Thread: Kemalizm İçin Tarih Yazarken Yaşanan Parodiler

Results 1 to 2 of 2

  1. #1
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Exclamation Kemalizm İçin Tarih Yazarken Yaşanan Parodiler

    Kanuni'nin öyküsünü Atatürk'e mâlettiler
    Yavuz Donat'ın önceki gün köşesinde yazdığı ve azınlıklarla ilgili olarak Atatürk ile İsmet İnönü arasında geçtiğini söylediği konuşmanın aslı, Kanuni Süleyman ile sadrazamı Rüstem Paşa ya ait. Murat Bardakçı yazdı
    27.12.2008

    Yavuz Donat, önceki gün, Sabah’taki köşesinde azıklıklarla ilgili olarak Atatürk ile İsmet Paşa arasında geçtiği iddia edilen bir hadiseyi yazıyordu.
    İsmet Paşa, Türkiye’yi bütün azınlıklardan temizlemek istemiş ama Atatürk bu girişimi son derece şık ve çiçekli bir cevapla engellemişti: Çankaya Köşkü’nün yani Köşk kompleksinde şimdi “Atatürk Müzesi” olarak kullanılan eski binanın bahçesinde lâleler dışında kalan bütün çiçekleri söktürmüş, ertesi gün azınlıklar meselesinin ayrıntılarını görüşmeye gelen İsmet Paşa’ya “Ben de bahçemdeki azınlıkları söküp attım ama bahçe berbad oldu” mesajını vermişti. Sonra, “Ben, ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene’ sözünü boş yere söylemedim. Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evlâdı. Ben hayatta olduğum sürece, bu böyle bilinsin ve sakın azınlıklarla ilgili bir kanun çıkarılmasın” demişti.
    İsmet Paşa, Türkiye’yi “azınlıklardan temizleme” projesinden Atatürk’ün bu son derece ince mesajından sonra vazgeçmişti.
    Yauz Ağabey, köşesinde işte böyle yazdı ama bu “çiçek” meselesinin aslı çok başkaydı. Sözünü ettiği hadise Atatürk ile İsmet Paşa’nın arasında değil, o tarihten dört asır önce Kanuni Sultan Süleyman ile meşhur sadrazamı Rüstem Paşa’nın arasında geçmiş, üstelik tâââ 1674’te yayınlanmıştı.
    Azınlıklar konusunda çiçeklerle örnek verme meselesini dört asır önce detaylarıyla anlatan kişinin ismi, Stephan Gerlach’tı. 1573’te, Avusturya elçisi ile beraber elçilik heyetinin vâizi olarak İstanbul’a gelmiş, tuttuğu günlük 1674’te torunlarından Samuel Gerlach tarafından Frankfurt’ta yayınlanmış, seyahatnamenin Türkis Noyan’ın Türkçe’ye kazandırdığı tam metni de 300 küsur senelik bir gecikmeyle ve “Türkiye Günlüğü” adıyla 2007’de Kitap Yayınevi’nden çıkmıştı.
    Olayın aslının bütün detayları, işte, Gerlach’ın sözünü ettiğim bu seyahatnamesinde yazılıydı. Stephan Gerlach, Türkiye’ye Kanuni’nin ölümünden birkaç sene sonra gelmişti. Yazdığına göre, hükümdarla sadrazamı arasında geçen bu hadise o yıllarda bütün İstanbul’da konuşulmaktaydı ve şu şekildeydi:
    Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri ve aynı zamanda damadı olan Rüstem Paşa, bir ara imparatorluktaki bütün gayrımüslimleri ortadan kaldırma hülyasına düşmüş, bu emelinden hükümdara da bahsetmişti. İşin tuhafı, Rüstem Paşa’nın da aslında devşirme ve büyük ihtimalle de Hırvat olmasıydı.
    Hükümdar, Paşa’nın söylediklerini dinledikten sonra bahçeden bir çiçek koparmış, Paşa’ya “Bu çiçek güzel mi?” diye sormuş, “Çok güzel hünkârım” cevabını alınca çiçeğin bütün yapraklarını yolmuş ve “Şimdi nasıl?” diye sormuştu. Rüstem Paşa bu defa “Yapraklarıyla beraber çok daha hoştu hünkârım” cevabını vermiş, Kanuni “Devletimin Müslüman olmayan teb’asını ortadan kaldırırsan, memleket işte bu hâle gelir” demiş ve Paşa hayalinden vazgeçmek zorunda kalmıştı.
    Gerlach’ın yazdıklarının tamamını tarihçi dostum Erhan Afyoncu’nun yarınki sayfasında okuyabilir ve çok eskilerde yaşanmış olaylarla konuşmaları başka zamanlara taşımanın nasıl bir hata olduğunu daha anlaşılır şekilde görebilirsiniz.

    Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?i...&dt=2008/12/27
    Değerlendirmem: Yavuz Donat'ın aktardığı "Atatürk'ün hümanist kişiliğini" anlatan bu anısı da diğer anılar gibi "Atatürk'ün eşsiz büyüklüğüne, demokratlığına" parmak basıyor ve "Gazi Paşa Hazretlerini" yüceltiyordu. Ama ufak bir yanlışla anlatılan hikayedeki yüce şahsiyet "Gazi Paşa" değil, "Muhteşem Süleyman"'dı. Baltayı taşa vuran Y.Donat'ın ardından bazı yazarlar da köşelerinden "Bak ne güzel demiş Gazi Paşa" diyerekten Gazi Paşalarını yad ettiler. Bir iki gün sonra ise yazar Murat Bardakçı Habertürk'ün internet sitesinden bu hikayenin böyle olmadığını açıkladı. Hikaye maalesef 400 yıl önce gerçekleşmiş ve kahramanı da Mustafa Kemal değil Kanuni. Sonuç olarak bence Atatürk'ü yüceltmek gibi milli bir görevi ifa eden değerli kalemşörlerimiz ite kaka Mustafa Kemal'den demokratik değerler çıkarmaya uğraştıkları sürece daha başlarına buna benzer parodiler çok gelir.
  2. #2
    Join Date May 2007
    Location Cehennemin Dibi!
    Posts 315
    Rep Power 12

    Exclamation Nostradamus ve Atatürk

    Nostradamus ve Atatürk


    Konu Mustafa Kemal Atatürk oldu mu benim ilk olarak hep aklıma bir ilkokul anım gelir, izninizle yazıma sizlerle bu anımı paylaşarak başlamak istiyorum.

    İlkokuldayen biz erkek öğrenciler hemen hemen tüm tenefüslerde uzun eşşek oynardık, sonra da pancar gibi olmuş bir şekilde derse girerdik, hastalanmamızdan endişelenen ve bu duruma bir çare arayan öğretmenimiz Gülhan Hanım en sonunda bize bir hikaye anlattı, hala hatırlıyorum demek çok etkilenmişim, hikaye kısaca şöyle; Günün birinde bir grup çocuk aralarında uzun eşşek oynuyorlarmış, yalnız takımlardan bir tanesi diğerinden güçsüzmüş, durumu eşitlemek için "yastık" olan çocuk uzakta kitap okumakta olan sarışın mavi gözlü çocuğa seslenmiş ve; "-Hey arkadaş bizimle oynarmısın?" demiş. Mavi gözlü sarışın çocuğun cevabı ne olmuş beğenirsiniz? "-Yok arkadaş, oynamam. Ben kimsenin önünde eğilmem." Peki bu çocuk kimmiş? Mustafa. Hangi Mustafa? Ömrünün geri kalanında da hiç bir zaman baş eğmeyen Mustafa Kemal Atatürk. Buyrun size bilinmeyen bir özelliği daha; Atatürk uzun eşşek oynamazmış!

    Farkındayım uzattım ama anlatmadan da edemedim. Peki bu kişisel anımdan sonra "Esirgeyen ve bağışlayan Mustafa Kemal Atatürk'ün adıyla!" hemen asıl söylemek istediklerime giriş yapıyorum.

    Başlığımız; Atatürk'ün kehanetleri. Ara başlığımız ve asıl konumuz ise; Atatürk'ün 1932 yılında ünlü Amerikalı komutan McArthur ile yaptığı ( sözde ) bir mülakat.

    Bu görüşmeden uzun yıllar geçtikten sonra 1951 yılında soğuk savaşın en cafcaflı zamanlarında Kafkaslar diye kimsenin görmediği, bilmediği bir dergi aracılığıyla görüşmenin içeriği Amerika'da yayınlanıyor, Amerika'dan da Türk basınında ve kamuoyunda yer buluyor.

    Ara not olarak vereyim, bu konu Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri"nde halen vardır.

    Neyse konuya dönelim, bu habere göre; 1932 yılında Atatürk McArthur'a diyor ki "Yakında Almanya'da Versay anlaşmasını ortadan kaldıran bir iktidar olabilir, Bu iktidar bütün Avrupa'yı işgal edebilir ( Hitler'i öngörerek ). Mussoluni de büyük Roma İmpartorluğunu tekrar canlandırmak için onlarla birlikte hareket edebilir. Fakat kazanamayacaklar. Amerika bu defa öyle dışarda kalamaz. Amerika da girecek savaşa. Ancak ve maalesef bolşevizim ve Sovyetler Birliği bu vesileden istifade ederek Avrupa'nın göbeğine kadar inecek. Bolşevezimden bu dünyayı kurtamak gerekir"

    Yineliyorum; Bugün Atatürk'ün resmi kitabı "Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri"ni açarsanız bu görüşme orda da var.

    Peki işin aslı böyle mi? Geçen senelerde Hikmet Bayur tarafından tutulmuş bu görüşmenin tutanağı açığa çıktı ve "Tarih ve Toplum Dergisi"nde yayınlandı. Neydi bu tutanakta yazanlar.

    Özetle;
    Atatürk diyor ki; "1929 ekonomik bunalımı çok fena oldu, bütün dünya perişan oldu, biz de perişan olduk."
    McArthur da şöyle söylüyor; "Bütün dünya doğru perişan oldu ama siz tarım toplumu olduğunuz için sizi o kadar etkilemedi, asıl sanayiciler yıkıldı."
    Atatürk de bunun üstüne ekliyor; "Tarımda da moderleşiyoruz, Gazi Çifliği'ni örnek gösteriyor. Uzun uzun çifiliği anlatıyor"
    Ve en sonunda da şunları söylüyor; "Önümüzdeki 15 yıl içinde bir dünya savaşının çıkmasına imkan yoktur!"

    Şimdi burda mesele ne, sorun nerde? Bu örneği neden verdim? Benim şahsi görüşüm; Atatürk 15 yıl içinde dünya savaşı çıkacak dese ne olur, demese ne olur. Sorun Atatürk'ü modern bir Nostradamus kılığına sokmak isteyenlerde ve bunları kemalistlerin içlerinden ayıklamayı düşünmek şöyle dursun, "Vay be atam ne büyükmüşün, sen kalk ben yatam" diyerek bu yalanları araştırmaya bile gerek görmeden kıvrım kıvrım kıvanarak pek bir memnuniyetle dinlemelerinde.

    Tek cümleyle özetlemem gerekirse bu durum bence; resmi tarihin iflasının bir yansımasıdır. Can çekişme emareleridir.
    Kaynak
    Last edited by kurtulush; 1st November 2009 at 20:33.

Similar Threads

  1. Mustafa Kemal ve Kemalizm Tabu Mu ?
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 1
    Last Post: 15th May 2011, 17:15
  2. "Türk Tarih Tezi" komedisi
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 0
    Last Post: 4th December 2008, 10:20
  3. Kemalizm ve Sosyalizm
    By kurtulush in forum Turkce
    Replies: 0
    Last Post: 4th December 2008, 09:35

Posting Permissions

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts