Thread: DENİZ GEZMİS

Results 1 to 5 of 5

  1. #1
    Join Date Aug 2007
    Posts 2
    Rep Power 0

    Default

    1965'ten sonra Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'da, liseyi İstanbul'da okudu. Gezmiş, henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçesine üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı.

    TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı) , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.

    İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldı.

    Yakalanışı ve İdam Edilişi.. [değiştir]

    12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motorsikletleri bozulur. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Yusuf Aslan ile birbirlerini kaybederler. Yusuf Arslan o esnada Deniz Gezmiş ise 16 Kasım 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde yakalandı ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya götürüldü ve zamanının İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü.

    Mahkeme 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı.

    Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.

    İdam edilmeden önce son isteğinin Rodrigo'nun Aranjuez konçertosunu (muhtemelen Adagio'sunu) dinlemek ve bir bardak demli çay içmek olduğu söylenir, ama bu isteğinin yerine getirilmediği bilinmektedir. Bir başka iddiada ise Deniz Gezmiş'e son isteği sorulduğunda idamını kendi gerçekleştirmek istemiş ve tam idam edileceği sırada altındaki tabureyi kendi itmiştir. Bir başka iddia da ise idam edilecek olan 2 arkadaşıyla vedalaşmak istediği söylenir ki Hoşçakal Yarın filminde de böyle gösterilmektedir. İdam kemendi boynundan geçirilirken de, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediğini belirtmişti. Son sözleri: "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" oldu.

    Ses belgeleri ve mahkeme savunmasından bölümler [değiştir]

    * "...Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen Türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. Bugüne kadar da bu * "...Öteden beri arz etmiş olduğum gibi, bu ülkede Anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. Anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. Anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. Ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler..."

    * "...Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. Halen de bu inancı taşıyorum. Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum."[1]

    * "Kısaca; Amerikan emperyalizmi yurdumuzda var oldukça bu talan devam edecektir. Türkiye’nin kalkınması için tek ve zorunlu şart Amerika’nın yurttan atılmasıdır. Hem Amerika, hem kalkınma olmaz. Kalkınma toplumsal bir sorundur. Türkiye’de Amerika var oldukça, toplum kalkınamayacak, fakat büyük zenginler, komisyoncular ve uşaklar olacaktır. Amerika yurdumuzda var oldukça, kalkınma değil, tam tersine açlık ve sefalet var olacaktır."

    * ...Fikir özgürlüğünü ve anayasayı paravan yapanlar önceleri Atatürkçü geçinirken,onun fikir ve şahsiyetinide küçük görmeye başladılar şeklinde ve sadece Mustafa Kemal tarafını beğeniyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttu.Bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum.Diğer yurtseverler de bunu kabul etmez,bu kasten tahrif edilmek isteniyor,gerçekler örtülmek isteniyor.Bu cümle art niyetle hazırlanmıştır.Bu memlekette Mustafa Kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.

    Ölmeden önce ailesine yazdığı mektup===

    Baba, bu mektup elinize geçtiğinde ben aranızda olmayacağım. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum.Fakat bu durumu metanetle karşılamanızı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için gerekli talimatları avukatlarıma verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan hiç pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş.(Kaynak: Gülünün Solduğu Akşam, Erdal Öz) Bu dunyada her gocen insan gibi bende gocuyorum hakkinizi helal edin en iyi dostum soner hasgul benim soyumu devam eddirecektir....hakkinizi helal edin sizi seven oglunuz deniz gezmis
  2. #2
    Join Date Aug 2007
    Posts 2
    Rep Power 0

    Default





  3. #3
    Join Date Jun 2007
    Posts 526
    Rep Power 11

    Default

    .............can someone translate this please??? Into to english or spanish.
  4. #4
    Join Date Mar 2008
    Location Azerbaijan
    Posts 4
    Rep Power 0

    Default

    Ahmet Kayanin Deniz Gezmishe ve dostlarina ithaf etdiyi bir sharkisi da var.
    I hate everyone!!!
  5. #5
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Default

    .............can someone translate this please??? Into to english or spanish.
    Deniz Gezmiş

    Born February 27, 1947
    Ayaş, Ankara, Turkey
    Nationality Turkish
    Known for THKO
    Deniz Gezmiş (February 27, 1947 Ayaş - May 6, 1972 Ankara) was a political activist , among the most high-profile revolutionaries active in the Republic of Turkey in the late 1960s. He was one of the Marxist-Leninist founders of the outlawed Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu ("People's Liberation Army of Turkey").
    The son of a teacher, educated in various Turkish cities, he spent most of his childhood in Sivas, where his father also grew up. Gezmiş graduated from high school in Istanbul, where he first encountered left wing ideas.

    Political Life

    After becoming a member of the Türkiye İşçi Partisi ("Workers Party of Turkey"), he attended the Faculty of Law at İstanbul University in 1966. In 1968, he founded the Devrimci Hukukçular Örgütü ("Revolutionary Jurists Organisation") and Devrimci Öğrenci Birliği ("Revolutionary Student Unity").
    Becoming increasingly more politically active, he led the student organised occupation of İstanbul University on June 12, 1968. After the occupation of the university was forcibly repelled by the law, he spearheaded protests against the arrival of the US 6th Fleet in Istanbul. Deniz Gezmiş was arrested for these actions on July 30, 1968, to be released on October 20 of the same year.
    Intensifying his involvement within the Worker's Party of Turkey, and advocating the National Democratic Revolution, his ideas circulated and inspired a growing revolutionary student base. On November 28, 1968, he was arrested again after protesting US ambassador Robert Komer's visit to Turkey, but was later released. On March 16, 1969, for participating in conflicts between left and right wing students, he was arrested again and imprisoned until April 3. After leading the protests of Istanbul University Law Faculty students for reform conceivement on May 31, 1969, Gezmiş was injured and arrested; the university was consequently closed. Although Gezmiş was under police monitoring, he escaped from the hospital, and went to Lebanon to a Fatah camp to receive guerrilla training.

    Arrest and Trial

    On January 11, 1971, he took part in the robbery of İş Bank, Ankara. On March 4 that year, he kidnapped four US privates in Balgat, Ankara. After releasing the hostages, he was captured alive and arrested in Şarkışla, Sivas with Yusuf Aslan following an armed stand-off with law enforcers.
    Their trial began on July 16, 1971, and he was sentenced to death for violating Turkish Criminal Code's 146th article, "to attempt to overthrow the Constitutional order". According to legal procedure, the death sentence was to be endorsed by parliament before being sent to the president of the republic for the final assent. In March and April 1972, the sentence was sent to parliament and in both readings the sentence had been overwhelmingly approved by attending MP's. During the voting, politicians such as İsmet İnönü and Bülent Ecevit opposed the sentence, but Süleyman Demirel lobbied and voted in favor of it.
    On May 4, President Cevdet Sunay refused to grant a pardon, after officially consulting the Minister of Justice and Prime Minister Nihat Erim. The death sentence was carried out by hanging on May 6, 1972, along with the death sentences of Hüseyin İnan and Yusuf Aslan, in the central prison in Ankara.
    His last words: "Long live the People of Turkey's independence, long live the great ideology of Marxist-Leninism, long live the brotherhood of Turkish and Kurdish people, damn imperialism"; his last wish was to drink tea and listen to Concierto de Aranjuez, Joaquin Rodrigo's guitar concerto.

    Aftermath

    In contrast with their final wishes, all of those who were executed on May 6, 1972 were not buried alongside Mustafa Taylan Özgür, in Ankara.
    In 1980, ex-Prime Minister Nihat Erim was assassinated as revenge for the execution by Devrimci Sol.
    In 1987, after 15 years, Suleyman Demirel, who actively supported the executions, told a journalist who was interviewing him that the executions were "a mishappening which occurred during the circumstances of the cold war".

    His Last Letter

    Father,
    I'll have long left you when you receive this letter. I know you'll be in grief even if I tell you not to be. But I'd like you to stay strong; people are born, they grow up, live, and die. The important thing is to achieve as much as he can during his life. That's why I don't mind leaving early. In addition, my friends who have left before me never flinched in the face of death. And you should never doubt that I won't fail; your son is not gutless and desperate in the face of death; he chose this path voluntarily and knew that it'd end this way. Our opinions may differ, but I reckon that you understand me. Not only you, but the Turkish and Kurdish people living in Turkey as well. I gave my lawyer the necessary instructions for my funeral, I'll also inform the attorney general. I wish to be buried next to my friend Taylan Özgür who fell in Ankara in 1969. So don't try and take my body to Istanbul. It's your job to console my mother. I leave my books to my little brother. I want you to caution him especially. I want him to be a man of science and to work at science; don't let him forget that science also serves humanity. At this last moment I'd like to point out that I have no regrets and I embrace you, my mother, my elder and little brother dearly with the spirit of revolution.
    Your son,
    Deniz Gezmiş

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Tags for this Thread