Results 1 to 1 of 1
"Biz kafatasçı değil Atatürk milliyetçisiyiz"
Bu söze kafatasçılar fena halde içerlemektedirler ( Örneğin Reha Oğuz Türkkan) sebebi de kafatasçılığın kötü bir şey olmadığına inanmışlardır. Dahası, Atatürk'ün de zaten bir "kafatasçı" olduğunu düşünmektedirler...
İşte kendi cümleleriyle "Atatürk milliyetçiliği"
Ben lise sonuna kadar okullarda Atatürk devrinde okudum. Resmî tarih ders kitaplarımız hep Türklerin "brakisefal" (bir de dolikesefal mı ne varmış) kafatasından söz ederdi.
Dinleyici olarak katıldığım ve Atatürk'ün de, sahnesinin üstünde altın Bozkurt bulunan halkevinde (eski Türk Ocağında) ve locasından seyrettiği 1. Türk Tarihi Kongresi'nde de tarihte Türklük ölçüsü kafatası ölçüsü olarak geçerdi. İsviçreli Prof. Eugene Pittard bile öyle tebliğ vermişti.
Ayrıca rahmetli babam da, devletin yüksek kademelerinde olduğu için bir iki kere Çankaya'ya çıkmıştı; Atatürk'ün, her davetlisine yaptığı gibi, onun kafatasını da bir pergelle yarı-şaka ölçtüğünü bana anlatmıştı.
Dahası var: Atatürk'ün mânevî kızı Afet Hanım (sonraki Prof. Dr. Afet İnan) Cenevre'de doktorasını yaparken Türklerin vücut (antropolojik) ölçülerinin iyi araştırılmamış olduğunu, tezi için lüzumunu belirtip yardım istemiş. Atatürk de "Sıhhiye Vekâletine" (Sağlık Bakanlığına) emir vermiş, Anadolu'da iki kerede 40.000 ve 60.000 Türk'ün ölçülerinin alınmasını istemiş.
Tez, 1939'da Cenevre'de Fransızca olarak yayınlandı: "Recherches sur les Caracteres anthropologiques des population de la Turqui" Genève.
Kitapta Türklerin yalnız kafatası ölçüleri değil, boy ortalamaları, cilt-göz-saç renkleri ve göz kapağı çekikliği gibi yirmi kadar özellik tesbit edilmiş.
Atatürk, Mimar Sinan'ın da kemiklerinin mezardan çıkartılıp kafatasının ölçülmesini istemişti." (Türkçü Dergi, 92. sayı, Ekim 2005)
Benim dönemimde de okutulan resmi tarih, "Türk"ü şöyle tarif ediyordu:
"Koyu renkli saç, buğday ten, brakisefal kafa, orta boy, değirmi yüz, mongoloid olmayan hafif çekiğimsi (badem) göz."
Mimar Sinan'ın Kayıp Kafası
Sözün tam burasında Mimar Sinan'ın kayıp kafatasından söz etmekte sanırım yarar var: Özellikle gençler, bu milletin ne tür labirentlerden geldiğini anlasınlar diye...
Acı hikâye şudur;
Mimar Sinan'ın İstanbul Süleymaniye'deki mezarı cumhuriyetin ilk yıllarında açıldı. Kafatası çıkarıldı ve Türk olup olmadığının belirlenmesi için Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'ne gönderildi.
Ölçüldü mü, ölçüldü ise ne sonuç elde edildi ve ne karar verildi bilmiyorum, bildiğim şu ki, Sinan'ın kafatası bir daha mezarına dönmedi?
Ortadan kayboldu, kaybedildi.
O gün bugündür Sinan, Süleymaniye'deki türbesinde, başsız olarak uyuyor.
Kafatası Ölçer
Pelvimetre denilen aslında kadınların hamilelik dönemi karın boylarını ölçmek için tasarlanmış bu alet o yıllarda amacının dışında kimilerince kafatası ölçmek için de kullanılmıştır.
Sinan'ın eserlerindeki mimari şahaserliğin açılarını ölçmek yerine kafatasının açısını ölçmeye kalkmanın bilimselikle açıklabilecek hiçbir yanı yoktur. Üstüne üstlük utanmazca bunu "atropoloji bir bilimdir" diyerek yapılanı mazur göstermeye kalkmanın hiçbir inandırıcılığı olamaz.
Nihal Atsız Türk Değilmiş!
Brakisefal kafa
Hürriyet'in bir haberine çok güldüm.
Meşhur "Türkçü"lerimizden Nihal Atsız'ın kafatası ölçülmüş, ama Türk kafatası (brakisefal) çıkmamıştı.
Türkçüler tarafından "Türkçülüğün babası" olarak selamlanan Atsız, tabii bu işe çok bozulmuştu.
Sen tut, "Türkler dünyanın en üstün ırkıdır" diye ömür boyu yırtın, ama kafatasın "Türk" çıkmasın?
Sarsıcı bir durum gerçekten.
Haberin kaynağı Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan'dı. Reha Bey, Atsız'ın kafatasını sağlığında ölçtüğünü, ancak Türk ırkının özelliklerine (brakisefal/yuvarlak kafa? kafanın Dolikesefal ve Mezosefal gibi türleri de var) uymadığı için Atsız'ın çok bozulduğunu söylüyordu.
Reha Oğuz Türkkan da çok ilginç bir "Türkçü"dür aslında. O kadar ki, öteden beri, Kızılderililerin Türk olduğunu iddia etmektedir.
Last edited by kurtulush; 16th January 2009 at 14:01.