Bahoz ( Fırtına ) Filmi Üzerine Bir Değerlendirme

Selam,

Hakkında düşüncelerimi yazmak istediğim filmin adı Bahoz yani Türkçe ismiyle Fırtına...

Film, devamlı olarak medyadan tek taraflı olarak izlediğimiz Kürt sorunu gerçeğine pencerenin diğer tarafından bakmaya çalışıyor ve üniversitede okuyan Kürt gençleri üzerinden Kürtçenin yasaklı olduğu yılları bizlere anlatıyor.

Hikaye çok iyi olmasına karşın sanki senaryolaştırılıken biraz oraya, biraz buraya, az biraz da herşeye değineyim derken özden uzaklaşılmış gibi geldi bana...Yalnız film misyonunu gerçekleştiriyor, yiğidi öldürüp hakkını vermek lazım yani seyrederken daha sonrasında film hakkında okuduğum eleştirilerle de desteklenecek bir soru benim de aklıma düştü. Film bu yönüyle son derece başarılı bence. Filmin akıllara kışkı veren sorusu ise şu; son yıllarda örgüte katılımlar neden daha çok batı illerinde yaşayan Kürtlerden meydana geliyor? Aslında yönetmen yer yer bu sorunun da cevabını vermeye çalışmış...

Örneğin; Otobüsteyken Kürtçe konuşan işçilerin, Cumhuriyet gazetesi okuyan birkaç "Beyaz Türk" tarafından azarlanması ve "size vatanı böldürmeyiz" çığlıkları eşliğinde otobüsten atılmaları gibi vakalara şahit olan Cemal'in kendi gerçeğini yavaş yavaş, yudum yudum farketmesi gibi aktarımlarla bu sorunun cevabı yanıtlanmaya çalışılmış...

Film Altın Portakal film festivaline kabul edilmedi! Aslında neden kabul edilmediği de filmi izleyenler için pek öyle ahım şahım bir sır da değil hani...

Bahoz filminde yönetmen Kazım Öz elbetteki taraftır, objektif olma derdi, tasası yoktur, ayrıca bence taraf olma hakkı da vardır...Bu sebeple film sadece sanatsal niteliği ile değerlendirilmemelidir. Vermek istediği mesaj da en az sanatsal yönü kadar önemlidir ve gerek sansürün gerekse film üzerine yapılan tartışmaların gümbürtüye getirilme çabalarının bu mesajın direk ve dürüst söyleminde önemli bir payı vardır...

Taraftır ancak hiçbir yere yaranma derdi tasası da taşımaz, bu ince ayrımı koruyabilmek çok önemlidir. Yani film, asimile olmuş bir gencin değişim sürecini, devletin öğrenci hareketlerine yaklaşımını ve şiddetin nasıl uygulandığını verirken, sol örgütler içinde kadın erkek ilişkilerinin bağnazlığı, gerektiğinde onların da kendi içindeki küçük devlete nasıl dönüşebildikleri, fraksiyonculuğun teori ve programdan kopup tekkeciliğe dönüşümü ve mücadelenin ön cephelerine gidenlerin geçtiği süreçler gibi konulara da değinmekten geri kalmaz.

Sinema sanatı olarak eleştirilebilecek pek çok nokta barındırmasına karşın film, dönemi ve nereden nereye geldik sorusunu anlamak isteyen herkes için belgesel niteliğinde bir yapıttır. Ve her türlü eksiğine karşın Türkiye'de bugüne kadarki en farklı ve cessur film olma özelliği de lekelenemez...