Reel AtatürkçülükFikret BaşkayaŞeylerin, toplumsal olguların ve süreçlerin kimin tarafından adlandırıldığı önemlidir. Söylemin sahibi eskeri iktidarın da sahibidir. Başka türlü söylersek, söylemle iktidar arasında diyalektik bir belirleyicilik ilişkisi vardır. Gerçeği gizleme aracı olan söylemin gücü, iktidarın da gücü ve varlık nedenidir. Zaten her türlü iktidarın varlık nedeni de söylemle gerçek durum arasındaki boşluktan başkası değildir. Dünya sarı öküzün boynuzları üzerinde duruyor diyenin amacı tartışmasız bir egemenlik tesis etmektir ama bunun gerçekleşmesi için insanların gerçekten dünyanın sarı öküzün boynuzları üzerinde durduğuna inanmaları, bunun bir edinilmiş bilgi [idée reçue] haline gelmesi gerekir. Söylemin sahibiyle muhatabı arasındaki ilişki, daha baştan hiyerarşik bir ilişkidir. Sözün kendisinden çok, kimin sözü olduğu önemlidir. Dolayısıyla, bize sunulanla gerçek dünyada fiilen [reel olarak] var olan, ya da rivayet edilenle reel durum arasındaki uyumsuzluk veya çakışmazlık şeyleri gizlemeye yarıyor. İşte gerçek bilimsel-entellektüel çabanın misyonu, bu uyumsuzluğu teşhir etmektir.


