Results 1 to 1 of 1
“Biz Türkler de ‘ırkçılık’ denilen ideolojinin zerresi bulunmadığı gibi hoş bir teori vardır!!!
Hrant’ı öldürenlerin ırkçı olmadığını iddia edebilir mi kimse? ‘Ermeni’yi öldürdüm!’ diye sevinç çığlığı atan o kişinin başka patalojiden mustarip olduğunu düşündürecek herhangi bir şey var mı? Kendine ‘milliyetçi’ diyeni de,‘ulusalcı’ diyeni de,‘ırk’ için adam öldürmeyi mübah sayabiliyor, hatta salık veriyor. Şimdi bu yazdıklarımdan sonra "onlar gerçek milliyetçi yada ulusalcı değil" diyenler muhakkak olacaktır...Ama bakalım durum öyle mi ?
Türkiye sıradan ideolojisi içinde güçlü bir ırkçı damar var. Bu, kısmen, ‘Güneş-Dil Teorisi’ gibi bilinçli çabayla üretilen, Bulgaristan ’dan Kerkük’e ‘kandaş’, ‘ırktaş’ terminolojisiyle yaşatılan bir biçim alıyor.Ama daha genel olarak, kendiliğinden ama çok güçlü bir zenofobi olarak beliriyor ve zenofebiden çok çabuk ırkçılığa geçiş yapılıyor.”
Ziya Gökalp gayet açık söylemişti: Milliyetçilik ‘tenâkür’e, yani başka milletlere karşı antipatiye dayanır. Bu yüzden kendisini ‘öteki’nin yerine koyan veona ‘tearüf’, yani sempati duyan tüm duygu ve düşünceler milliyetçiliğe yabancıdır.
Ömer Seyfettin bu ortamda, ‘Ezmeyen,ezilir!’ diyor, Süleyman Nazif de,‘Dinim kinimdir!’ diye ekliyordu.Osmanlı Devleti, hem aktör hem de araç hâline geldiği çok cepheli bir ‘kan kavgası’ içinde bitti...
Osmanlı Devleti bitti; fakat aradan geçen seksen dört yıla rağmen ‘tenâkür’ bitmedi; karşılıklı husumet bitmedi.
Siz; “Türk ulus devleti ve Türk ulus birimi, ırk, dil, din, çıkar ve coğrafya birliğine dayanan, bir zamanlar Alman Nazizmine dayanak olan Gobineau’cu ulus kavramının üzerine oturmaz...Türk ulusçuluğu ne ırk esasına dayanır, ne de yabancı düşmanlığını içerir, kendisini diğer kavimlerden veya uluslardan daha üstün görme gibi bir eğilimi de yoktur,” diyenleri ciddiye almayın!
Öncelikle ırkçılığı “ırk ”üzerinden tanımlamak tipik bir ırkçı yaklaşımdır ve bu yaklaşım, öncelikle,“ırk”ı nesnelleştirmekle işe başlar. Böylece,“ırk”, toplumsal ihtilaflardan, kültürel-etnik çatışmalardan ayrı ve kendi başına iş gören bir “nesnel” varlık olarak ortaya çıkar.
Bu çerçevede bu topraklarda; “Onlar ‘Kürtler doğurmasın, mülk edinmesin, üniversiteye alınmasın. Memurlar Türk soylu olsun. Aşağı ırkın görevi üstün ırkı eğlendirmektir. Biz üstünüz!’ diyorlar...Türkleri ‘üstün’ sayıyor,Türk olmayanların üniversiteye gitmemesini, mülk edinmemesini istiyorlar. ‘Kürt nüfus artışı durdurulsun’ diyorlar.Avrupalı ırkçı gruplarla ‘enternasyonal birlik’ kurmayı düşünüyorlar.
İzmir’de kurulan Türkçü Toplumcu Budun Derneği (TTBD) bu görüşleri savunuyor. Yalnız da değiller. İstanbul’daki Elbirliği Derneği, Ankara’daki İlteriş dergisi de eylemleriyle, yazılarıyla Kürtlere karşı olduğunu belirtiyor. Bu üç oluşumun benzerlikleri Kürt karşıtlığıyla sınırlı değil:Üçü de şamanizme yakın ve laik olduklarını söylüyor,Atatürk ’e ‘Başbuğ’ diyor. Hatta,‘ırk’ kelimesi Arapça diye kendilerine ‘soycu’ diyorlar....”
Kaldı ki bir ülkede, milliyetçilik, hatta vatanseverlik adına cinayet işlenebiliyorsa; faşist bir cinayete kurban gitmiş birinin ardından, tepki vermek için “Hepimiz Ermeniyiz ”diye yürüyenler yadırganıyorsa ırkçılık sıradanlaş(tırıl)mıştır...
Öyleyse "Biz Türkler ırkçı olamayız, tarihi, coğrafi, etnik köklerimiz bakımından bu mümkün değildir" sözü havada kalan bir zırva olmaya mahkumdur. Pekala ırkçı da olabiliriz, faşist de !!! Bu sakat ilkeler üzerinde şekilenmiş bir ülke gençliğinden asıl aydın ve enternasyonalist olmalarını beklemek hayalcilik olur...
Kaynak: Metin, Özgür Üniversite ve Fikret Başkaya yazılarından yararlanılarak tarafımdan hazırlanmıştır.