Thread: seçimler...

Results 1 to 9 of 9

  1. #1
    Join Date Jun 2007
    Location ankara - middle east
    Posts 13
    Rep Power 0

    Default

    Arkadaşlar seçimler konusunda ne düşünüyorsunuz? Malum bir bağımsız aday furyası gidiyo. Anlayabileceğiniz gibi tarzımdan ben bağımsız aday için seçimlere angaje olunmasına karşıyım. Okulda örneğin bir çok arkadaş, ki troçkistler de dahil enerjilerini bunun için harcıyolar...

    Halbuki bakıldığında çok ciddi bir gündemin içine de giriyoruz. Yani bir yandan savaş tehtidi ve bu anlamda artık savaşa karşı çıkabilecek anti-militarist anti-kapitalist bir söylemin 2001 deki durumda olduğu gibi kendisini ortaya koyamayışı gibi durumlar var.

    Diğer yandan da halihazırda süren bir avuç greve de solcular neredeyse bütünüyle duyarsız kalmış durumda...

    Bu meseleler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
  2. #2
    Join Date Jul 2006
    Posts 60
    Rep Power 12

    Default

    Zaten Türkiye'de sol kavramı nın içi herşeyde olduğu gibi 12 Eylül'den sonra boşaltıldı. Bi diğer deyişle sol yumuşatıldı. Artık en güçlü SOL partimiz CHP. Bundan sonra ne sol, ne de sağ farketmez. Gelen her hükümet kapitalizmi biraz daha güçlendirecek...
  3. #3
    Join Date May 2006
    Location House of the Rising Night
    Posts 3,973
    Organisation
    Pale Blue Jadal
    Rep Power 41

    Default

    Ne yazık ki 'Sosyalizm gelecek, her şey çok güzel olacak.' demekle olmuyor bazı şeyler. Her ne kadar mevcut sisteme bütünüyle karşı olsak da bazen, özellikle devrimci fikirlerin kitlesel olarak rağbet görmediğini dikkate alırsak, sistemin içindeki mekanizmalardan faydalanmamız gerekebilir. Bunda utanılacak bir şey yok bana kalırsa. Ayrıca bağımsız adaylardan Ufuk Uras'ı 32. Gün programında izlemiştim. Gayet mantıklı konuştu, Erol Manisalı'ya da ağzının payını verdi mesela.
    Bence seçimleri reddetme meselesinin utanmakla pek bir ilgisi yok. Öncelikle temel soruları gözden geçirmek gerekli. Parlementolara girmenin "reform" elde edeceği söylenir: bunun gerçeklik payı yoktur çünkü kapitalizmin çürüme döneminde kalıcı reformlar mümkün değildir, işçi sınıfının mücadeleleri çoğunlukla eldekini muafaza etmek üzerinden yürür. Zaten parlementonun 19. yüzyılda sahip olduğı yaptırım gücü de devletin bürokratik mekanizmalarının kemikleşmesi ve sistem içerisinde öne çıkması sonucunda kaybolmuştur. Bütün bunlara bağlı olarak da parlementoyu bir kürsü olarak kullanma fikrinin bir gerçekçiliği kalmamıştır, çünkü aslında kimsenin umrunda değildir parlementoda olanlar.

    Aynı zamanda mevcut düzenin parlamenter veya demokratik yollarla değiştirilebileceği düşüncesi, işçi sınıfı hareketinin her adımda karşılaştığı en önemli engellerden biridir. Bu yanılsama, egemen sınıf tarafından bilinçli olarak yaratıldığı kadar, parlamentonun sınıf doğasını kavramaktan aciz sol akımlar tarafından da desteklenmekte ve bir çözümmüşçesine sunulmaktadır. Buna bağlı olarak, seçime yönelik çalışmalar yürütmek, hem mücadeleyi sınıf temelinden çıkarmayı hem de işçi sınıfının militanlaşmış kesiminin enerjisini sonuç vermeyecek bir amaç uğruna tüketmeyi beraberinde getirir.

    Ufuk Uras yürekten konuşuyor, Erol Manisalı gibi kişilere televizyonlarda ağzının payını veriyor olabilir; ama önerdiği şey işçi sınıfı için bir fark yaratacak nitelikte olmadığı kanaatindeyim. Ufuk Uras "seçilirsek ilk işimiz milletvekili maaşlarını indirmek olacak" demişti mesela, bunun üzerine merak etmiştim işçiler "karnımız aç" dediği zaman milletvekilleri "ne yapalım kardeş, biz de çok kazanmıyoruz" diye cevap verecek mi acaba diye merak etmiştim.

    Bilindiği gibi 1914'te parlementolardaki sosyalistlerin çok büyük bir çoğunluğu savaşa destek vererek devrime, sosyalizme, enternasyonalizme ihanet etmiştirler. Günümüzde solun seçim kampanyalarına bakınca Marx'ın Louis Napoleon'un 18 Brumaire'indeki "tarih kendisini iki defa tekrar eder; ilki trajedi, ikincisi kuru güldürü olarak" sözünden başka bir şey akla gelmiyor.

    Devrimci fikirlerin kitlesel olarak rağbet görmüyor olmasına gelince; bu konuda seçim kampanyalarının olumlu bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Zaten aslında devrimci fikirlerin yaygınlığı sınıf bilincinin yaygınlığına, işçi sınıfının sınıf temelinde birleşik mücadelesine bağlıdır ve sadece bununla ölçülebilir. Komünistlerin görevi devrimci fikirleri popülerleştirmek değil sınıfın ve sınıf mücadelesinin içerisinde yaptıkları müdahalelerle sınıfın hem uluslararsı düzlemdeki ortak çıkarlarını göstermek hem de mücadelenin içerisinde sürekli işçi sınıfının tarihsel görevini anlatmak, kapitalist üretim biçiminin yerini dünya ölçeğinde sosyalist üretim biçiminin almasını [çünkü kapitalizmin yerini sosyalizm sadece proleterya bütün dünyada politik gücü ele geçirdiyse alabilir] savunmak, sınıfı, sınıfın bir parçası olarak bu mücadelede ileri götürmeye çalışmaktır.
    "Communism, as fully developed naturalism, equals humanism, and as fully developed humanism equals naturalism; it is the genuine resolution of the conflict between man and nature and between man and man – the true resolution of the strife between existence and essence, between objectification and self-confirmation, between freedom and necessity, between the individual and the species. Communism is the riddle of history solved, and it knows itself to be this solution." - Karl Marx

    Pale Blue Jadal
  4. #4
    Join Date Jul 2007
    Posts 9
    Rep Power 0

    Default

    Türkiyede sosyalizm kavrami, bircok Avrupa ülkesinin de altinda, daha da kötü bir durumda... Sol adi altinda Türkiyede en solcu olarak CHP algilaniyor, bu da durumun aslinda ne kadar vahim oldugunun, artik devrimcilerin aktivitelerini arttirmalarini gerektiginin bir göstergesi...
    Secimleri boykot etmek veya secime katilmak, teorik olarak tartisilabilecek önemli bir konu, ancak daha önemlisi, Türkiyede yeni ve güclü bir Sosyalist sol olusturmaktir...bu arada ayni davet, anarsist, anarsist komünist arkadaslar icinde gecerlidir..
    Hasta la victoria siempre,
    socialisme o muerte!

    <span style=\'color:red\'>Venceremos&#33;</span>
  5. #5
    Join Date Jul 2007
    Posts 4
    Rep Power 0

    Default

    Originally posted by mikail firtinaci@June 06, 2007 09:15 am
    Arkadaşlar seçimler konusunda ne düşünüyorsunuz? Malum bir bağımsız aday furyası gidiyo. Anlayabileceğiniz gibi tarzımdan ben bağımsız aday için seçimlere angaje olunmasına karşıyım. Okulda örneğin bir çok arkadaş, ki troçkistler de dahil enerjilerini bunun için harcıyolar...

    Halbuki bakıldığında çok ciddi bir gündemin içine de giriyoruz. Yani bir yandan savaş tehtidi ve bu anlamda artık savaşa karşı çıkabilecek anti-militarist anti-kapitalist bir söylemin 2001 deki durumda olduğu gibi kendisini ortaya koyamayışı gibi durumlar var.

    Diğer yandan da halihazırda süren bir avuç greve de solcular neredeyse bütünüyle duyarsız kalmış durumda...

    Bu meseleler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
    Merhaba


    Türkiye 22 Temmuz&#39;da gerçekten önemli bir seçim yapacak.Bu seçim neticesinde çıkan sonuca göre ya Türkiye&#39;nin mevcut neo liberal politikları uygulayan,ABD&#39;nin pek sevdiği evladı AKP gelecek yahut da ılımlı neo liberal,faşist milliyetçi yine ABD&#39;nin AKP kadar olmasa da 12 Eylül öncesinden pek sevdiği MHP ve faşist bir çizgiye gelen CHP&#39;den oluşan CHP-MHP koalisyonu gelecek bu iki durumda da emekçi kitleler ve kürtlerden,alevilere alevilerden eşcinsellere dek uzanan ezilen sınıflar üzerindeki baskı devam edecek.Ancak CHP-MHP koalisyonu gelirse buna ek olarak TÜRK-KÜRT ayrımı iyice körüklenerek ülke gerçek anlamda bir kamplaşma dönemine sokulmak istenecektir.Zira bu kavga Türkiye emekçi halkının egemen güçler tarafından maruz bırakıldığı baskıya ve sömürüye karşı birleşip,ortak mücadele etmesini engellemek adına en akılcı projedir.Çünkü laik,dindar çatışmasının geleceği pek parlak görünmüyor.Bu bağlamda bu Türk-Kürt kavgasını ortaya koyarak sınıfsal mücadeleyi ve solcuların,demokratların bu ülkedeki kazanımlarını yok etmek ve onların savaşımlarını pasizifize etmek adına da oldukça faydalıdır.Biraz sığ kalsa da benim bu değerlendirmelerimin solun ortak kanaati olduğunu ve geleceğe yönelik somut gerçeklikler olduğunu düşünürsek ne yapılmalıdır ?


    Burjuva parlamentosunda işimiz yok denilip bu gelişmelere karşı sessiz kalınarak suça ortak mı olunacaktır.Elbette hayır,parlamentoya girip kürsüden kamuoyuna gerçekler açıklanmalıdır.Sosyalistler parlamentoya girmeli ve en basit olarak geçmişte olduğu gibi sözlerine İŞÇİLER,KÖYLÜLER,KÜRTLER,ALEVİLER,EZİLENLER sözleriyle ezilen kitleleri kucaklayıp; sendikaya üye olduğu için atılan emekçiyi,şarkısını söylediği,şiirini okuduğu için dayak yiyen kürdü,cemevleri yakılan aleviyi,cinsel tercihleri yüzünden dışlanan eşcinseli kısacası tüm ötekileştirilen ve ezilen kitlelerin dertlerini anlatmalıdır.Eğer bağımsız sol adaylar misyonlarına uygun parlamento içi mücadele verirlerse mutlaka gelişim kaydedileceği kesindir.Sosyalizmin bir alternatif olduğunu emek sorunun varlığını,kürt sorunun varlığını,alevi sorununun varlığını dahi bu vekil olacak arkadaşlar halk nezdinde meşrulaştırırlarsa bu bile bir kazanım olacaktır.Elbet bu vekil arkadaşlar devrim yapacak değiller,harikalar yaratacak da değiller ancak ellerinden geleni yaparlarsa en azından ezilenlerin yaşamları için iyileştirme olacaksa dahi bu faydalı olacaktır.Ancak bunun ötesinde bu vekil arkadaşlarımızdan çok büyük beklentileri olup onları vaad etmediklerini için bu arkadaşlarımızı tenkit edip oy kullanmayacaklarını söyleyenler zaten oy kullanmasınlar.İşçi sınıfı devrimi yapar,sosyalizmi kurar da bunun için sendikal örgütlülüğün varlığı esastır.Bunun olmadığı bir ülkede birşeyin olması mümkün değildir.Örgütlülük olmadan özgürlüğe ulaşılamaz.Örgütlenme hakkını elde etmek için de mücadele ortaya koymak gerekiyor.Herşey bir süreç işidir.Bu gelişim süreci için mücadele vermek gerekmektedir.Sol kendi adına sınıfsal mücadelenin gelişimini esas alarak her fırsatı kullanmalıdır.Umut ederim gerçekten bin umut adayları hakikaten umut olurlar.


    .
  6. #6
    Join Date Jun 2007
    Location ankara - middle east
    Posts 13
    Rep Power 0

    Default

    Valla marxist arkadaşım yazdıkların nedense beni tatmin etmedi. Bi kere bunlar hep bildiğimiz şeyler. Bağımsız adaycı solcu arkadaşlar bizim gibi komünistlere hep bunu söylüyor. Biraz utangaç biraz kızgın ee diyolar devrim olucak hali yok ama bu memleketin sorunu kürt sorunu bunu bi de meclisten söyledinmi işte sana yolun başı diyolar.

    Bir kere bir "marxist"in buna katılması sadece bir ironi olabilir di mesele bu kadar acı olmasaydı ama ne yazıkki öyle.

    Marxist arkadaş bence öncelikle şuna cevap vermeli;

    parlamentonun neo-liberal politikalara cevap vermesi bağımsız adaylar sırf orda olduğu için söz konusu mu olacak? Ya da daha açık konuşalım, neo-liberal politika dediğin bu ne menem olduğu belirsiz ibare sosyal devletin ortadan kalkmasıysa bunun emperyalist barbarlığın geri dönülemez bir yansıması olduğunu neden görmekten kaçalım. Sonuça emperyalizm bir "politika" değil ki seçimle ya da hükümetle değişsin bir dönemin adı. Eğer değiştirilecekse bu demokrasi oyunun kendisinden kurtulmak tek yol olabilir.


    Sonuçta senin tespitlerinin aksine demokratik parlamenter siyasetin işlevsizliğinin kendisi kürt-türk, laik sünni kutuplaşmasını yaratan. Bunun tersi bir siyaset yani sınıf politikası ancak gündelik hayatın içinde gelişebilir yoksa işlevsizleşmiş burjuva mekanlarında değil.


    Burjuva parlamentosunda işimiz yok denilip bu gelişmelere karşı sessiz kalınarak suça ortak mı olunacaktır
    o niye o? tersine parlamentoyu bir umut olarak gösteren sol işçi sınıfına ihanet ediyor diye düşünüyorum ben de hadi bakalım.

    Eğer bağımsız sol adaylar misyonlarına uygun parlamento içi mücadele verirlerse mutlaka gelişim kaydedileceği kesindir.
    parlamento oyalamacası diyosun ısrarla. İyi bakalım oyalanın. Ama sınıf mücadelesi diye bir şey hala var. Sınıflar arasındaki güç dengesi değişmeden de işçi sınıfının hiç bir sorunu çözülemez.

    İşçi sınıfı devrimi yapar,sosyalizmi kurar da bunun için sendikal örgütlülüğün varlığı esastır.
    nerden çıktı ki bu... Sendikal örgütlenmenin hedefi devrim yapmak değil işçi sınıfının gündelik koşullarını savunmaktır ama biz biliyoruz ki artık sendikalar bu işe bile yaramıyor. Türk-iş diye bir sendika olduğunu bilmesem inancam nerdeyse sana

    Bunun olmadığı bir ülkede birşeyin olması mümkün değildir.
    rus devrimi diye bir şey duymadın sanırım. Hani 1917 de ekim devrimi oluyor. Rus devriminden benim öğrendiğim şey işçilerin ne sendikalara ne de parlamentolara bağımsız sınıf organları olan işçi konseylerine ihtiyaç duyduğu. Yani sovyetlere. Sovyetlerde mücadele içerisinde zaten oluşuyor. Diyalektik bağı koparmamak lazım. Eğer mücadele yoksa örgütlenme de pek bi işe yaramaz. Bilimum sol örgüt var memlekette şimdi bi sürüsü baskın oran ı ve radikal iki partisini destekliyo. O radikal iki ki patronu bi sürü işçi kovdu ve baskın "hoca" efendi hala ordan bize tünel kazdırıyor... Hey gidi hey...

    "Umut ederim gerçekten bin umut adayları hakikaten umut olurlar."
    çok umut etme derim. Önümüzde bir savaş gündemi var. 23 temmuzdan sora görücez o zaman bağımsızları. BUu militarist devletin parlamentosunda yemin ettiklerinde...
  7. #7
    Join Date Jul 2007
    Posts 4
    Rep Power 0

    Default

    Originally posted by mikail firtinaci@July 20, 2007 04:19 pm
    Valla marxist arkadaşım yazdıkların nedense beni tatmin etmedi. Bi kere bunlar hep bildiğimiz şeyler. Bağımsız adaycı solcu arkadaşlar bizim gibi komünistlere hep bunu söylüyor. Biraz utangaç biraz kızgın ee diyolar devrim olucak hali yok ama bu memleketin sorunu kürt sorunu bunu bi de meclisten söyledinmi işte sana yolun başı diyolar.

    Bir kere bir "marxist"in buna katılması sadece bir ironi olabilir di mesele bu kadar acı olmasaydı ama ne yazıkki öyle.

    Marxist arkadaş bence öncelikle şuna cevap vermeli;

    parlamentonun neo-liberal politikalara cevap vermesi bağımsız adaylar sırf orda olduğu için söz konusu mu olacak? Ya da daha açık konuşalım, neo-liberal politika dediğin bu ne menem olduğu belirsiz ibare sosyal devletin ortadan kalkmasıysa bunun emperyalist barbarlığın geri dönülemez bir yansıması olduğunu neden görmekten kaçalım. Sonuça emperyalizm bir "politika" değil ki seçimle ya da hükümetle değişsin bir dönemin adı. Eğer değiştirilecekse bu demokrasi oyunun kendisinden kurtulmak tek yol olabilir.


    Sonuçta senin tespitlerinin aksine demokratik parlamenter siyasetin işlevsizliğinin kendisi kürt-türk, laik sünni kutuplaşmasını yaratan. Bunun tersi bir siyaset yani sınıf politikası ancak gündelik hayatın içinde gelişebilir yoksa işlevsizleşmiş burjuva mekanlarında değil.


    Burjuva parlamentosunda işimiz yok denilip bu gelişmelere karşı sessiz kalınarak suça ortak mı olunacaktır
    o niye o? tersine parlamentoyu bir umut olarak gösteren sol işçi sınıfına ihanet ediyor diye düşünüyorum ben de hadi bakalım.

    Eğer bağımsız sol adaylar misyonlarına uygun parlamento içi mücadele verirlerse mutlaka gelişim kaydedileceği kesindir.
    parlamento oyalamacası diyosun ısrarla. İyi bakalım oyalanın. Ama sınıf mücadelesi diye bir şey hala var. Sınıflar arasındaki güç dengesi değişmeden de işçi sınıfının hiç bir sorunu çözülemez.

    İşçi sınıfı devrimi yapar,sosyalizmi kurar da bunun için sendikal örgütlülüğün varlığı esastır.
    nerden çıktı ki bu... Sendikal örgütlenmenin hedefi devrim yapmak değil işçi sınıfının gündelik koşullarını savunmaktır ama biz biliyoruz ki artık sendikalar bu işe bile yaramıyor. Türk-iş diye bir sendika olduğunu bilmesem inancam nerdeyse sana

    Bunun olmadığı bir ülkede birşeyin olması mümkün değildir.
    rus devrimi diye bir şey duymadın sanırım. Hani 1917 de ekim devrimi oluyor. Rus devriminden benim öğrendiğim şey işçilerin ne sendikalara ne de parlamentolara bağımsız sınıf organları olan işçi konseylerine ihtiyaç duyduğu. Yani sovyetlere. Sovyetlerde mücadele içerisinde zaten oluşuyor. Diyalektik bağı koparmamak lazım. Eğer mücadele yoksa örgütlenme de pek bi işe yaramaz. Bilimum sol örgüt var memlekette şimdi bi sürüsü baskın oran ı ve radikal iki partisini destekliyo. O radikal iki ki patronu bi sürü işçi kovdu ve baskın "hoca" efendi hala ordan bize tünel kazdırıyor... Hey gidi hey...

    "Umut ederim gerçekten bin umut adayları hakikaten umut olurlar."
    çok umut etme derim. Önümüzde bir savaş gündemi var. 23 temmuzdan sora görücez o zaman bağımsızları. BUu militarist devletin parlamentosunda yemin ettiklerinde...
    Merhaba


    Yazılarımın sizi tatmin etmemesi üzücü bir durum gerçi pek özenli bir yazı yazmadığımı da itiraf etmem gerekiyor zanndiyorum.Yazdıklarınızı cımbızla cümle cümle çekip değil metinler halinde yorumlayacağım.Gerçi bozuk plak misali hep aynı şeyi tekrar etmek olacak...


    Zat-ı Aliniz Demişler ki:

    &#39;&#39;Valla marxist arkadaşım yazdıkların nedense beni tatmin etmedi. Bi kere bunlar hep bildiğimiz şeyler. Bağımsız adaycı solcu arkadaşlar bizim gibi komünistlere hep bunu söylüyor. Biraz utangaç biraz kızgın ee diyolar devrim olucak hali yok ama bu memleketin sorunu kürt sorunu bunu bi de meclisten söyledinmi işte sana yolun başı diyolar.&#39;&#39;



    Öncelikle şu &#39;&#39;bağımsız adaycı&#39;&#39; şeklindeki yeni oluşturulmuş pek şahane argümanı irdelemek gerek,acaba nedir bu bağımsız adaycı solcular bunlar solculuğun yeni türemiş bir çeşidi midir yoksa yahu ? Belki de öyledir bilemem ancak öyle olsalar bile en kötü anlamıyla dahi yeni birşeyler söyleyen yeni birşeyler yapmaya çalışan ezberi bozan bu adamlar pörsümüş beylik lafları ağzından düşürmeyen kendi gettolarında köhnemişlikleri ile kalıp işçi sınıfı devrimi yapar yahu diyerek kendi kendini tatmin eden sözümona komünistlerden daha iyidirler.Bu sözümona komünistler hala eski şeylerin eski biçimiyle olacaklarını iddia ederler.Ancak bu anlayışlarını bile Sevgili Lenin&#39;in değişen,gelişen düşünceleri üzerine neden bu teorileriniz değişti Sayın Lenin sorusuna verdiği &#39;&#39;Teori gridir dostum,hayat ise yemyeşil&#39;&#39; yanıtı dahi bu kişilerin Lenin&#39;in anlayışından uzak olduğunu göstermektedir.Gelişimi,değişimi reddetmek bilimi ve felsefeyi reddetmektir.1917 yılında kurulan ilk işçi devletinin bugün aynı şekilde kurulacağına inanan pek Sevgili Dostum bugünün Türkiye&#39;sindeki koşullar ile 1917&#39;nin Rus Çarlığındaki koşulların durumu aynı mıdır?

    Zaten aynı derseniz yahut aynı şekilde olabilir derseniz sizinle tartışmamın da anlamı kalmayacaktır.Dindarca inanmışlıkları hiçbir bilgi hiçbir doğru yıkamaz.Bin umud adayları için öte yandan salt kürt sorunu eksenli olduklarını iddia etmişsiniz bu da gayet komik doğrusu,evet bin umud adayları içinde salt kürt sorunu eksenli demeye getirmişsiniz bu söyleminiz de keza yanlış bir bilgidir.Bin umud adaylarının seçim bildirgesinde tüm ezilenlerin demokratik haklarını kazanması adına mücadele verilecek,insan haklarının Türkiye&#39;de tam manasıyla uygulanması sağlanacak gibi maddeler en ön planda yer alanlardır.Bin umud adayları mevcut demokrasinin,hak ve özgürlüklerin iyileştirilmesi ve böylelikle pek çok alanda gelişim kazanılması yönünde yer alacaklar.Orada o insanların olması dahi pek çok duyarsız yahut bilgisiz insanların bu ülkedeki emek sorunu,kürt sorunu,alevilik sorunu gibi sorunları düşünmesine hatta bu sorunların çözümü için mücadele etmesine dahi yol açacaktır.Yani hem &#39;&#39;sosyalizme,demokrasiye birey kazandırılacağı gibi halk nezdinde de tanınmayan sorunlar meşru bir zemine oturacaktır&#39;&#39;


    Bu bin umud adaylarından hangisi devrim olmayacak dedi,yahut buna benzer birşey söyledi bilmiyorum.Zannediyorum bu da yanlış bilgilerinizden yahut yargılarınızdan birisi.



    Zatı-Aliniz Demişler ki:


    &#39;&#39;Bir kere bir "marxist"in buna katılması sadece bir ironi olabilir di mesele bu kadar acı olmasaydı ama ne yazıkki öyle.

    Marxist arkadaş bence öncelikle şuna cevap vermeli;

    parlamentonun neo-liberal politikalara cevap vermesi bağımsız adaylar sırf orda olduğu için söz konusu mu olacak? Ya da daha açık konuşalım, neo-liberal politika dediğin bu ne menem olduğu belirsiz ibare sosyal devletin ortadan kalkmasıysa bunun emperyalist barbarlığın geri dönülemez bir yansıması olduğunu neden görmekten kaçalım. Sonuça emperyalizm bir "politika" değil ki seçimle ya da hükümetle değişsin bir dönemin adı. Eğer değiştirilecekse bu demokrasi oyunun kendisinden kurtulmak tek yol olabilir.^&#39;&#39;



    Evet ortada bir ironi var ancak bu ironiyi aynanızda aramanız gerekiyor.Bu metindeki ifadeleri çok net anlayamamış olsam da emperyalizm husunda birşeyler söylemek gerekiyor.Emperyalizm yahut vahşi emperyalizmin de gelişimi bir süreç şeklinde olmuştur.Ta sanayi devriminden,coğrafi keşiflere kadar uzanır.Emperyalizmi yok edecek şeyin adı &#39;&#39;MARKSİZM&#39;&#39;dir.Bu ülke sosyalist bir ülke de olsa hatta Lenin mezardan kalkıp gelse bu ülkeyi yönetse yine emperyalizm bu şekilde sona ermeyecektir.Bizler demokratik iyileştirmeyi savunup reel bir politika izlerken sizin bu pek talihsiz beklentinize bağımsız adayların cevap vermesi mümkün olmadığı gibi emperyalizmi yok etmek gibi bir amaçları yoktur.Amaç anti emperyalist daha da düzgünü anti kapitalist duruş sergilemektir.Anti kapitalist dedim çünkü bu kavram anti emperyalisti de içine alıyor.Ve bu kavramın kıymet-i harbiyesi daha fazla zira anti emperyalisti bugün Deniz Baykallar,Erbakanlar bile kullanıyor.Demokrasi oyunu ortadan kalkarsa o zaman faşizm gelir.Biz bunu değil demokrasinin gelişimini şu anki mevcut anayasal demokrasideki yer alan sosyal hukuk devleti ibarelerinin tam anlamıyla uygulanmasını,insan haklarını ve ilerleyen süreçteki demokrasi gelişiminde yarı doğrudan demokrasiyi savunuyoruz.Bu aktif siyasetteki reel politikadır.



    Zat-ı Aliniz Demişler ki:

    &#39;&#39;Sonuçta senin tespitlerinin aksine demokratik parlamenter siyasetin işlevsizliğinin kendisi kürt-türk, laik sünni kutuplaşmasını yaratan. Bunun tersi bir siyaset yani sınıf politikası ancak gündelik hayatın içinde gelişebilir yoksa işlevsizleşmiş burjuva mekanlarında değil.&#39;&#39;


    Buna kısmen katılıyorum.Evet mevcut parlamenter rejimin sosyal,hukuk,insan hakları alanlarında işlevsiz olduğu aşikar ancak gerçekten işlevsel olduğu husular da var.Mesela mevcut faşizmle içkin anayasal demokrasinin temel misyonu olan egemenlerin çıkarlarını koruma ve geliştirme bazında ve ezilenlerin ezilmişliklerine karşı örgütlenmelerini engelleme,ortak hareket etmemeleri için aralarında etnik,dinsel ayrılıklar yaratma gibi işlevsel olduğu hususlarda vardır.Ben sana kısaca bir hadiseyi anlatayım.Bir fabrikatörün fabrikasında işçiler örgütlenmiş ve iş bırakma eylemi yapıyorlar tabi fabrikatör dertli ne yapalım diye düşünüyor istedikleri zam da pek çok bunu vermemeli ne yapmalı diye düşünürken başka bir fabrikatör arkadaşına olayı açıyor.Ve bu fabrikatör arkadaşı ona çok basit cevabını veriyor ve anlatmaya başlıyor.Bunların arasında kürt var türk var alevi var sunni var değil mi diye soruyor.Üzüntülü fabrikatör evet cevabını veriyor,peki diyor o zaman o halde yapacağın şey bunları birbirine düşürmek diyor.Dertli fabrikatör de bunun üzerine içlerinden bir kaçını da satın alarak planını uyguluyor ve netice olarak ortada be eylem kalıyor ne iş bırakma,fabrika sahibi beş kuruş zam yapmıyor ve bu işçiler de birbirini yiyor.Velhasıl demek istediğim şu,Türkiye halkının,işçi sınıfının ezilmişliği iyice artıyor ve bu adamların kaybedecek tek şeyimiz zincirlerimizdir diyerek ayaklanmasını engellemek adına ortaya suni gündemler konuyor,düşmanlaştırıcı,kamplaştırıcı hamleler yapılıyor.Karanlığın efendilerinin bu artık bilinen taktiği elbet kitlelerin ihtilalci hamlelerinden önce azınlık egemen zümre karanlığın hamlelerini yapıyor.Özcesi şunu demek istiyorum,bu meclise muhtemelen girecek bağımsız sol arkadaşlar suni,alevi,kürt,türk,laik,dindar gibi kamplaştırma,düşman etme politikasını yıkmalı ve sınıf savaşımının,demokrasi savaşımının ırk,din,dil ayırt etmeden birleştiriciliğini öne çıkarmalıdır.Bu noktada topluma barışçıl mesajları verecek halkın gerçek gündemini yansıtacak olanlar sosyalist sol adaylar olacaktır.Sınıf savaşımını,ezilenlerin mücadelesini ise işçiler ve diğer ezilenler ilerletecektir,birleştirecektir.


    Zat-ı Aliniz Buyurmuşlar ki:

    &#39;&#39;
    Burjuva parlamentosunda işimiz yok denilip bu gelişmelere karşı sessiz kalınarak suça ortak mı olunacaktır
    o niye o? tersine parlamentoyu bir umut olarak gösteren sol işçi sınıfına ihanet ediyor diye düşünüyorum ben de hadi bakalım.&#39;&#39;



    Neden ihanet ediyorlarmış bunu ben ise hiç anlayamadım asıl ihanet pasifizasyonu savunmaktır.Asıl ihanet gettolarda kalıp hülyalara dalarak kurtuluşu düşlemek ve hiçbir halt yememektir.Asıl ihanet işçi sınıfının sendikal haklarını elinden alan mevcut 12 Eylül rejimine ses çıkarmamaktır.Marksistler gelişimi,ilerlemeyi savunurlar.Söylediklerinizin politik bir tarafı yok asıl ihanet içinde olanlar kendi gettolarında komünistler parlementoya girip halka sesini duyurmamalı,o platformda sorunları dillendirmemeli zaten bu heriflerin çok geniş imkanları var herifler heryerden kamuoyuna seslerini duyurabiliyorlar diyenlerdir.Bunu diyenler biraz da bu bin umud projesinin dışında kalmış ihtiraslı yapılar ve o yapının görüşlerini din misali benimseyen dindarlarıdır.


    Zat-ı Aliniz Buyurmuşlar ki:

    &#39;&#39;
    Eğer bağımsız sol adaylar misyonlarına uygun parlamento içi mücadele verirlerse mutlaka gelişim kaydedileceği kesindir.
    parlamento oyalamacası diyosun ısrarla. İyi bakalım oyalanın. Ama sınıf mücadelesi diye bir şey hala var. Sınıflar arasındaki güç dengesi değişmeden de işçi sınıfının hiç bir sorunu çözülemez.&#39;&#39;


    Bu sözlerinizin dayanağı yok işçi sınıfının pek çok sorunu vardır.Sorunların tümünün bir çırpıda çözümü diye birşey yoktur.Bu bir süreç işidir.Sorunların bir kısmını bu düzen içinde çözmek yahut iyileştirmek de mümkündür.Ancak işçi sınıfının sorunlarının başarıyla çözümlenmesinin en akılcı ve en kurtuluşcu yöntemi sınıf savaşımının zaferidir.


    &#39;&#39;
    İşçi sınıfı devrimi yapar,sosyalizmi kurar da bunun için sendikal örgütlülüğün varlığı esastır.
    nerden çıktı ki bu... Sendikal örgütlenmenin hedefi devrim yapmak değil işçi sınıfının gündelik koşullarını savunmaktır ama biz biliyoruz ki artık sendikalar bu işe bile yaramıyor. Türk-iş diye bir sendika olduğunu bilmesem inancam nerdeyse sana &#39;&#39;


    Bahsettiğiniz amacı salt düzen içinde hakların iyileştirmesini savunan sendika burjuva sendikalardır.Benim sözlerim beylik komünist laflara cevaptı aslında hani vardır ya işçi sınıfı devrim yapar klişesi artık bu laf kıymet-i harbiyesini de yitirdi.Her adam bunu diyor.Marx&#39;ın bir sözü var filozoflar dünyayı anlamaya çalışırlar ancak önemli olan onu değiştirmektir der,der ancak bunun da güzelini başka bir filozof söylemiştir demiştir ki insanlar devrimi önce kendinde yapmalı,değişimi kendinde sağlamalıdır demiştir.Artık ezilenler yalnız işçiler değildir işçiler dışında ezilen kesimler de vardır.Marksizm tüm ezilenleri savunan bir fikriyattır.Bunu iyice özümsememiz gerekiyor.Sendika,parti yani örgütlülük özgürlüğe giden yolda aracı konumundadır.Örgütlülük olmadan özgürlük olmaz devrim olmaz.Örgütsüz cahil bir halk boş bir kalabalıktan başka bir halt değildir.



    Zat-ı Aliniz Buyurmuşlar ki :

    &#39;&#39;
    Bunun olmadığı bir ülkede birşeyin olması mümkün değildir.
    rus devrimi diye bir şey duymadın sanırım. Hani 1917 de ekim devrimi oluyor. Rus devriminden benim öğrendiğim şey işçilerin ne sendikalara ne de parlamentolara bağımsız sınıf organları olan işçi konseylerine ihtiyaç duyduğu. Yani sovyetlere. Sovyetlerde mücadele içerisinde zaten oluşuyor. Diyalektik bağı koparmamak lazım. Eğer mücadele yoksa örgütlenme de pek bi işe yaramaz. Bilimum sol örgüt var memlekette şimdi bi sürüsü baskın oran ı ve radikal iki partisini destekliyo. O radikal iki ki patronu bi sürü işçi kovdu ve baskın "hoca" efendi hala ordan bize tünel kazdırıyor... Hey gidi hey...&#39;&#39;


    Hayır ben duymadım,duyduğum şeyleri yazmam ve konuşmam,beyan ettiğim fikirler okuyup araştırıp,sorgulayıp reel hayatla karşılaştırarak sonuca vardığım fikirlerdir.Yanlış sonuçlara varmışsam da özeleştiri verip tekrar yoluma devam ederim.Kalıplaşmış beylik laflarla,tabularla işim olmadı şu zamana değin.


    Rus devrimini severim ama rus salatasını da severim dostum.Birini okuyarak öğrenmişimdir diğerini tadarak yaşamışımdır.Sovyet ihtilalindeki devrimin aynı biçimde yeniden olacağına inanıyorsan sana kolaylıklar dilerim.Tabi bu sözleri manipule edip beni devrime inanmayan bir adam olarak da yorumlayacaksak keza tavrımda ısrar ederim.Üstteki kısımlarda söylediklerimi tekrarlamak niyetinde değilim orada yazdığım pek çok şey buradaki hususlar içinde geçerlidr.Baskın Oran bin umud adayı değildir ancak sol kesimin desteklediği bir adaydır.Kimine göre iyidir kimine göre kötü ancak doğru olan onlarca bağımsız sol aday varken biri üzerinde takılıp kalarak dedikoduvari şeyler söylememektir.Ayrıca son olarak tünel kazıyoruz lafı Ufuk Uras menşelidir.Aktif siyasetti redderek aktif siyasetten hak talep edilemez.Bugüne kadar aktif siyaseti reddeden ki hala bu tutumları süren yapınlarda var,bu yapılar geçmişte aktif siyasetten pek çok şey talep ettiler ve bunu da alamadılar,almaları da mümkün değil zaten.80 öncesi kazanımların çoğu elimizden alınmıştır,artık 80 öncesi ihtilalci kitlede büyük oranda azalmıştır.Şimdi yapılması gereken kazanımları tekrar elde etmek adına mücadeleyi fayda sağlanabilecek her yerden devam ettirmektir.Umudumuz,inanmışlığımız en değerli mücadele gücümüzdür.Hülyalardan uyanalım ve aktif mücadeleye karışalım.
  8. #8
    Join Date Jun 2007
    Location ankara - middle east
    Posts 13
    Rep Power 0

    Default

    sana sadece şu cevabı veriyorum;

    biz tek bir bilim tanırız o da tarih bilimi.
  9. #9
    Join Date Aug 2007
    Location Istanbul
    Posts 2
    Rep Power 0

    Default

    Selamlar arkadaşlar. Seçimler hakkındaki düşüncem, tüm devrimci yapılar tarafından boykot edilmesi gerektiğidir. Zira devrimciler ne burjuvazinin demokrasi aldatmacası olan seçimlerle, ne de bunun sonucunda oluşacak olan oyun alanı meclisle kaybedecek zamana sahip değildir. Bugün meclise giren bir sosyalist vekil, ezilenlerin meşru taleplerini gündeme taşımaya çalışmaktan öteye gidecek bir çalışma yapamayacaktır. Meclisten ne devrim örgütlenir, ne de hak aranır. Meclis burjuvazinin oyun alanıdır, burada siyaset yapabileceğini düşünenler en kısa zamanda pasifize olacaktır.

    Ayrıca, meclis bir şeyleri düzeltmede tek başına yeterli değil ne yazık ki. Oldu olacak meclisle beraber IMF&#39;ye, NATO&#39;ya, sermaye örgütlerine de sosyalist vekiller gönderelim. Bugün bir Ufuk Uras değil 50 sosyalist aday da girse meclise, hiç sanmıyorum ki sermaye sahiplerinin uykuları kaçsın. Tam tersine, burjuvazi düşmanını her zaman için yenebileceği oyun alanında, yani mecliste görmek ister. Bir devrimci grubun illegal ya da sivil itaatsiz konumundan çıkıp meclise, siyasete girmesi burjuvaziyi korkutmaz, aksine işine gelir. Herkese kolaylıklar.
    &quot;(...)We stood for the independence of our country and the liberation of our people from the present regime of exploitation and despotism. We struggled against fascism and imperialism.

    We stood for people&#39;s own power and democracy against imperialist minority. We stood for Socialism, an order that will end all kinds of exploitation and unequality.&quot;

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Tags for this Thread