye'nin ulusal birliğinin temel taşlarından biri olan Kürt Halkı'nın, tıpkı Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi, bağımsızlık ve birliğin aktif savunucusu ve savaşçısı olmasıdır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Perinçek, "Misak-ı Milli ve Müdafaa-i Hukuk'un Neyi İçerdiğini Biliyor muyuz?", Aydınlık, Sayı: 595, 13 Aralık 1998) [/FONT]
    [FONT=Arial]1999[/FONT]
    [FONT=Arial]"Kurtuluş Savaşından sonra uygulanan politikalar başarılı olsa ve bugün herkes 'Ne mutlu Türküm diyene' sloganı çevresinde birleşseydi, hiç kuşkusuz olumlu olurdu. Bilimsel sosyalistler, milliyet kökeninden hareketle ayrılıklar çıkarmaktan yana olmadıkları gibi, doğal özümlemeye (asimilasyon) de itiraz etmezler. Ne var ki bu politikanın istenen başarıyı sağlamadığı ve Kürt yurttaşlarımızın önemli bir kısmının özümlenemediği görülüyor." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Altı Ok", Aydınlık-Ek, Sayı: 617, 16 Mayıs 1999, s.6)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Kürt solu adı altında her türlü örgütlenme, sonuç olarak Kürt milliyetçi bir çizgiyi geliştirir ve buradan 'Kürt sosyalistliği' çıkmaz." [/FONT]

    [FONT=Arial](Bayram Yurtçiçek (İşçi Partisi Kardeşlik Bürosu Başkanı ve Teori Yazı Kurulu Üyesi), "Savrulmalardan Mutlaka Sakınalım", Teori, Sayı: 117, Ekim 1999, s. 62) [/FONT]
    [FONT=Arial]"Öcalan, ilk duruşmada ve ilk söz olarak Türkiye'ye hizmet etmek istediğini söylemiştir ve yargılama boyunca savunduğu görüşlerle böyle bir hizmette bulunmuştur; bunu kimse inkar edemez. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Üzerinde durmak istediğimiz şudur: Hiç kimse Öcalan'ın söylediklerinin içeriğine bir itirazda bulunmamaktadır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Başyazı: Öcalan'ın Hizmeti", Aydınlık, Sayı: 621, 13 Haziran 1999)[/FONT]
    [FONT=Arial]Öcalan'ın İmralı savunmasıyla ilgili olarak, Aydınlık, "Öcalan'ın Savunmasından Bölümler" başlıklı bir yazıda, Öcalan'ın, Aydınlık'ın onayladığı Türk-Kürt birliğini öne çıkaran sözlerini "Birlik politikası" alt-başlığı altında, Öcalan'ın ABD'ye göz kırptığı ifadeleri "ABD'ye sesleniş" alt-başlığıyla verdi. [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, Sayı: 621, 13 Haziran 1999, s. 11)[/FONT]
  5. #5
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow İhbarcı Aydınlık'tan seçmeler

    [FONT=Arial]"Maceracılık, bugün Türkiye'de artık halk düşmanı ve devrim düşmanı bir nitelik kazanmıştır. Sovyet sosyal emperyalistleri, 1970 yıllarından beri maceracı örgütlerin içine sızıyor, bunlar aracılığıyla Türkiye'yi iç kargaşalığa sürüklüyor ve halkın güçlerini bölmeye çalışıyorlar."
    [/FONT]
    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, "Başyazı: Yolumuz Aydınlıktır, Gelecek Aydınlık", 20 Mart 1978 (ilk sayı))[/FONT]
    [FONT=Arial]"Beş işçinin öldürülmesini lanetliyoruz. Kim yaparsa yapsın, hangi görüş adına yapılırsa yapılsın, Ümraniye'de beş işçinin öldürülmesi halk düşmanı, devrim düşmanı bir eylemdir. (...) Komandolar, İstanbul Üniversitesinden çıkan öğrencilere bomba atıyor ve altı öğrenciyi katlediyor. (...) Her iki halk düşmanı eylemin ipleri aynı adamların elindedir. (...) Artık Türkiye'de Kontrgerilla kimi zaman TİKKO, kimi zaman Acilciler veya benzeri bir adla ortaya çıkıyor. (...) Maceracılık artık halk düşmanı, devrim düşmanı bir nitelik kazanmıştır. (...) Devrimcilerin bunlarla hiçbir ortak yanı yoktur. Sahte solla beraber yürüyenler, halkla birlikte yürüyemez. Maceracılıkla mücadele bugün Kontrgerilla ile mücadelenin bir parçasıdır." [/FONT]

    [FONT=Arial](D. Perinçek, "Başyazı", 23 Mart 1978)[/FONT]
    [FONT=Arial]"(Manşet TİKKO'cu denen halk düşmanları kendilerinden ayrılanları ölümle tehdit ediyor." [/FONT]

    [FONT=Arial](24 Mart 1978)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Hala 'kol kırılır yen içinde' diyenler var. Kimin kolu bu maceracılık? Devrimciler sahte solcularla aynı 'yen' içinde mi dururlar? Olaylar gösteriyor ki, TİKKO-MİKKO denen örgütler, devrimciliğin bir kolu değil, Kontrgerillanın bir koludur." [/FONT]

    [FONT=Arial](D. Perinçek, "Başyazı", 24 Mart 1978)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Devrim düşmanı TİKKO'cu şef Sabri Koçyiğit'i gizli eller himaye ediyor." [/FONT]

    [FONT=Arial](Birinci sayfada haber başlığı, 26 Mart 1978)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bunların komandolardan ne farkı var? İGD'lilerle Devrimci Yol'cular mahkeme kurup, 3 devrimci öğrenciyi okuldan uzaklaştırdılar. Mahkemenin kuruluşunda elebaşılığı Ali Menteş adlı Devrimci Yol'cunun yaptığı öğrenildi." [/FONT]

    [FONT=Arial](28 Mart 1978, s. 7)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Bazı sahte solcu gruplar, TİKKO'cu canileri açıkladığımız için bizi 'ihbarcılık'la suçluyorlar. Kimi, kime ihbar etmişiz? Kontrgerillayı Kontrgerillaya ihbar etmek kadar anlamsız bir şey olabilir mi?" [/FONT]

    [FONT=Arial](29 Mart 1978, s. 5)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Size bir hafta süre, yoksa isimlerinizi açıklarız!" (Aydınlık'ın satışını engelleyen Devrimci Halkın Yolu taraftarlarına tehdit)[/FONT]

    [FONT=Arial](2 Mayıs 1978, s. 1 ve 7)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Provokasyon basını işbaşında. Şefliğini Garbis Altınoğlu'nun yaptığı Devrimci Halkın Birliği adlı dergi..." [/FONT]

    [FONT=Arial](14 Ocak 1979, s. 1)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Kız yurdunda oda basan Dev-Sol taraftarları..." (İsimler veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](11 Mart 1979, s. 5)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Dev-Solcular Bursa DGB'ye saldırdı." (İsimler veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](17 Mart 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Tunceli'de Halkın Kurtuluşçularıyla Apocular arasında çatışma. Hakkı Karabulut adında bir Apocuyu döven HK ...." [/FONT]

    [FONT=Arial](11 Nisan 1979, s. 7)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Çatışmadan kaçan Hikmet Uygun aranıyor. Evlerden birinde, cesaret verici serumlar bulundu." Bu habere yorum yazısının başlığı: "Moskova'nın cesaret serumu" [/FONT]

    [FONT=Arial](15 Nisan 1979) [/FONT]
    [FONT=Arial]"Aydınlık'ı ihbarcılıkla suçlayanlar unutmasınlar ki, Aydınlık, 49 sahte solcu tekkenin elebaşılarının künyesini açıklayabilecek güç ve imkana sahiptir." [/FONT]

    [FONT=Arial](Hüseyin Üstün, "DHY'ci Arkadaşa Mektup", 24 Nisan 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Tunceli'de sahte solun zorbalığı." (İsim veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](2 Mayıs 1979, s. 5)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Sahte TKP'nin adamı gözaltında. Fevzi Şolt 1 Mayıs'ta üzerinden çıkan 526 bin lirayı izah edemiyor. Makina Mühendisleri Odası Genel Başkanı Fevzi Şolt'un, TKP'nin İzmir'deki 1 Mayıs gösterilerinde gözaltına alınmasından sonra..." [/FONT]

    [FONT=Arial](11 Mayıs 1979, birinci sayfa)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Siirt'te Şeyh İsmet Aydın'ın oğlu 'Apocu', Siirt yeraltı dünyasının en ünlü isminin oğlu 'Apocu'..." [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğan Yurdakul, "Açıkça", 12 Mayıs 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"TKP'nin 'Savaş Komiteleri' işbaşında. Saldırganların başını İGD'li T. Ç., H. Ö. ve H. A. çekiyor." (İsimler açık olarak veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](16 Mart 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"CHP Gençlik Kolları başkan adayı Fidan: Partinin tutumu yüzünden KÖY-KOOP TKP'nin denetimine girdi." [/FONT]

    [FONT=Arial](20 Mayıs 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Apocuları kim koruyor? Mahsum Korkmaz yakalanamadı. MİT'le ilişkileri var. Serserilerden, esrarkeşlerden, MHP'li eski kiralık katillerden oluşan bir ekip kurdular." (Yedi kişinin olduğu fotoğraf altı yazısı: "Seyyar vurucu tim") [/FONT]

    [FONT=Arial](22 Haziran 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Apocular: Ali Haydar Kaytan ve Metin Güzgöze nerede?" [/FONT]

    [FONT=Arial]("Doğudaki 15 Grup" Dizisi, 2 Temmuz 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: Bu cinayet şebekesinin peşini bırakmayacağız." (Ali Haydar Kaytan'ın da aralarında olduğu isimler veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](7 Temmuz 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: Apocu caniler hakkında ne biliyorsanız gazetemize ve ilgili mercilere iletiniz." [/FONT]

    [FONT=Arial](8 Temmuz 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Apo kimdir? Diğer elebaşılar ve katiller." (19 kişinin adı veriliyor.) [/FONT]

    [FONT=Arial](6 Ağustos 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]Apocu olduğu iddia edilen 40-50 kişinin adı açıklanıyor. [/FONT]

    [FONT=Arial](7 Ağustos 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: İşte Apo!" (Abdullah Öcalan'ın ilk fotoğrafı) [/FONT]

    [FONT=Arial](27 Ağustos 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Her yerde aranıyor" (Öcalan'ın yeni bir fotoğrafının altındaki yazı) [/FONT]

    [FONT=Arial](29 Ağustos 1979)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: (Samandağ'dan) Silahları İGD Başkanı sokuyor." (İsim veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](8 Ocak 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]"İstanbul'da kurtarılmış bölgeler" dizisi (Dizi boyunca çok sayıda devrimcinin adı veriliyor) [/FONT]

    [FONT=Arial](18 Şubat 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: Erlerin katilleri Yoldaşcan ve Küçükertan." (Bu iki devrimcinin fotoğrafları altında politik özgeçmişleri anlatılıyor. Aydınlık bu yayınıyla poliste adını vermeden direnen devrimci Remzi Küçükertan'ın deşifre edilmesini 'sağladı'.) [/FONT]

    [FONT=Arial](7 Mart 1980)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Manşet: Aktancılar kendilerini ispat için cinayet işliyor." (Aktan İnce, Osman Yaşar Yoldaşcan ve Fatih Öktülmüş'ün fotoğrafları ve haklarında bilgi) [/FONT]

    [FONT=Arial](8 Mart 1980)[/FONT]
  6. #6
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Devrimcilere: Söz, bir daha yapmayacağız!

    [FONT=Arial]Devrimcilere: Söz, bir daha yapmayacağız!
    "Parçalanmış olan sosyalist hareketin herhangi bir grup veya örgütünün sınıfsal mevzilenmedeki yerini, bizim partimize karşı tavrı değil, emperyalizme ve hakim sınıflara karşı pratikteki gerçek yeri belirler. (...) Halkın saflarında yer alan herhangi bir sosyalist veya demokratik hareket, şu veya bu nedenle bize saldırsa bile, cephemizi emperyalizme ve hakim sınıflara dönmekte ısrar etmeli, sol içinde dar çekişme ve kapışmalara girmemeli ve soldan gelen hücumlara misillemede bulunmamalı(...)yız."[/FONT]
    [FONT=Arial]"Çıkardığımız dersleri, bir daha aynı hatalara düşmeme kararlılığıyla Türkiye sosyalistlerine sunuyoruz." [/FONT]

    [FONT=Arial]("TİKP Bilançosu: Türkiye İşçi Köylü Partisi 2. Genel Kongre Kararı / 27 Aralık 1992 / Ankara", Teori, Sayı: 38, Şubat 1993, s. 27 ve 48)[/FONT]
  7. #7
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow On yıl sonra…

    [FONT=Arial]On yıl sonra…
    Yaklaşık on yıl sonra, Aydınlık’ın kapak spotu: “Fotoğraflarla / Sol maskeli gruba MİT-Polis koruması. Ulusal Gençlik Birliğinin Bağımsızlık Yürüyüşü sergisine saldırdılar.” [/FONT]

    [FONT=Arial](Aydınlık, Sayı: 23/722, 20 Mayıs 2001)[/FONT]
    [FONT=Arial]Perinçek’in yorumu: “SüperNATO ve işbirlikçileri, 1970’lerde ‘Sol içi’ şiddeti kışkırtmış ve örgütlemişlerdir. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]“CIA ile işbirliği yaptıklarını iftiharla söyleyen MİT şefleri, bazı sol örgütleri bilinen yöntemlerle ve uyuşturucu ağının içine çekerek denetim altına almışlardır. Dahası, SüperNATO-MİT ikilisi, özel taşeronluk görevi için ‘Sol’ maskeli şebekeler örgütlemiştir. Bunlara, uyuşturucu işi dışında da kirli işler yaptırılmıştır; hatta emekli general öldürtülmüştür. [DHKP-C kastediliyor.] Ancak bu taşeron faaliyetinden daha vahimi, bu örgütlerin üniversite zaptiyeleri olarak kullanılmalarıdır. Artık gençliğin bağımsızlık mücadelesinin önüne sürülen esas olarak bunlardır.[/FONT]
    [FONT=Arial]“Zamanlamaya dikkat ediniz, ne zaman SüperNATO’ya kargaşalık gerekiyor, ne zaman gençliğin sindirilmesi lazım, ne zaman bir devrimci eylemin bastırılması veya bölünmesi gerekiyor; hep bu sol maskeli grupları görevlendiriliyor. (...)[/FONT]
    [FONT=Arial]“Gençliğimizin üzerine kırk yıldır, sağ veya sol maskeli, ama hepsi de, 19 Mayıs’a, Türkiye bayrağına, Cumhuriyet Devrimi’ne, Büyük Devrimci Önder Atatürk’e düşman olan başıbozuk örgütleri sürenlere, artık milletçe dur demenin zamanı gelmiştir.” [/FONT]

    [FONT=Arial](Doğu Perinçek, “Yürüyün Benim Güzel Jön-Türklerim”, Aydınlık, Sayı: 23/722, 20 Mayıs 2001, s. 3)[/FONT]
  8. #8
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Arrow Aydınlık'ta devrimci eğilim

    [FONT=Arial]Aydınlık'ta devrimci eğilim
    "Rapor Taslağı 222'nın Batı ile yakınlaşma girişimlerini abartarak '222 liderliği açıkça Yeni Dünya Düzeni içinde roller almaya taliptir ve bu yönde politikalar geliştirilmektedir' demektedir. Devamla '222 liderliğinin sonuçlarını bilerek bu tavrı aldığı görülüyor. Çünkü gelişme ufkunu milli düşmanlıkta ve Batı'yı ikna etmekte görüyor. Açıkçası Bosna-Hersek ve Kuzey Irak modeli benimsenmektedir' görüşü ileri sürülüyor. Bu tespitte, 222'daki milliyetçi eğilimleri aşırı abartma, hatta onu gerici bir çizgiyi benimsemekle suçlama vardır. Bu tür yaklaşımlara bir süre sonra, 'Kardeş kavgasına yol açmayı önlemek', 'istikarı, barışı korumak', '222 emperyalizmin safında' gibi gerekçelerle 222'nın düşman saflarında ilan edilmesi gündeme gelebilir. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Hele emperyalizmin dünyada ezilen ülkelerdeki devletleri yıkma süreci başlattığı, yeni bir sömürgeleştirme saldırısına giriştiği 'Kürt sorununda baş düşman emperyalizm', 'ABD Birinci Cumhuriyeti yıkmaya uğraşıyor' gibi tahliller, iç gericiliğe karşı mücadeleyi bulandırma tehlikesini güçlü bir şekilde taşımaktadır. Bugün emperyalizme karşı mücadele, milliyetçiliğe kaymak, çok önemlidir, fakat 'İçinde bulunduğumuz mevcut koşullarda baş düşman kim, esas hedef ne?' sorularına açık cevaplar olmalı. İşgal veya çok özel durumlar olmadan emperyalizmin baş düşman ilan edilmesi yanlışına tekrar düşülmemeli.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Rapor Taslağı Parti'nin Kürt Sorununda yaptıklarını abartarak üzerine düşeni yapmasının önünü tıkamaktadır. Örneğin IMF'nin dayattığı çözümlere karşı İP'nin, bir anlamda açil talepleri içeren çözüm önerileri içinde Kürtlere karşı sürdürülen savaşın sona erdirilmesi yoktur.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Taslakta, Parti'nin gücü abartılırken, (Örneğin, ülkenin her yerinde örgütlü olduğunu söyleyerek), bazı sosyalist çevreler 'dergi halinde örgütlüdürler ve esas işlevleri de sosyalistlerin birleşmesini engellemektir' denerek küçümsenmekte ve karşıya alınmaktadır. Birlik isteği zayıftır ve kibirlilik vardır." [/FONT]

    [FONT=Arial](Mahmut Nedim Çiğdemal, "MKK Önerilerine Eleştirilerim", Teori, Sayı: 55, Haziran 1994, s. 67-8)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Son zamanlarda yazılıp çizilen kimi sözcükler adeta havada uçuşuyor. Hani bazen yaz günlerinde, küçük hortumlar olur, önüne kattığı her şeyi havalandırır, fakat yeterince uzağa götüremez. Bu arada insan, bu hortumun havaya kaldırdığı bazı şeyleri tutmaya çalışır. Biz de bunları tutmaya çalışırken, bir bakıyoruz, elimizde Altı Ok, 28 Şubat kalmış; devrim, sosyalizm, komünizm ise havada uçuşmaya devam ediyor. Elimizde kalan Altı Ok ve 28 Şubat'ı birilerine götürüyoruz, görenler 'Bunlar başkalarına ait' diyor. O zaman, yanımızda bulunan arkadaşlarımız da başlarını önüne eğip gerisin geri devrim, sosyalizm, komünizm peşine düşüyor. Çünkü bunlarsız partinin örgütlenemeyeceğini anlıyor, fakat 28 Şubat'ı elinde tutan arkadaş hala ısrar ediyor: 'Kitlem, arkadaşım, sen bunu benimse, ben gidip diğerlerini de getiririm… vb.'[/FONT]
    [FONT=Arial]"Diğer yandan, mevcut düzenin değişmesi için beklenti içinde olan kitleler hayal kırıklığı içinde bekliyorlar. Bekleyişleri o kadar uzun sürüyor ki, artık, değişim isteyen, değişimin sinyallerini veren gruplara dağılıyorlar. Bu sefer biz ne yapıyoruz, 'Emperyalizmin rüzgarına kapıldılar, aslında o yaz fırtınası da emperyalizme hizmet etti.'[/FONT]
    [FONT=Arial]"… Seçimden yenik çıkılmış, bunu, yenilgiyi bile genel başkan, ya da parti lideri zafer şeklinde göstermeye çalışır. Öyle olmazsa lider değildir zaten. Fakat bunun böyle olmadığını birilerinin söylemesi gerekir; böyle olmadığını söylecek olan kişiler de masa başında olanlar değil, bizzat kitlelerin içinde olanlardır.[/FONT]
    [FONT=Arial]"… Bütün mesele, geleceğe ait büyük umutların nasıl alevlendirileceğini ve alevin nasıl körükleneceğini bilmekte yatmaktadır. Söz konusu alev de, Fethullah Gülen'in yaptıklarını anlatmakla, ölüm kalım meselesi karşısında kendini kör testerelerden koruma refleksine giren Ordu'nun statükocu tavrını göklere çıkarmakla olmaz. Anlatılanlar doğrudur, fakat bizim komünist dünyamızın gerçekleri değildir. [/FONT]
    [FONT=Arial]"… Bu taktik işlenirken, olumlu gelişmelerde bulunan kesimlere yakınlık göstermekle birlikte, hiçbir zaman onların yedeğine düşmek gibi bir talihsizliğe düşmemek gerekir. Yoksa kitlelerin gözünde bekçinin bekçisi konumuna düşeriz.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Emperyalizm anlatılırken de büyük bir yanlışlık yapılıyor, soyut bir emperyalizm kavramı yaratılıyor, oysa emperyalizmin yerli işbirlikçileri teşhir edilemeden, ne gerçek anlamı k22222ılabilir, ne de ona karşı mücadele taktikleri geliştirilir. Türkiye'deki sınıf savaşı herhalde Florida ya da New York'ta yapılmaz. Emperyalizm örneğini şundan dolayı verdim: Kitleler nasıl ve kiminle mücadele ettiklerini bilmeleri açısından yakın, yani somut düşman isterler."[/FONT]

    [FONT=Arial](Macit Akgül (Alanya İlçe Başkanı), "Başka Kesimlerin Kurduğu Hayaller Üzerinde Politika Yapmak, Parti Örgütlenmesi Önündeki Engellerin En Büyüğüdür", Teori, Sayı: 117, Ekim 1999, s. 68-70)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Geçmişte açıkladığımız İP-CHP-DSP ittifakı formülünün bir sol güçbirliği olarak kabul edilemeyeceğini hayat, tartışma götürmez biçimde hepimize kabul ettirmiştir. Seçimlerde oluşturduğumuz Sosyalist-Kemalist ittifakı ise, belirsizlikleri ve yetersizlikleri açısından tartışma götürür. Önümüzdeki dönemin en çetrefilli sorununun parlamentarizm ve İşçi Partisi olacağı kanısındayım.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Taslak'ta, 'Yeni Dünya Düzenine karşı ulusal devleti savunmanın ifadesi olarak Türkiye'ye sahip çık sloganıyla seçime katıldık' deniyor. Burada sözü edilen hangi 'ulusal devlet'? Bu soruyu netliğe kavuşturmalıyız. Biz, Atatürk'ün kurduğu Devrimci Cumhuriyet'i, yani Anadolu İhtilali'nin yarattığı devleti savunuyoruz, bugünkü küreselleşme sarmalıdaki devleti değil. Seçim sloganımız, yurtseverliğin ifadesi olan bir slogandır ve genel bir 'ulusal devlet' kavramıyla sınırlandırılamaz, hele mevcut devleti savunmamız söz konusu bile olamaz. [/FONT]
    [FONT=Arial]"Partimiz saflarında Kemalizm oldukça etkili olmaya başlamıştır.Tehlikeli olan, bu sosyalizm dışı görüşlerin sahiplerinini Parti'yı, Sosyalist-Kemalist ittifakı bir partiye dönüştürme talebiyle ortaya çıkmalarıdır. H. Yaman, bu görüşleri muğlak biçimde ortaya atmaya başlamıştır ve gizli talep,sosyalizm mücadelesi ve hedefini bir tarafa bıraktırıp, Partimizi Altı Ok partisine çevirmektir."[/FONT]

    [FONT=Arial](Mustafa Zulkadiroğlu (Merkez Propaganda Dairesi Başkanı), "İP ve Parlamentarizm: Önümüzdeki Dönemin En Kritik Sorunu", Teori, Sayı: 117, Ekim 1999, s. 64-59)[/FONT]
    [FONT=Arial]"Parti olarak Çin'i koruyan bir tavrımız var. Çin'deki geri dönüşü tespitte oldukça muğlak bir tavır alınmaktadır. Burada Sovyet revizyonizmini savunanların hatasına düşmemek için Çin'deki geri dönüşün tespiti iyi yapılmalı ve Sovyetler Birliği'ni nasıl eleştirdiysek Çin'i de eleştirmeliyiz."[/FONT]

    [FONT=Arial]("Bakırköy İlçe Örgütünün MKK Rapor Taslağı Hakkında Görüşleri", Teori, Sayı: 58, Ekim 1994, s. 50)[/FONT]
    [FONT=Arial]" 'İç Piyasaların Çökertilmesi ve Ezilen Dünya Devletlerinin Yıkımı' başlıklarında irdelenen süreç abartılmıştır. Bu durumda hakim sınıfların kanatları arasında bir saflaşmanın gözlenmesi gerekir. Ama böyle bir şey yoktur. Tam tersine emperyalizmle ilişkilerin ne boyutlarda olduğunu açık bir şekilde gösteren özelleştirme olayında da görüldüğü gibi aralarında tam bir mutabakat vardır. Keza emekçilere saldırırken de yekparedirler.[/FONT]
    [FONT=Arial]"Sonuçta 'Emekçi Cumhuriyeti Stratejisi' bölümünde direnme hattı kurulması ile ilgili kısmın 'Kurtuluş Savaşımızın, Cumhuriyet Devriminin ve 60 sonrası halk hareketinin kazandığı mevziden korumak' ibaresi ile tanımlanmış bir göreve işaret etmesi, ilgili hattın geri bir mevziden kurulması anlamına gelir. [/FONT]
    [FONT=Arial]" 'Kardeşlik ya da kendi kaderini tayin hakkı.' Vurgu nereye olursa olsun Kürt halkına mesaj verme gereği ihmal edilmektedir. Sorun, 222 önderliğinin saf değiştirmesi ya da kitle hareketinin durulması ile değişmemiştir, herhangi bir çözüme de ulaşmamıştır. Ve Kürt sorununun özünde Türkiye devriminin sorunu olduğu gözardı edilmektedir. Örneğin, emekçi hareketine hareketine önerilen programda iç savaşın sona erdirilmesi bulunmamaktadır."[/FONT]

    [FONT=Arial]("Çanakkale İl Örgütünün MKK Rapor Taslağı Hakkında Görüşleri", Teori, Sayı: 58, Ekim 1994, s. 49[/FONT]

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts